Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 11531 kez okundu.
Yazının Tarihi :   19 Nisan 2014 - 09:28:51

SÖZDE SOYKIRIM İDDİALARI VE ERMENİLER

Büyüt
Küçült
SÖZDE SOYKIRIM İDDİALARI VE

Yusuf un Dünyası

 


Yazımıza başlamadan önce birkaç hatırlatıcı bilgi vermek istiyorum. Soykırım nedir?,Ermeniler kimdir ? Bir bakalım.


 


 Soykırım,ırk,milliyet,etnik ve din farkları nedeniyle insan gruplarının yok edilmesidir.


 


            Ermeniler;Pers,Makedon,Selef,  Kit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap, Rus ve Türkler’in hakimiyeti altında yaşamışlardır. Ermeniler’i karanlıktan aydınlığa çıkaran Türkler olmuştur. Yani Ermenileri Bizans’ın işkencesinden ve zulmünden kurtaran, onlara hoşgörülü bir ortamda insanca yaşamalarını sağlayan, Selçuklular yani Türkler olmuştur. Osmanlı İmparatorluğunda devrin padişahı ulu sultan Fatih dönemimde ise, Osmanlı kavuğunu görmek isteyenler gibi Ermeniler’e dini özgürlük en üst düzeyde verilmiş, Ermeni cemaatinin dini ve toplumsal faaliyetlerini yürütmek için de Ermeni patrikliği kurulmasına izin verilmiştir.


 


Osmanlı Devleti’nin dürüst olarak algıladığı bu millet, Osmanlı’nın, tebaasına sağladığı kolaylıklardan en fazla yararlanan Gayr-i Müslimler içindedirler. Askerlikten muaf, vergiden de kısmen muaf tutulmuşlardır. Ticarette, zanaatta ve idari işlerde önemli yerlere gelme imkânı verilmiş olan bu millet, vatanını seven, devletine bağlı, milletle bütünleştiğinden dolayı “ millet-i sadıka” yani “sadık millet” olarak adlandırılmıştır.


 


             Millet-i sadıka olan Ermeniler Türkçe konuşmuş, dini törenlerini bile Türkçe yapmışlar, Türkçe eserler verenler de olmuştur. Söylentilere göre ilk Türkçe romanı bir Osmanlı Ermenisi tarafından yazılmıştır.


 


Gelelim sözde soykırıma


 


 Sözde Ermeni soykırım iddialarına karşı bu toplumda dünden bugüne ne değişti bir bakalım. Daha düne kadar Osmanlı’nın “sadık millet” dediği Ermeniler bu günlerde (özelliklede 24 Nisanlarda) sahtekâr millet oluyor.


 


1915’lerde Rusların, Ermenileri desteklemeleri ve sinsi İngilizlerin Ermenileri Osmanlı’ya karşı kışkırtmaları sonucunda sıdık millet bölgedeki Türkleri katletmeye başlamıştır. Buna karşılık halkta kendini savunmuştur. Savaş halinde olan Osmanlı, Ermeni katliamını önlemek için ve çatışmaya son vermek için göç yasası çıkarmıştır. Bu yasa ile Ermeniler yine Osmanlı toprağı olan Halep’e göç ettirilmiştir. Savaş ortamında olduğundan salgın hastalıklar da çoktur. Göç esnasın da bu hastalıklarda da ölenler olmuştur.


 


Gelelim şimdilerde neler oluyor. Kendimizce bir de bunu irdeleyelim.    


 


Günümüzde birçok ülke meclislerinden sözde Ermeni soykırımı yasası çıkartmaktadır. Neymiş Türkler Ermenilere soykırım uygulamış. Özellikle Fransa bu konuyu ısıtıp ısıtıp önümüze getirmekteydi ve en sonunda yasa olarak meclislerinden geçti ve yasalaştı. Fransa’ya sormak lazım. Sen Avrupa’da bir ülkesin. Senin Afrika’da işin ne? Tek cevap müstemleke (sömürge) peki ya Cezayir’e yaptıkların ne? Bu da tek cevap katliam…Çakma Fransız ( Eski Fransa cumhurbaşkanı ) Sarko olayına hiç girmiyorum.Çünkü onun soyu-sopu malum… Diğer taraftan İsviçre. O, da yasa olarak kabul etti. Yani İsviçre’de  “Türkler Ermeniler’e soykırım yapmamıştır” dersen suç işlemiş olacaksın ve direk hapishaneye atacaklar. Bildiğim kadarıyla bu ülke tarafsız bir ülke hatta II.Dünya Savaşı’nda bile tarafsızdılar. Bak şunlara şimdi fanatik bir taraftar olmuşlar. Öbür taraftan ABD’de neler oluyor. Amerika’daki Ermeni lobisi faaliyetleri ve Siyonist düşüncenin bir eseri olarak geçmiş yıllarda ABD’nin Temsilciler Meclisi’nden “soykırım yapılmıştır” diye yasa tasarısı geçmiştir. Ancak onaylanmamıştır. Bizimkiler hiç sormuyor sen ey ABD Kızıldereliler sana ne yaptı da sen onları kestin.


 


Ayrıca ey Amerika, senin taa Afganistan’da, Irak’ta ne işin var? Hadi bir kılıf uydurdun demokrasi dedin gittin. O kadar masum insanı neden öldürdün. Sözde demokrasi getireceklermiş, gerçi demokrasiyi bu insanlar senden iyi bilir. Bu insanların derin bir tarihi var bu tarihin içinde hoşgörü var demokrasi var, senin neyin var? Ama doğru ya senin de kovboy tarihin var. Bu soykırım yasa tasarısı Temsilciler Meclisi’nden geçmesi büyük bir hatadır. Hatadır; çünkü gerçekleri çarptırmakla bir yere varılamaz, hayal aleminde yaşamakla, iftira atmakla nereye varılabilir ki…


 


 2006-2007 akademik yılında okulumuza söyleşi yapmak üzere Türk Tarih Kurumu eski başkanı Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU geldi. Sözde soykırım iddiaları hakkında bir konferans verdi. Bu konularda bütün arkadaşları aydınlattı. Gerçekleri yetkili bir ağızdan dinlemek ve aynı zamanda sadık milletin yalanlarını dinlemek konferans salonundakileri şaşırtmıştı. Çünkü Ermeninin sözde soykırım iddiaları için belgelerde nasıl değişiklik yaptıklarını daha nicelerini Halaçoğlu belgelerle ortaya koydu. Yani sadık millet sahtekâr millet olmuş. Bu konuşmadan bir örnek vermek istiyorum. Bir Ermeni tarihçi, Prof. HALAÇOĞLU ile görüşmek istediğini söyler. O da kabul eder. Ancak Ermeni tarihçi görüşmeyi 24 Nisan da ister. Halaçoğlu’nun o tarihte başka bir yere randevusu olmasına rağmen kabul eder. Tarihin 24 Nisan olması bilinçlidir; fakat Halaçoğlu’nun da bir şartı vardır. Halaçoğlu da görüşmeye önce “Harput’tan başlayalım”der. Ancak buluşma tarihi gelince Ermeni tarihçi Ara Satafyan sözleştiği halde görüşmeye gelmez. Gelemez ; çünkü Harput’ta toplu mezarları görecekti. Elinde  hiçbir belgesi olmayan, olması da mümkün değil;çünkü soykırıma uğrayan,diri diri yakılan,kurşuna dizilen,tecavüz edilen Türklerdir.


 


Nitekim 1915’lerde Divan-ı Harp kurulmuştur. Divan-ı Harp, olaylara karışan insanları yargılamıştır. Ziya Gökalp ile Divan-ı Harp reisi arasında geçen esprili konuşmaya bir kulak verelim.


 


     Divan-ı Harp reisi, Ziya Gökalp’e; şaka maksatlı


“ Ermeni katliamına siz fetva vermişsiniz. Buna ne diyeceksiniz?” diye sorar.


Ziya Gökalp:


 


“Milletimize iftira etmeyiniz. Türkiye’de bir Ermeni katliamı değil, bir Türk Ermeni vuruşması vardır. Bizi arkadan vurdular; bizde vurduk, kadınlarımıza kızlarımıza tecavüz ettiler, diri diri insanlarımızı yaktılar…” diye cevap verir. Dönemi iyi bilen bir düşünür, bir sosyolog olan Ziya Gökalp’in cevabı her şeyi apaçık ortaya koymaktadır.


 


Sözde soykırım ile ilgili birkaç cümle daha söz söylemek istiyorum. Şayet dış odakların dediği şekliyle Türkler Emeniler’i katledecek olsaydı. Selçuklu Türkleri bu toplumu Bizans zulmünden kurtarıp insanca yaşamalarına izin vermezdi. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu da Fatih Devri’nde Ermeniler’e dinini, gelenek ve göreneklerini yaşamalarını yasaklardı. Asimile ederdi. Dillerini konuşmalarını istemezdi ve hatta Ermeni patrikhanesi kurdurmazdı.


 Günümüze doğru geldikçe yine aynı durum söz konusu,Ermenilerin neden göç etmesine izin verelim. Denildiği gibi katledecek olsaydık o halde katlederdik. Konuyu dağıtmadan bir örnek verelim. Gerçekten benim atalarım katletme arzusunda olsaydı Balkanlarda hiçbir millet dilini konuşamaz, dinini yaşayamazdı ve şu anda hiçbiride hayatta olmazdı. Ne hikmettir ki şimdilerde hepsi Osmanlı’yı (Türkleri) arıyor. Bizim inancımıza göre Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır. Bizim felsefemizde katletmek yoktur; çünkü biz Yunus’un dediği gibi “yaratılanı yaratandan ötürü  severiz”


 


 


 Sadık milletin(!) yakın tarihte yaptıklarına girmiyorum ama hatırlayalım Hocalı’yı, Asala’yı….Bakın katliam nasıl yapılmış basit bir örnek vermek istiyorum. Ermenistan yıllarca Türk egemenliği altında yaşar. Oraya göç eden Türkler Ermenilerle iç içe yaşamış ve Türkler o bölgenin yerlisi konumuna gelmiştir. Devlet çevre düzenlemesini en iyi şekilde yapmış şehrin ihtiyacına göre hanlar, hamamlar, camiler, medreseler vb. yaptırmıştır. Bu şehirlerde Türkler ve Ermeniler birlikte yaşanmaktadır. Osmanlı son dönemlerinde sınırlar daralınca bir kısım Türkler Ermenistan’dan göç eder. Göç etmeyenler asimile olmamıştır. Diyelim ki Ermenistan’da kalan bütün Türkler zorla göç ettirildi ya da asimile oldu.


 


Peki, bu şehirde kalan tarihi eserlere ne oldu, ilginçtir onlardan da bir kalıntı yok. Demek oluyor ki Ermenilerin bir Türk’e değil bir Türk tarihi eserine bile tahammülü yok.


 


          Konumuzla bağlantılı olduğu için Azerbaycanlı araştırmacı-yazar Dr.Nazile ABBASLI’ın “Yüzyılın Soykırımı Hocalı” kitabından birkaç alıntı yapmak istiyorum. Abbaslı şöyle diyor; “Hayatları boyunca kendilerini mazlum, ezilmiş bir halk olarak dünya kamuoyuna tanıtmaya çalışan Ermeniler, gerçekte hiç de düşünüldüğü gibi değildir. Hep birileri tarafından koruma altına alınarak, komşularının ekmeğini yiyerek sırtından vurmayı şiar etmiş bir millettir. Gerçekte Ermeni karakterinde ikiyüzlülük, ihanet, riya, kurnazlık, gaddarlık, katillik, arsızlık ve biçarelik gibi menfur yüzler bulunmaktadır.


 


          Aynı kitapta Rus tarihçi V.L.Veliçko Ermeniler için şöyle der; “Ermeniler tarih boyunca devamlı surette efendilerini değiştirmişlerdir. Roma, Bizans, İran, İngiliz, Fransız, Türk....Tarih sahnesine yeni efendi çıktığında Ermeniler eski efendilerine isyan etmişler ve kendi efendilerini sistemli olarak satmışlardır.


 


 


                                                                                             Yusuf KİRİŞ (2014)

E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://www.fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017