Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 13450 kez okundu.
Yazının Tarihi :   22 Kasım 2014 - 16:14:31

SÜREKLİ SEVEBİLEK

Büyüt
Küçült
SÜREKLİ

Merve Bulut

Günlük hayatta insanların büyük bir bölümünün sık sık sevgilerine, fedakarlıklarına karşılık bulamadıklarına dair sitemlerini duyarız. İlkin sevgiyi, hakettikleri değeri bulduklarını sanarak sevinen bu insanlar, bir süre sonra yanılmışım, ona güvenmekle, bu kadar değer vermekle hata etmişim gibi karamsar düşüncelere kapılıp hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Bu tür düşüncelere ve hayal kırıklıklarına kapılan insanlar, büyük bir hakikati gözardı etmektedirler; evreni ve tüm nimetleri yaratan Rabbimiz, sevdiğimiz insanları, onların duygularını ve bizim duygularımızı da yaratmaktadır.


Herkes gerçek sevgiyi bulabilmeyi, samimi bir sevgiyle sevilmeyi ister. Bu, Rabbimizin içimizde yarattığı bir arzudur. Sevgiyi yaratan ve asıl sahibi olan Vedud Rabbimize samimi bir şekilde iman etmeden, Onu samimice sevmeden gerçek sevgiye ulaşabilmek mümkün değildir. Bu dünyadaki fizik ve biyoloji kanunlarını koyan nasıl Rabbimizse, manevi kuralları koyan da Odur. Sevgiye ulaşmak isteyen, sevginin Sahibine yönelmeli, Onu her şeyden çok sevmeli ve tüm gücüyle rızasına uygun şekilde davranmaya gayret etmelidir.


İnsanlar içinde, Allahtan başkasını eş ve ortak tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allahı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allaha olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allahın olduğunu ve Allahın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)


İman edenlerin diğer insanlardan en önemli farkı, sevgilerini her zaman Allaha yöneltmeleri, sevdikleri her şeyi ve herkesi Onun rızası için sevmeleridir. Müminler, şeytanın ve nefsinin telkinleriyle sevgilerini Allahtan bağımsızlaştırmamak için devamlı dikkatli ve uyanık olurlar. Sevdikleri her varlığı, onlarda sevme hissi uyandıran özelliklerini ve sevgi hissinin kendisini yaratanın Allah olduğunu bilirler, sık sık hatırlarlar. İman etmeyenler yada imanı zayıf olanlar ise nefisleri için sevdikleri insanları veya nesneleri Allahtan bağımsız olarak düşünür ve öyle severler. Sonuçta da hiçbir zaman gerçek sevgiye ulaşamazlar.


Bir insanın sahip olduğu tüm güzel özellikleri yaratan Allahtır. Örneğin, muhteşem güzelliğe sahip bir kadın, çok güzel-etkileyici konuşan bir insan ya da çok yetenekli bir şair, ressam, müzisyen düşünelim. O kişiye bu özellikleri veren Allahtır. Bu kişiler, bu özellikleri kendi çabasıyla kazandığını düşünüyor olabilir. Oysa o ana gelene kadar beynindeki tüm sinyalleri, reflex oluşumlarını, ona güzellik/yetenek kazandıran hücrelerindeki trilyonlarca işlemi gerçekleştiren kendisi değildir. Allah isterse bir anda tümünü elinden alabilir. Bu, kişinin sahip olduğu manevi özellikler için de geçerlidir. Dolayısıyla bir insan sevilirken aslında Allahın onda yarattığı güzellikler sevilmiş olur. Yani sevilmeye layık olan hakikatte Allahtır. İnsanları gerçekte sevilmeye layık kılan, kendisine bunca nimet veren Allaha karşı gösterdikleri vefalarıdır.


İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi, 96)


Samimi sevebilmek için nefsin bencil istek ve tutkularından devamlı sakınabilmek gerekir. Nefisler daima kötülüğü emreder. Onun kötülüklerinden sakınmak, bu konuda kararlı olmak içinse Allahtan korkmak gerekir. Ancak samimi müminler nefislerini arındırıp-temizleyebilirler.


“Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla günahla bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (Şems Suresi, 8-9-10)


 


İman edenler sadece Allahın rızasını arayarak severler. Allaha karşı vefalı olanlara güçlü bir sevgi duyarlar. Çünkü zaten ona sayısız nimetleri bağışlayan Allaha karşı vefasız olan bir insanın başka bir insana uzun süreli samimi bir vefa göstermesi düşünülemez. Devamlı kötülüğü emreden nefsinin kötülüklerinden sakınma konusunda kararlı olmayan bir insana güvenilemez. Sözlerine sadık kalacağına, her zaman sevgi duyacağına, her zaman şefkatle yaklaşacağına, öfkelendiğinde öfkesini yenebileceğine emin olunamaz. Böyle bir insanın bunları devamlı yapması için hiç bir sebep de yoktur. Bir hastalık durumunda, fakirlikte ya da nefsine zor gelen herhangi bir durumda pekala nefsani davranarak hoşgörüsüzlük, ilgisizlik, sevgisizlik, vefasızlık gösterebilirler. Çünkü nefsini seven, kendini tatmin etmek için yaşayan bir insan, sürekli özveride bulunmaya güç yetiremez. 

E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://www.fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017