Ortadoğunun Dünü
Ortadoğuda bu gün olduğu gibi, dün de yabancı ve yerli istihbarat örgütleri yoğun bir faaliyet içindeydi.
Bu gün olduğu gibi, dün de Ortadoğudaki İslâm ülkelerinde yabancı güçler fitne ve fesat tohumlarını saçıyorlardı.
Onların bu amaçla görevlendirdikleri casuslar, çeşitli isimler altında İslam diyarında cirit atıyordu.
Bu gün olduğu gibi dün de, Ortadoğuda kardeş kavgası, kan, kin ve intikam vardı.
Bu gün olduğu gibi, dün oralarda yangın çıkaranlar yangına körükle gitmeyi casusları vasıtasıyla iyi beceriyorlardı
Ve bir yandan da bu manzarayı seyredip avuçlarını oğuşturuyorlardı.
Önceki yazımızda bir ŞEYH ABDULLAHtan söz etmiştik. Hani bu günlerde meditasyona merak saran şu dünya medya kıralı Bay Murdoch, geçen yıl Başbakanımızı ziyaret etmiş ve bir kitap hediye etmişti ya. İşte o kitabın kahramanıydı bu “Şeyh Abdullah.”
460 sayfalık bu kitap 1933 yılında basılmıştı.
Kitapta Arap yarımadasının “bomboş” bir bölgesinden bahsediliyordu.
Ve bu bölgeye “Rubul- Hali” yani “ülkenin kimsesiz çeyreği” deniliyordu.
Kimdir Şeyh Abdullah
John Fhilby yani Şeyh Abdullah, geçen yüzyılımızın önemli bir İngiliz casusuydu..
O, 1885 yılında Seylanda dünyaya gelmişti.
Ve o da, oğlu gibi Cambridge mezunuydu, birkaç doğu dilinin yanında anadili gibi Arapça biliyordu; çünkü şarkiyat bölümünü bitirmişti.
Hükümeti, onu ilk önce Hindistanda görevlendirmişti.
1915yılında bize karşı savaşa kışkırtılan Hint birlikleri ile Iraka geldi.
Anadolunun masum çocukları dedelerimiz, Çanakkalede İngilizlerle cedelleşirken, İngilizlerin, Şerif Hüseyine yardımcı olsun diye Mekkeye gönderdiği istihbaratçıydı John Fhilby yani Şeyh Abdullah.
İbn Suud ile çok yakın arkadaş ve sırdaş olmuştu.
Şerif Hüseyin ve Oğulları Arap Yarımadasından kovulunca o da 1925 yılında Ciddeye yerleşmişti.
Yıl 1930. Jhon, adını değiştirdi; Abdullah oldu yani ihtida eyledi.
Onun bir de Irak bölgesinde görev yapan kadın yardımcısı vardı; Gertrude Bell. Bell, Oxford mezunuydu. İngilizce, Arapça, Kürtçe ve Farsça bilen bu kadın yardımcı ile çok hizmetler yapmıştı ülkesine Bay Şeyh Abdullah.
Şeyhimiz, bir yandan o devrin petrol şirketlerine danışmanlık yapıyor ve onlara imtiyaz toplama gayreti içindeydi. Bir yandan da İslâm ülkelerindeki tarihi eserleri toplayarak ve bunları müzelere satarak gün be gün zenginleşiyordu.
Yıl 1939. Komprador Abdullah, İngilterede siyasete atıldı ama seçimin mağlubu oldu, başaramadı.
Hırçın, ihtiraslı ve kavgacı bir tipti.
ABD ve İngilizlerin karşı çıkmasına rağmen Yahudi göçüne karşılık Araplara yardım edilmesini savunuyordu. Bu talepleri destek görmeyince Hitler yanlısı söylemlerde bulundu.
Keser döndü sap döndü; bir ara yargılandı, Karaçide yakalanıp ülkesine gönderildi ve ev hapsine alındı.
Bütün bu olanlardan sonra o da küstü ve II. Dünya Savaşından sonra Arabistana döndü.
Kral Abdülazizi israfçılıkla itham ettiği için daha sonra soluğu Lübnanda (Beyrut) aldı.
Velhasıl
Bay Abdullah, oğlu gibi güçlü bir İngiliz İstihbaratçısıydı. Hem İstihbaratçı hem işadamı ve hem de bir kâşifti.
Takvimler 1960 yılını gösterdiğinde Bay Abdullah kalp krizinden vefat etti.
Ve o, Müslüman mezarlığına gömüldü.
Gerçek bir mühtedi miydi bilmiyoruz. Öyle ise “Rahmet olsun” diyelim.
Yok, aksi ise “Lanet olsun bizi kandıran münafıklara” diyelim.
Bu dünya garip bir dünya.
Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Anadolunun masum çocukları bizler, Şeyh Abdullah gibi kriptolardan, ikiyüzlü ve iki dinlilerden çok tokat yedik.
Ne yazık ki, tokadı kimin attığının farkına da varamadık.
Yıllardır, “Araplar bizi sırtımızdan vurdu” dedik.
Ama onları maşa olarak kullananları göremedik; hatta onlarla sarmaş dolaş dost olduk.
Arap için de, yıllardır: “Ne Şamın şekeri, ne Arabın yüzü” dedik.
Bu halimiz garipsenecek bir manzara değil mi?
Önceki yazımızla da casuslar dünyasından Bay Abdullahın oğlunu dillendirmiştik.
Gelecek yazımızda Hz. Peygamber Efendimizin gerçek bir İstihbaratçısında buluşmak üzere kalınız sağlıcakla..
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Şerif Ali Minaz
Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...
Tüm Yazılarını Gör



