Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 21654 kez okundu.
Yazının Tarihi :   00 0000 - 11:13:00

Tuğba EKŞİ

Büyüt
Küçült
Tuğba

Tuğba EKŞİ

 



Darüşşifa bugün kullandığımız hastanenin bir karşılığı olup; şifa, sağlık evi demektir. Bazı metinlerde bimarhane ve halk arasında tımarhane şeklinde geçerken akıl ve ruh hastalarının ayrı bir yerde tedavi edildikleri yerdir. 


      Her türlü hastanın ücretsiz olarak kabul edildiği bu kurumlar, Anadolu Selçuklular döneminde başlayarak Osmanlı’da zirveye ulaşmıştır. Üstelik Avrupa’da delilik denilen bu hastalık durumunda kişiye ‘’içine şeytan kaçmış’’ gerekçesini sunarak yakıldığı bilinirken Osmanlı’da hastalara büyük hassasiyet, ilgi ve alakanın olduğu görülmektedir. İslam’ın ışığı ile donatılmış, hem hastaları tedavi eden hem de tıp öğrencilerinin eğitim alabildiği bu çok amaçlı kurumlar; insana verilen değeri göstermektedir. 


     Bu darüşşifalara en güzel örnek, Fatih Sultan Mehmet’in oğlu II. Beyazid’ın yaptırdığı Edirne’deki II. Beyazid Külliyesinin Darüşşifasıdır. 


      Özellikle akıl hastalarının tedavi edildiği fakat her türlü hastanın da tedavi görebildiği bu kurumda; zincire vurulması gereken akıl hastalarına, paslı demirin olumsuz etki yapması olasılığı düşünülerek bu demirlerin altın ve gümüşle yaldızlandığı bilinmektedir.


     Üç bölümden oluşan darüşşifanın birinci bölümünde; poliklinikler, kiler, özel diyet mutfağı, bekçi odaları, akıl hastaları tecrit odası, ilaç olarak kullanılan şurupların pişirildiği mutfak ve personel odaları bulunmaktayken; ikinci bölümde, 4 oda ve 2 sofa bulunmaktaydı. Odalardan ikisi ilaç deposu ve eczane olarak, diğer ikisi de üst düzey personelin kullanımına tahsis edildiği bilinmektedir. Üçüncü bölüm ise yataklı kısımdır. Bu bölüm 6 kışlık oda ile 5 açık sofadan oluşmaktaydı. Sofalardan 4’ü yazlık yatak odası biri de musiki sahnesiydi. Odalar ve sahne büyük ve yüksek bir kubbeyle örtülü şadırvanlı bir salon etrafında çevrelenmekteydi. Odaların dış bahçeye, iç salona açılan pencerelerinin var olduğu da bilinmektedir.


      Ortadaki büyük kubbenin tepesindeki fenerden gelen ışık iç mekanı aydınlanmakta ve havayı, pis kokuları dışarı atmaktaydı. Kapalı sistem ile çalışan binanın aydınlanma ve havalandırma sistemi bu şekilde kusursuz olarak sağlanmaktaydı.


      Bu bölümün yapısında akustik sistem oldukça hassas olarak yapılmıştır. Haftada 3 gün verilen musiki konserleri yankılanmadan binanın her tarafında rahatça dinlenebilmekteydi. Zaten musiki ile tedavi, bu darüşşifa’nın özellikleri arasında yer almaktadır. Tedavi sürecinde yalnızca musikiden değil, su sesi ve güzel kokulardan da yararlanıldığını belirtmek gerekir. 


      Binanın her tarafından dinlenebilen bu konserler kadar; su sesi ve güzel kokulardan da yararlanarak ruh hastalarının tedavisi yoluna başvurulmaktaydı. Büyük kubbe altındaki şadırvandan fışkıran suların kubbeye kadar yükseldiğini görenler yazmışlardır. O yükseklikten düşen suyun çıkardığı melodiler hastaları huzura kavuşturmaktaydı.


      Bu konuda inceleme yapan müzisyen Türk hekimleri, Türk musikisindeki bazı makamların bazı hastaların tedavisinde özel bir iyileştirici etkisi olduğunu saptamışlar ve buna ‘’müzikal kodeks’’ demişlerdir. 10 kişiden oluşan bu musiki topluluğunun kullandığı makamlar;


Rast Makamı: Havale ve felçli hastaların tedavisinde kullanılmaktaydı. 


Irak Makamı: Har mizaçlılara, sersem ve hafakana hastalarının tedavisinde kullanılmaktaydı.


İsfahan Makamı: Zihni açmakta, zekayı arttırmakta ve anıları tazelemek için kullanılmaktaydı. 


Zirevkent Makamı: Sırt ve eklem ağrılarının ve kuluncun tedavisinde kullanılmaktaydı. 


Rehavi Makamı: Baş ağrısının tedavisinde kullanılmaktaydı. 


Büzürk Makamı: Ateşli hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Zihni temizlemekte, vesvese ve korkuyu uzaklaştırmakta ve fikre yön vermekte olduğundan kullanılmaktaydı.


Neva Makamı: Kadın hastalıkları tedavisinde kullanılmaktaydı.


Zengule Makamı: Kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktaydı. 


Hicaz Makamı: İdrar zorluğuna iyi geldiği gibi, cinsel yönden uyarıcı etkisine sahip olduğundan gerekli hastaların tedavisinde kullanılmaktaydı.


Buselik Makamı: Kulunç ve bel ağrılarının tedavisinde kullanılmaktaydı. 


Uşşak Makamı: Kalp, karaciğer, sıtma ve mide hastalarının tedavisinde kullanılmaktaydı. 


      Nesilden nesile aktarılan bu musikinin, meşk yoluyla olduğu apaçıktır. Musikinin bir imparatorluk sanatı olarak, bütün Türk musikisinin en fazla gelişmiş, zenginleşmiş ve hatta incelmiş bölümü olmasının başka nasıl bir sebebi olabilir?


                                                                                                                  Tuğba EKŞİ


                                                                                                        Sanat Tarihi Araştırmacısı



E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://www.fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017