Sevgili okuyucu, önceki yazımızda, bu dünyada huzur içinde yaşamak için kuralların olduğunu ve bu kuralların Mülkün Sahibi tarafından
konulduğunu ifade etmiştik. Onun koyduğu sınırları aşan kişi ve toplumların acı akıbetlerinden söz etmiştik. Bu yazımızda da yakın tarihlerde şahit olduğumuz uyarılardan ve sonuçlarından bahsedeceğiz.
Atmosfer Uyarıyor
Evet, bizler sınırımızı aşarken bir yandan da atmosfer, kasırga ve hortumlarıyla bizleri uyarıyor, Kitap da soruyor: “Bütün bunları
düşünüp ibret alan var mı?” (1)
Saatteki hızı 300 km.ye kadar ulaşan rüzgâra “kasırga diyorlar. Dönerek esen bir rüzgar. Üstten bakıldığı zaman, ortasında 30 km.
çapında büyük bir deliği olan esinti. 150 km.lik bir alanı kaplayan ve geçtiği her yeri yıkarak giden bu kasırga felaketini önlemenin henüz bir çaresi bulunamamış.
Ancak bunun habercileri varmış: Kasırgadan önce hava çok berrak ve bulutsuz, denizler kabarık, fakat dalgasız, atmosferde ise“tık” çıkmazmış
. 12 saat öncesinde barometrelerde düşüş, doğu cihetinde de tıpkı bir tüy gibi bulut görülürmüş. Bu bulut, giderek “Boranbulut” haline dönüşürmüş
. İşte tüm bunlar, uyarıcı bir felaketin habercileriymiş.
Endro kasırgası ABD’de 6 bin kişinin,
Ganj ırmağı deltasında esen kasırgalar 100 bin kişinin,
Myanmar’da (Güneydoğu Asya Ülkesi) esen Nargis kasırgası 128 bin insanın ölümü ve binlerce kişinin de kaybolmasıyla sonuçlanmıştı.
Hana kasırgası (2008), Karaibler’deki ada ülkelerini yakıp yıkmıştı. Ondan bir hafta sonra görülen İKE (Ayk) kasırgası sadece ABD’de 40 kişinin
ölümüyle birlikte, günlerce öncesinden tedbir alınmasına rağmen bir milyon insanın evsiz kalmasına sebep olmuştu.
ABD’deki İrene Kasırgası, üç gün boyunca esmişti. New York’ta metrekareye 30 santimetre yağmur yağmasına vesile olurken, son iki
günde 9 bin uçak seferi iptal edilmişti.
7 eyalette 4 milyon kişi elektriksiz kalmış, 8.7 milyon kişinin yaşadığı New York kentini hayalet şehre döndürmüştü. ABD’nin doğu sahillerini de
vurarak 65 milyon kişinin yaşadığı bir alanı tarumar etmişti. Sigorta uzmanları, bu kasırganın Amerikan ekonomisine maliyetinin 46 milyar doları
bulacağını açıklamıştı.
Bu günlerde (Ekim, 2012) ABD’de görülen SANDY Kasırgası evlerin çatılarını uçurmuş, borsayı kapattırıp ekonomiye milyarlarca dolar darbe vurmuş, şehirlerin elektriklerini ve hayatı felç edip onlarca insanın ölümüne sebep olmuştur.
Yerler de Uyarıyor
Yanardağları, tusunamileri ve depremleriyle de, yerler uyarıyor bizleri. Bir yandan da, Kitap soruyor: “Öğüt ve ibret alan yok mudur?”(2)
Çin’deki Mayıs 2008 depremi, 80 binden fazla insanın,
Endonezya’nın Sumatra adasındaki 2004 depremi ve ardından gelen tusunami ise 222 bin kişinin ölümüne yol açtı
Biz de, Van’da, Erciş’te, Erzincan’da, Simav’da, Gediz’de çürük yapılaşmanın bedellerini ödemedik mi yıllarca.
İzlanda’daki yanardağda, patlamaların ardından oluşan kül bulutu, Avrupa’daki hava trafiğini felç etti.
Dünyada 1980- 2010 arasında yani 30 yılda meydana gelen büyük yanardağ patlamalarına bakınız:
- 1980’de ABD’nin kuzeybatısındaki Mont St. Helens Volkanı ile 57 kişi öldü.
-1985’ te Kolombiya’daki Armero kentini çamur akıntıları bastı ve yaklaşık 25 bin kişi hayatını kaybetti. Bundan 2 saat önce ise Nevado dem
Ruiz Yanardağı aniden faaliyete geçti.
-1991. Filipinler’de Pinabuto Yaradağı’nın pattlaması, 800’den fazla kişinin ölümüne yol açtı. On binlerce hektar alana zarar verdi. Bir milyondan
fazla insan evlerini terk etmek zorunda kaldı.
- 1991. Sicilya’daki Etna Yanardağı üç asrın en büyük patlamasıyla faaliyetini 473 gün sürdürdü.
-Ağustos 1997: Karaibler’deki Montserrat’ın başkenti Plymouth, La Soufriere Yanardağı’nın patlaması yüzünden haritadan silindi.
-2002. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki Goma’da Nyiragongo Yanardağı’ndaki patlama yüzünden kent merkezi ve alt yapıları
ağır hasar aldı.
Dağların tarih boyunca büyük uyarıları oldu; Pompei gibi, Herculanum’u yıkan Vezüv patlaması gibi. Ama 1883’te Endonezya’daki Krakatoa’nın
patlaması da, geçmişte gözlenen en büyük uyarılardan biri olarak kayda geçti. Binlerce metrekareden fazla alana ulaşan kül, taş ve duman
bölgeyi tam bir karanlığa gömdü, patlamanın ardından da devasa dalgalar oluşarak dev bir tsunami meydana geldi. Bu felaket de, 36 bin kişinin
ölümüyle sonuçlandı.
Salgın Hastalıklar da Uyarıyor
Kitap yine soruyor Âdem’in çocuklarına: “Yok mudur bunlardan ders almak isteyen?” (3)
-1889-1890 yılları arasında "H2N2" virüsünün yol açtığı gribe “Rus gribi” adı verildi. En az 1 milyon kişinin hayatına mal oldu.
1918-1920 arasında dünyayı kasıp kavuran İspanyol gribi. Onun bilançosunu bugüne kadar kimse çıkaramadı. Kurbanların sayısı 30 milyondan
başlıyor, 100 milyona kadar gidiyor.
1957-1958’deki "H2N2" virüsünün neden olduğu salgın da 1.5 milyon kişinin hayatına mal oldu.
Tıp tarihine Hong-Kong gribi diye geçen 1968-1969’daki salgın da ise 1 milyon kişi öldü.
2009’da birdenbire ortaya çıkıp 2010 sonunda yine kendiliğinden kaybolan bir salgın çıktı ortaya. "H1N1" virüsünün imzasını taşıyan bu
salgında da, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre 18.138 kişi öldü. Ve daha sonra da, "Kuş gribi” hortladı.
Savaşlar da Uyarıyor
Ve Kitap yine soruyor Âdemin nesline: “ Yok mudur bundan ders almak isteyen?”
Yıl, 1918. I. Dünya savaşı sonu. Bu savaşa çeşitli ülkelerden 60 milyondan fazla insan katıldı. 8 milyondan fazla insan öldü ve 21 milyon
yaralandı. Bunların yüz binlercesi de sakat kaldı. Milyonlar psikolojik bunalıma düştü. Savaşın acılarını ve travmasını yaşayan bu nesle
, “Kayıp Nesil” adı verildi. Savaşın hiçbir ciddi nedeni yoktu. Ama bütün dünyada ve çeşitli ülkelerde halklar sokağa dökülmüş, sevinç
çığlıkları arasında, savaşılması gerektiğini ifade eden sloganlar atmış ve pankartlar taşımışlardı.
II. Dünya savaşında da 50 milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Toplama Kamplarında yüz binlerce insan açlık, sefalet, işkence ve
salgın hastalık yüzünden kırıldı
Ya şu “Arap Baharı”na ne demeli? Bu baharın sadece Suriye’ye sunduğu tablo şöyle:
2011’de Esed rejimine karşı başlayan isyanda 30 binden fazla insan hayatını kaybetti. Ancak bir de "iz bırakmadan" ortadan kaybolanlar var.
Suriye’de 28 bin kişinin de kayıp olduğu belirtiliyor. Gelecekte bu rakamların nereye ulaşacağı da bilinmiyor.
Velhasıl
|
Kur’an’ı dikkatlice okursak, “Doğal Afet” olarak nitelendirdiğimiz tüm bu olaylar konusunda MÜLKÜN gerçek sahibinin bizlere şöyle seslendiğini duyuyor gibi oluruz sanki: “Depremleri, hortumları, kasırgaları, yanardağları, kendiliğinden çıkan orman yangınlarını ‘doğal afet’ olarak nitelemeyiniz! Hayır, hayır, bunların her biri ‘sosyal afet’lerdir; bizzat kendi ellerinizle hazırladığınız afetlerdir. Bunlar, sizlerin kural tanımazlığınızın sonucudur. Cehaletinizdir. Taşkınlığınızdır. İsyanınız ve asiliğinizdir. Sizi en mükemmel bir şekilde yarattığım gibi, barındığınız gezegenimi de, en güzel bir biçimde yarattım Ben. Onun kendisini ekolojik olarak yenilemesi için yasalar koydum ve durmaksızın, an be an bu kuralları icra eden Ben’im . Sizler ise, bir yandan yer altı ve yerüstü kaynaklarınızı hovardaca kullanarak yer kabuğundaki düzenin bozulmasını körüklüyorsunuz. Düşünsenize, depremler ve volkanik patlamalar olmasaydı, üzerinde huzurla yaşadığınız yeryüzü kabuğu olur muydu? Bunlar doğal olan hadiselerdir, ama onların afet haline dönüşmesine katkıda bulunan sizlersiniz. Nasıl mı? Fayların üzerlerine inşa ettiğiniz sağlıksız dev yapılarla, yerin altındaki suları ve madenleri boşaltarak, hafif zeminlere diktiğiniz devasa yük ve gökdelenlerle rahmetimi gazaba ve felakete dönüştürmede birbirinizle yarıştığınızın farkında mısınız? Okyanusların sahil açıklarına tabii setler olsun diye yaratıp diktiğim mercan kayalıklarının ve deniz ormanlarının, sizin tarafınızdan yıllarca tahrip edilmesinden dolayı tsunamilere yol açtığınızı görmüyor musunuz? Ben onarıyorum, siz bozmada birbirinizle yarışıyorsunuz. Size: “Düzene konulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayınız.” (Kur’an) denilmişken, siz bildiğinizi okuyorsunuz. Sizlere en makul yaşama sınırlarını ve kurallarını koydum. Ama siz bunları aşıyorsunuz. Mülkün sahibini unutuyorsunuz. Uzak ve yakın tarihinizden örneklerle sizleri uyarıyorum, ama sizler aldırmıyorsunuz. VEYL (yazıklar) olsun sizlere! Şunu iyi biliniz ki, kimse benimle savaşamaz (4). Ve yine unutmayınız ki, yoldan çıkmış bir toplumdan başkası benim mülkümde helâk olmayacaktır. (5) Ben Rahman ve Rahim’im. Ama kurallarımı çiğneyip keyfinizce hareket etmeye devam ederseniz çeşitli felaketlerle uyarılmayı hak edersiniz. (6) Sevgili okuyucu, çağın insanları olarak, “Ne yiyelim, nasıl zayıflayalım, hangi marka araba alalım, nerelerde tatil yapalım,” sorularıyla meşgul olduğumuz kadar, yukarıdaki uyarılar üzerinde de düşünmeye ne dersiniz? Yazımızı bir uyarıyla bitirelim: “ Ey insanlar! Hepiniz birden barışa giriniz; şeytanın adımlarını izlemeyiniz; çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır.” (7) |
(1) 54/51 (2)54/40 (3) 54/15 (4) 46/32. (5) 46/35 (6) İsrâ 17 / 16 (7) 2/ 208)
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Şerif Ali Minaz
Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...
Tüm Yazılarını Gör



