Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 15110 kez okundu.
Yazının Tarihi :   15 Şubat 2015 - 08:10:23

GURBETTE BIR SABAH

Büyüt
Küçült
GURBETTE BIR

Özden GÜLEN

Sabah uyandığımda her gün olduğu gibi sabah ezanı okunuyordu. Daha iyi duyabilmek için pencereyi açtım. Ya Rabbi ne güzellikti o ... Sessiz sakın mis gibi serin bir sabah, tertemiz hava ve inanılmaz güzellikte ezan... İnsanın yüreği coşuyor. Dalga dalga bir sevinç kapladı içimi Bol bol su ile abdest aldım. Su ne büyük nimet , nasıl da ferahlatıyor insanı..


Tefekkür ve dua için en uygun saatler bunlardır diye düşünüyorum. Yavaş yavaş günün ışımasını seyretmek insana çok farklı duygular yaşatıyor... Yeryüzü bu noktada karanlıktan yavaş yavaş kızıl ışık hüzmelerine sonra da hafif sisler içinde kurşuniye boyanırken, en sonunda da aydınlıkta renklerine kavuşurken yaradılışın mucizesini, alemleri , alemlerin Rabbini , gücünü , azametini, rahmaniyetini, esmalarını düşünmek, varoluşumuzun gerçeklerini farkedebilmek ne muhteşem...


Eskileri hatırlıyorum yine. Istanbulda öğrenci olduğum zamanlarda haftasonlarında Heybeliadada oturan teyzeme giderdik. Adada sabah muhteşem olur. Araç trafiğinin olmadığı adada sabahları namazın ardından yürüyüşe çıktığımızda , etraftaki rum evlerindeki hanımların çoktan evlerinin önünü süpürmüş, taşlıklarını yıkamış, pencere önlerindeki ve merdivenlerdeki çiçklerini sulamış olduklarını görürdük. Ortalık mis gibi çiçek kokardı. Sonra vapur iskelesine doğru yürüdüğümüzde, çoğu hanımın İstanbulda çalışan eşlerini geçirmek için vapura kadar onlarla yürüdüğüne şahit olurduk. Bu manzara çok hoşuma giderdi. Rahmetli annanemin bir gün söylediklerini ise hiç unutamadım; Sabah ezanında uyanıp gün doğumunu bekleyenler dünya hayatlarında rızıklarının bereketini yakalamış olurlar.. Bu saatler rızıkların dağıtıldığı saatlerdir. İşte bu yüzden adada yaşayan gayrimüslim hanımlar da dünya rızıklarından paylarını bereketi ile alıyorlardı.. Bu ne güzel bir güne merhaba deyişti.. Pırıl pırıl , tertemiz, dinç ve enerji dolu olarak her güne yeniden başlıyorlardı... Yıllar sonra dünya yüzünde çeşitli cografyalarda gördüğüm refah içinde bulunan ülkelerde insanlar güneşle beraber uyanıyorlar.. Üzerine güneşi doğurmayanlara Rabbim Rahman ve Rezzak esmaları ile tecelli ediyor.. . Peki ya bizler.... Okyanusta yaşayıp da annesine su nerede diye soran balık misali etrafımızı kuşatmış rahmetten bihaber sabah gündoğumunu uykuya kurban ederek, iş değil laf üreterek, gayret değil başkalarına hayret ve gıpta ederek ömür geçirenler bir şey istediğimiz gibi olmasa nasil da hemen şikayete sarılıyoruz.


Gün tamamen ağardığında evden işe gitme vakti gelmişti ancak kapımı dualar ile kapatıp yola çıktığımda bu dusunceler icinde aklıma bir hikaye geldi (sanırım Mesneviden)


Bir gün Lokmanin efendisine hediye olarak bir karpuz getirirler. Hizmetçiye “Git , Lokmanı çağır” buyurur. Lokman gelince efendisi karpuzu kesip ona bir dilim ikram eder. Lokman karpuzu öyle bir iştahla yer ki Efendisi ikinci dilimi sunar.. Sonra üçüncü, dorduncu derken bütün karpuz biter. Sadece bir dilim kalmışken efendisi son dilimi de kendisi yemek ister. Daha ısırır ısırmaz karpuzun açılığından dili ucuklar. Lokmana “A benim canım, bu zehir gibi acı şeyi nasıl olurda sesini çıkarmadan yedin? Niye birşey söylemedin?”der. Lokman ise: ”Senden o kadar çok iyilikler, ihsanlar, güzellikler gördüm ki elinle bana ikram ettiğin şeye, bu acıdır demeye utandim.” Diye cevap verir.


Bazen zorluklar üst üste geldiğinde, azıcık başımız sıkıştığında hemen yüzümüz asılıyor, bunalıyor, etrafımızdaki mucizelere gözlerimizi kapatıveriyoruz… Oysa gönül gözümüzü hep açık tutmalı her bir gelen zorun, musibetin bir sebep üzere olduğunu ve bize bir şekilde ya hayır , ya, ders , ya da sabır etmemiz halinde ebedi alemde bir güzelliğe dönüşeceğini unutmamiz gerekiyor… Hemen içimizi ve kendimizi karartıp oturacağımız yerde büyüteci kendimize çevirip kendimizdeki eksikleri bulup düzeltmeye , iyinin de iyisi olmaya gayrete ve Rabbimize sükretmeye yönelmeliyiz değil mi?


İnsanoğlu Rabbinın bunca ihsanından sonra nasıl oluyor da ufacık musibetlerde, olumsuzluklarda, sıkıntılarda hemen Rabbine karşı isyan bayrağını açabiliyor. Ya da serzenişte bulunabiliyor..?


Evet bu gunluk de boyle .. Sizlere gonulden guzellikler diliyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardimcisi olsun.. Saglik ve huzur nasip etsin. Amin!


 

E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
simavi
 
Yine İbretli, hikmetli, düşündürücü enfes bir yazı olmuş Özden Hanım. Hele bir anekdotla daha da bir güzellik katmışsınız. O bahsettiğiniz anlarda Allah’ın yazısız ayetlerini seyretmek ve okumak ne büyük bir zikir ve zevktir. Bizi bu noktada özendirdiğiniz için teşekkürler. Kalbinize ve kaleminize sağlık…
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://www.fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017