BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

HER AN BRÜTÜSLERLE BERABERİZ

19.05.2014 00:00 Şerif Ali Minaz 5
HER AN BRÜTÜSLERLE BERABERİZ

MELEK VEYA ŞEYTANLAŞABİLEN BİZLER

    Değerli okuyucu, bu yazımızda kendimizden söz etmek istiyorum. Hani şu, bir BEŞER yönü olan; şaşan, günah işleyen, hatalar yapan, ihanet, cehalet ve sefalet deryalarına dalan bizden; beşerden. Tabi ki bir de İNSAN yönümüz; kemale doğru tırmanmaya çalışan; çevresiyle ünsiyet kuran, dostluklar, kardeşlikler tesis eden, hem Rabbini, hem kendini iyi tanımaya çalışan bizden. Tarih boyunca tüm peygamberlerin, filozofların en önemli görevlerinden biri de, bize, kendimizi tanıtmak, insan tarafımızı kemale erdirmek olmuştur. Onlar, kalabalıkların önlerini keserek cadde sanıp yürüdükleri yolların çıkmaz sokak olduğunu haykırmışlardır. KENDİNİ BİLİYOR MUSUN? Ünlü filozof Sokrates de bunlardan biridir. O da, M.Ö. 5. yüzyılda Atina sokaklarında, insanların geçip gitmelerini önlemek için kollarını makas gibi açar ve onlara Biliyor musunuz? diye sorardı: Böylesi bir sorunun muhatabı olan insanlar, sorulan soruya cevap verecekleri yerde, soru sorarak konuşmayı şöyle sürdürürlerdi: - Neyi? Neyi bileceğiz Filozof? - Kendinizi. - İnsan kendini bilmez mi hiç? - İnsanın, biliyorum zannedip de, hiç bilmediği veya çok az bildiği şey kendisidir. Bu sözleriyle, insanları kendini bilmeye davet eden filozof, bir başka zaman ise şöyle diyordu: Önce kendimi bilmeliyim. Kendi benim hakkında hala bilgisiz iken beni ilgilendirmeyen şeyler hakkında mütecessis olmam gülünç olur.

YARATAN BİZİ BİZE TANITIYOR

      Aslında bizim, kendimizi tanımak için uzun uzadıya düşünüp taşınmamıza gerek yok. Yüce Kitabımızın muhtelif yerlerinde Yüce yaradan, bizim ne hallere bürünebileceğimizi bize anlatıyor. İşte onlardan birkaç yet meali: Kuşkusuz insan, çok zalim ve nankördür! (İbrhîm 14 / 34) İnsana bir zarar dokunduğu zaman, Rabbine yönelerek içtenlikle dua eder. Daha sonra Rabbi ona kendi katından bir nimet verdiğinde, Ona önceden yaptığı duayı unutuverir ve halkı Onun yolundan saptırmak için Allaha ortaklar koşar…. (Zümer, 39 / 8) Bir kısım ( putperest ve sapkın) insanlar, Allahın kullarından bir kısmını Onun bir parçası saydılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür. (Zuhruf, 43 /15) Biz insanı, nice zorluklara katlanacak şekilde yarattık. İnsan, kendisine hiç kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?... ( Beled, 90 /4-5)Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı ve insana bilmediğini öğretmiştir.Gerçekten bu insan haddi aşmıştır; çünkü kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığını düşünmektedir… ( Alak, 96/ 3-7) İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, Allaha ve ahiret gününe inandık derler. (Zanlarınca) Allahı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında bile olmazlar. (Bakara, 2/ 8-9) BİR ZAMANLAR BİR KOMUTAN VARDI. Evet, insanın, Allahı ve müminleri aldatmaya çalışan, nankör ve hain bir yönü var. Bir zamanlar çevresi birkaç hain tarafından sarılmış yiğit bir adam vardı. Adı, Selahaddin Eyyubi idi. O, Haçlıların tüm saldırılarını geri püskürtmüş, tarihe parlak zaferler hediye etmişti. Haçlıların eline geçen KUDÜSü, 1187 de, o tekrar geri almıştı. Bir gün çadırında istirahat ediyordu. Brütüsleşen muhafızlarından biri, çadırına girdi ve elindeki bıçakla komutanın başına vurdu. Darbenin tesiriyle derhal yatağından fırlayan komutan, hainin silahını elinden aldı ve onu zararsız hale getirdi. Tam bu sırada bir başka Brütüs girdi ve o da saldırdı. Onunla da cedelleşirken üçüncüsü daldı çadıra. O bu saldırganlarla boğuşurken bir komutan imdada yetişti ve onun yardımıyla saldırganları etkisiz hale getirdiler ve üçüncüsünü sağ ele geçirdiler. Yapılan tahkikat sonunda anlaşıldı ki, bu hainler, Btınîlerin bilmem ne koluna mensup fanatik kişilerdi. Sûi-kast emrini Halepteki Emîr efendilerinden almışlardı. Bu fanatik holiganlar, birçok devlet ricalini bu tür saldırılarla katletmişlerdi. Ama bu sefer tuzakları başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Komutan, bu fitne ve fesat yuvasını kurutmak için derhal bir ordu hazırladı ve onların barındıkları dağa yürüdü. Kartallar gibi enselerine bindi. Amansız bir mücadele sonunda hepsi de yaptıklarına tövbe etti. Kalplerine o derece dehşet ve korku verildi ki, Salhaddin Eyyûbînin hayatı boyunca, bir daha sui-kasta cesaret edemediler.

KEDİ-ASLAN VE İNSAN

Bu vesile ile insanın Brütüs yönünü daha iyi anlayabilmemiz için fabl türü bir hikyeyi paylaşmak isterim. Bir gün, aslan kediyle karşılaşır. Aslan der ki kediye: - Yahu, sen de bizim familyanın izlerini taşıyorsun. Ama niçin böyle ufak tefek kaldın? Kedi: - Efendim, siz de insanlarla birlikte yaşasaydınız, benim niçin bu hale geldiğimi çok iyi anlardınız, der. Aslan merak eder insan denen bu varlığı. - Getirin bakalım, kimmiş, neymiş bu insan denen mahlûk, diye haykırır. Ve yakın bir köyden bir adam getirirler karşısına. Aslan, Ademe: - Be adam, şu benim hemcinsimi ne hale getirmişsiniz böyle? Şu zorbalığınızı, kahrınızı, yiğitliğinizi bir de bana gösterin de anlayalım sizin maharetinizi, der. Köylü cevaben der ki: -Sayın Aslan, senin pençelerin var; pençelerinde de, yırtıcı tırnakların var. Hani benimkiler? Seninle düelloya varım, ama müsaade ederseniz bana bir süre tanıyın, ben de, tırnaklarımın yerini tutacak pençelerimi takıp geleyim. - Hay hay, gidiniz, nasıl silahlanacaksanız silahlanın, der aslan. - Ama der beşer. Size güvenemem. Döndüğümde sizi burada bulamayabilirim. Benden korkup kaçmış olabilirsiniz. - Hayır, kaçmam, gidin, sizi burada bekliyorum. - Güvenemem. Güvenim için sizin ayaklarınızı bağlamam lazım. Aslan, dağların kralıdır ya; kendine güveni sonsuzdur. Kabul eder bu teklifi ve ne yazık ki, elini kolunu bağlatır insana. Köylü, aslanı bağladıktan sonra, evine döner. Baltasını alır ve ormandan sağlam bir meşe sopası keser. Ve o sopayla çıkar aslanın karşısına. Yer misin, yemez misin, deyip, başlar aslanı dövmeye. Zavallı aslan hiçbir şey yapamaz. Çünkü eli kolu bağlıdır. Sonunda pes eder. Ve dağların kıralı anlar ki, insanoğlunun bu hilebaz yönü ile baş etmek oldukça zordur, hiçbir an gaflete kapılmamak gerektir. Kedinin niye bu hale geldiğini artık anlamıştır.

VELHASIL

Biz, beşer yönümüzü iyi tanımak zorundayız. İhanet eden, hilebaz, düzenbaz, nankör, ikiyüzlü tarafımızı insanlaştırmak, kemale erdirmek gibi ve yine arkadaş ve dostlarımızın da, beşer taraflarını olgunlaştırmak, hatalarımızı hoş bir üslup ile birbirimize hatırlatmak gibi bir görevimiz var. Şeytani tarafı ağır basanların şerrinden korunmak için de, duaya, Allaha sığınmaya, temkinli ve uyanık olmaya, insanı iyi tanımaya muhtacız. Allahın kulları olarak, şerde değil; hayırda yarışmak gibi bir görevimizin olduğu bilincinde olmamızı dilerken bir yet meali ile yazımıza son verelim: ( Ey insanlar!) Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allaha ve peygambere inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle gök genişliği kadar olan cennete girmek için koşuşunuz…. (Hadîd, 57 /21)

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör