BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

YARINLARA DOĞRU(24) DEĞİŞİMLERİMİZ NASIL OLSUN?

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 3
YARINLARA DOĞRU(24) DEĞİŞİMLERİMİZ NASIL OLSUN?

 

         İNKILAPLAR VE BİZLER

      İnkılap kelimesini lügatler, “Bir halden bir başka hale dönüşmek” şeklinde tanımlıyorlar. Galiba değişim, bizlerin hamurunda var olan bir özellik olsa gerek.

   Yaratan’ın Kitap’taki şu buyruğu bu gerçeğe işaret etmiyor mu: Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu en aşağı dereceye indirdik. İnanıp da, yararlı işler yapanlar hariç(95/ 4,5,6)

   Değişmek, dönüşmek, halden hale geçerken hep tırmanışta olmak, olgunlaşmak ne güzeldir. Aşağılara doğru iniş yapmak, fikirsiz, amaçsız, olduğu yerde saymak, ilerilere tırmanamamak ne çirkin bir hal, ne büyük bir gericiliktir!

Değişirken ibrikleşmek ne hoş, ama dönüşürken leğenleşmek ne kötü!

Ömür içinde nur akan oluklarda yol alırken değişime, tekâmüle uğramak ne büyük bir mutluluk!

Ama koskoca bir ömrü, içinde kir akan oluklarda tüketmek; orada “esfel-i sâfilin”e doğru yol almak ne kadar züldür

 

Karşı olduğu bir ideolojinin, “Stockholm Sendromu” geçirerek bir numaralı savunucusu olmak; Pav.lus’un temsilcisi haline gelmek ne garip!

 

Değişim, iki tarafı keskin bir kamaya benziyor. Onu, doktorun elindeki neşter gibi kullanabilenlere ne mutlu! Ama onun diğer yüzünü kullanarak intihar edenlere ne yazık.

  Özgür irademizi hiçe sayarak, tepeden inme dayatmalarla, zorbalıkla getirilen değişim ne denli onur kırıcı!

Hiç onayımıza sunulmadan, kerhen katılmak zorunda olduğumuz değişimler ne kadar can sıkıcı!

  Evet, en güzel bir kıvamda yaratılan bizler, sürekli bir değişimle mükellefiz. Düşüncelerimizde ve davranışlarımızda tekâmül etmekle;

Varlığa da, yokluğa da direterek, varsıllığın ve yoksulluğun karşısında bükülmeyerek ruhsal olgunluğa ulaşmakla sorumluyuz.

Mutluluğa açılan yolların en güzelini arayıp bulmakla ve o yoldan yürümekle;

Hayat yolunda uçurumlara doğru mesafe almaya koyulduğumuzda Kitap’ın: “Nereye gidiyorsun?” sorusuna kulak vermek zorundayız.

  Son zamanlarda sıkça kullanılan “değişim” sözcüğünün anlamı ve hedefi bu olsa gerek.

Tarih boyunca tüm Peygamberlerin ve aklı başında filozofların bizi davet ettikleri şey böylesi bir değişim değil midir?

Hatalara düşmek, yanılmak, yanlış yapmak “Beşer” olmamızın bir gereğidir. Ama arınmak, tövbe etmek, iyiye ve güzele dönüş yapmak da, beşer olmamızın ve kendimizi değişime tabi tutmamızın doğal bir sonucu olmalıdır.

Yakın Tarihteki Dönüşümler Ve Bedelleri

       “Tarih nedir?” Diye sorsalardı, en güzel cevaplardan biri herhalde şöyle bir cümle olurdu: “İnsanoğlunun, değişimi kabul edenleriyle etmeyenleri arasındaki mücadelesidir.

   Ne gariptir ki, toplumsal değişimler, çoğu zaman kan ve gözyaşıyla gerçekleşmiştir.

On yıllar, hatta yüzyıllarca tepemizde “Demoklesin kılıcı” gibi duran rejimler ve değişimler, maalesef güzel bir dünya bırakmamıştır insanlığa. Öylesine değişimler vardır ki, onlar, bizlere medeniyet ve uygarlık adı altında en kanlı ve en pahalı bir hayat tarzını sunmuşlardır. Kapitalizm, Komünizm, Faşizm gibi kavramlar ne yazık ki, özlenen değişimi getirememişlerdir. Onlarla gelen değişim(!) bizlere, işgal edilmiş ve köleleştirilmiş bir dünya, kirletilmiş bir tabiat, milyonlarca aç ve sefil insan sunmuştur.

 Mesela; Çarlık Rusya’sını, Komünist Rusya’ya dönüştürmek ve bir “Bolşevik İhtilali” gerçekleştirmek için altı milyon insanın kanı akıtılmış, milyonların gözyaşı dökülmüştür.

           Daha dün (2010) (Duma) Smolensk kenti yakınlarındaki Katyn’de bulunan 1803 Polonyalı cesedin, 8 bini subay olan 22 bin Polonyalının, 1940 yılında, Stalin’in emriyle Sovyet askerlerince öldürülen insanlar olduğu, Rusya Federasyonu Meclisince onaylanmıştır

Kamboçya’nın kanlı kızıl diktatörü Pol Pot, değişim uğruna o küçücük ülkede en az bir buçuk milyon vatandaşının canına kıymıştır.

       Meselâ;  A.B.D.’nin, Irak’ı, despotizmden kurtarıp demokrasiyi (!) getirme operasyonunu da hatırlayalım. Kendi kayıtlarına göre sadece 2003 yılındaki işgalde 66 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Bu harekât, 650 bin (bir iddiaya göre de, bir buçuk milyon) insanın ölümüne, beş milyon insanın da ülkesini terk etmesine sebep olmuştur.

       Irak’ta 550 bilim adamı öldürülmüş ve böylece hafızası silinmiş, koskoca bir ülke “beyin ölümüne” terk edilmiştir. Bütün bunlar değişim ve dönüşüm adına yapılmıştır.          

      Iraklı yazar Layla Anvar’a göre ise, ülkesinde, 45 bin bilim insanı vardı. Bunların 3 bini öldürüldü. Binlercesi ülkeden kaçtı, kaçırıldı, çok sayıda insan da kayboldu.

      Değişim ve dönüşüm adı altında yapılan hareketler, bu dünyanın beşeri coğrafyasında yer yer ve zaman zaman çıkan yangınlara benziyor. Kişi ve toplumların bir kısmı, bu yangınlara kucak kucak odun taşıyorlar. Basın yayın organlarıyla, yazar ve çizerleriyle, bombalarıyla, füzeleriyle, tank ve toplarıyla taşıyorlar odunları.

   Bir kısmı da kova kova, tanker tanker su taşıyor; değişimlerin getirdiği yangını söndürmek için. “Arap Baharı” adı verilen son toplumsal dönüşümler inşallah böylesi bir yangına dönüşmez.

      İslâm Peygamberi Ve Değişim

     Tüm Peygamberler ve bilhassa İslam peygamberi ve Müminler, toplumu böylesi yangınlardan korumak veya yangını söndürmek için su taşıyanlardandı

            Hz. Peygamber, hayatı boyunca 27 gazaya katılmış ve bunların yalnızca dokuzunda savaş yapılmıştır. Bu dokuz savaşın sonunda değişim isteyenler toplam 139 şehit vermiştir. Değişime diretenler ise inatları uğruna toplam 216 kayıp vermiştir.

         23 yıl süren bir DEĞİŞİM mücadelesi sonunda Hz. Peygamber’e tabi olanların sayısı milyonları bulmuş, bu insanların oturdukları bölgeler ise geniş bir coğrafyayı oluşturmuştu. Bu kadar kısa bir zamanda genişleyen İslâm ülkesinde, bunca savaşlara rağmen ölen ve şehit olanların sayısının az oluşu, Hz. Peygamber’in insan kanına ve canına ne denli önem verdiğini göstermektedir..

 O, insanlığın yaşantısını ve düşünce tarzını değişime uğratan bir inkılâbı gerçekleştirirken kan dökülmemesine azami derecede dikkat gösteriyordu. Oysa erdemleri anlata anlata bitirilemeyen 1789 Fransız ihtilâli, gelirken bile milyonlarca Fransız’ın ve Avrupalının kanına girdi. Ne gariptir ki, emperyal güçler, böyle bir dini kılıçtan ibaretmiş gibi göstererek “İslâmofobi” gibi bir kavramı dünya kamuoyunun zihnine yerleştirme densizliğinde bulunmaktadır.

            Terörle, baskıyla, milyonların kanı ve gözyaşıyla gelen değişimler, rejimler çok kısa sürede yok olup gitmişlerdir. Ama Peygamberi değişim 1400 yıldır hala canlı ve hayattadır.

Çünkü Peygamberi değişimde, şiddetin ve baskının, despotizmin panzehri olan sevgi ve gönül seferberliği vardır. Şiddet ve despotizmin getirdiği dönüşümde ise bir ideoloji uğruna milyonlarca insanın kurban edildiği yas dolu bir ayin vardır.

  Velhasıl

  Görülüyor ki, toplumsal değişimlerin birçoğu, kanla gerçekleşiyor, ama bireysel değişimler öyle değil; bu değişim, kan istemiyor. Bu değişim, azim ve kararlılık istiyor. “Ne yapıyorum, nereye gidiyorum? Değişmem gereken yönlerim nelerdir? Sorularını kendimize sormamızı istiyor. Sonra da, iyiyi, güzeli ve doğruyu seçip orada karar kılmamızı gerektiriyor.

Geliniz, iç ve dış dünyamızı değiştirerek birilerinin dayatmasına gerek duymadan erdemlere doğru her daim tekâmül edelim.

Geliniz, gerek toplumsal, gerek bireysel değişim ve dönüşümlerimizi sevgi ve gönül seferberliği ile yoğuralım.

Geliniz, değişimlerimiz kendimizle, Yaratıcımızla, çevremizle barışık olmaktan yana olsun.

Geliniz, Kitap’ın şu uyarısına kulak verelim: “Allah, bir topluma verdiği nimeti, onlar iyi hallerini değiştirmedikçe değiştirmez.” (8/53)

 Geliniz, toplumsal değişim ve dönüşümlerimiz hep iyi ve güzele doğru olsun da, Allah’ın bizlere bahşettiği nimetler daim olsun. Şu güzel vatanımız gülistanımız olsun.

  En güzel değişimleri zihinsel, ruhsal ve bedensel dünyamızda gerçekleştirmemiz dileklerimle…Ve’s-SELAM.

 

 

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör