BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

YARINLARA DOĞRU (38) SOĞUKKANLILIK VE SAĞDUYU NE GÜZELDİR

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 6
YARINLARA DOĞRU (38) SOĞUKKANLILIK VE SAĞDUYU NE GÜZELDİR

          

 

  Hocanın Huysuzu

  Sevgili okuyucu, bu fakir, fabl türü hikâyeleri sever.

Önceki yazımızda bir eşek hikâyesini paylaşmıştım sizlerle.

Hani şu, yükümüzü ve kahrımızı yüzyıllar boyu çekip gelen, masum bakışlı, ama birazcık inat olan hayvancığın hikâyesi.

     Bu yazıma da, yine onunla ilgili bir hikâye ile başlamak istiyorum.

     Nasrettin Hoca’nın, huysuz mu huysuz, inat mı inat, afacan mı afacan bir EŞEĞİ varmış. Bir gün hayvan pazarına götürmüş onu Hoca. Hayvan, orada da, çevresindeki hayvanları ve pazarcıları hayli tedirgin etmiş huysuzluklarıyla.

   Hocanın huysuzundan hayli rahatsız olan pazardaki insanlar demişler ki:

-        Ya hu Hocam, ne diye bu hayvanı satarsın ki?

Senin çektiklerin yetmiyormuş gibi, bir de bir başkasının başına mı bela saracaksın?

Hoca hemen yapıştırmış cevabı:

-        Dostlarım, eşeğimi pazara getirmemdeki maksadım, onu satmak filan değil; istedim ki, eş-dost, benim ne denli huysuz bir eşşekle uğraştığımı görsün.”

Doğrusu, insanın da, hayvanın da huysuzu düşman başına.

       Neden Paylaştım Bu Hikâyeyi?

        Kıssadan hisse, derler ya. Bizim de Hoca’nın huysuzu gibi, inat ve huysuz taraflarımıza dikkat çekmek istedim.

      Kavgadan, kargaşadan, kandan, fitne ve fesattan zevk alan, bundan bir takım çıkarlar umanlarımızla bir arada olduğumuzu ima etmek istedim.

     Bu hikâye vesilesiyle, Kur’ânda’ki şu âyet mealini sizlerle paylaşayım dedim.

“Hani Rabb’in meleklere;
“Ben yeryüzünde dünya düzeni kurmaya, ilâhî hükümleri icraya, yeryüzünü imâra yetkili halifeler hazırlayıp yerleştireceğim" demişti.

Melekler de:
“Orada bozgunculuk yapacak, karışıklık çıkaracak, kan dökecek birilerini mi hazırlayıp yerleştireceksin?”
demişlerdi…” (Bakara, 2/30)

   Az buçuk tarih kültürü olanlarımız, meleklerin gerekçelerinin haklı olduğunu ve gerçekleştiğini göreceklerdir sanırım.

Ne hikmettir bilinmez, ama kan dökücülükten, fitne ve fesattan, kargaşadan ve kaostan haz duyanlarımız olmuş tarih boyunca.  

Bunun yanında, hak ve hukukun, huzur ve mutluluğun hâkim olması, zalimlerin, saldırganların karşısında yiğitçe, mertçe duran ve mücadele edenlerimiz de olmuş.

“Ölürsem şehit; kalırsam gazi olurum,” diyenlerimiz de.

 Bu konuda üç örneği paylaşmak isterim sizlerle:

         Toplumsal Tahrik ve Kaoslar

          29.1.2007 tarihinde, Banu Avar’ın programından notlar çıkarmışım. Propagandanın gücünü belirtmek için bu notlarımı da paylaşmak isterim.

          Yıl, 2007. İrlanda’da adım başı ayrı bir örgüt ve birbirinden farklı cemaat var.

Ve mezhep kavgaları zirvede.

Kutsal Haç Kilisesi papazı beyanat veriyor:

“Ben yıllardır dışarıya çıkamıyorum.

 Bir yerlerde her an bir olay veya bir patlama olur korkusuyla yaşadık.

 Bu gün bu kaostan kurtulduk şükürler olsun.”

Böyle diyordu Papaz. Çünkü barış süreci başlatılmıştı.

Ama bu süreçte iletişim araçları, uluslararası medya elinden geleni yapıyordu:

Meselâ; cinayet ve şiddet içeren filmler, paparazzi programları tüm hızıyla yayındaydı.

Referandum yapıldı.

Konu: Kuzey ve güney İrlanda birleşsin mi, idi.

Sonuç, “Evet” çıktı.

Ama bu sonuç neye yaradı ki? Sonuç yok.

İngiltere, halkı maniple etmek için elden geleni yapıyordu:

 Mezhep kavgalarını kışkırtıyor. Halk birbirini kırıyor. Birilerinin argo tabiriyle “it, ite kırdırılıyordu.”

Seçimler ve referandum gibi kavramlar sadece bir uyutmacaydı.

   Huzur ve mutluluk, mezhep çatışmalarından, ajan kışkırtmalarından dolayı Avrupa’nın Batı kıyısına hiç mi hiç uğramadı.”

     Kitle Histerisi –Çılgınlığı-

Orta Çağ’da bir adam çıkıyor meydana. Adı, Piyer Lermit.

Bu adam, üzerindeki kaba bir yün gömlekle, katır sırtında köy köy, kasaba kasaba dolaşıyor.

Papa II. Urban da, bu adamı, bir yandan teşvik ediyor, bir yandan kışkırtıyor.

Ve bu adamın peşine milyonlarca çocuk takılıyor.

Nereye mi gidiyorlar?

 Kudüs’ü Müslümanlardan almaya gidiyorlar.

Haçlı Tarihi konusunda uzman olan Charles Mills anlatıyor:

“Caniler, hırsızlar, korsanlar ve daha ne kadar ahlâksız ve beleşçi varsa hepsi de : “Kâfir Türkler”in kanıyla günahlarını çıkaracaklarına yemin ettiler.

Yol boyunca ırza tecavüz, malları yağma gibi her türlü rezaleti işlediler.

 Aynısını “Kâfir Türkler’e de yapacaklardı.

Ve evliliğin kutsallığı, iffet ve namusu koruyamadı….”

  Maalesef,  Âdemoğulları zaman zaman böylesine vahşet manzaraları sergilemiş tarih içinde. Hem de, kendi cinsine karşı.

      Çocuk Ordusunun Çılgınlığı

Yıl, Miladi 1212.

Etienne adlı bir Fransız çocuk çıktı meydana.

Etienne, Rüyasında güya Hz. İsa’yı görmüştü. Ona, Kudüs’ün alınması gerektiğini, bunun için de, savaşmayı emretmiş ve kendisine müjdeler vermişti.

Yürüyüşe başladı Çoban Etienne.

Ve peşine binlerce kız ve erkek katıldı. Kimi silahlı kimi silahsızdı.

Tüm Fransa’yı korkunç bir savaş histerisi ve çılgınlığı sarmıştı.

Anne ve babalar, çocuklarını bu çılgınlıktan bir türlü vaz geçiremiyorlardı.

Çocuklar Ordusu, Marsilya yolu üzerindeki sahil boyunda toplandı

Etienne’nin isteği ile önce denizin yarılması için dua ettiler, ama olmadı.

 Ve sonunda yedi gemiye binerek denize açıldılar.

 Gemilerden ikisi yolda battı.

Sağ kalanları da, gemiciler İSKENDERİYE’ye götürüp, esir pazarlarında sattılar.

          Velhasıl

    Biz Âdem’in çocukları olarak, tüm çılgınlıklarımızın sonunda böylesi faturalar ödemek zorunda kalarak sınav mı oluyoruz acaba?

Biz Âdemin çocukları, zaman zaman da fitne ve fesatçıların oyunlarına gelerek gafletlerimizin, bedelini öderken, boşu boşuna kanların akmasına, canların yanmasına vesile mi oluyoruz dersiniz?

Biz Âdemin çocukları, kah dini, kah kutsal değerleri, kah ideolojileri istismar etmek isteyenlerin kirli emellerini önceden keşfetme basiretini gösteremiyor muyuz, dersiniz?.

Bizlerin de gerek içimizde yani şuuraltımızda, gerek çevremizde Hoca’nın huysuzuna benzer taraflarımız var da, onları gereğince tanıyıp tedbirlerimizi alamıyor muyuz acaba?

            Selam ve dua ile hoşça kalınız….

                                                                                                                    

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör