BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 3
Şerif Ali Minaz

Güzel Bir Haber
Bir zamanlar Muğire bin Şube adında bir sahabe vardı. O, Hudeybiye Antlaşmasından (628) bir süre önce Taif’ten gelip Medine’ye yerleşmiş ve Müslüman olmuştu.
Bir gün, Medine banliyösünde bir grup yabancı gördü. Yaklaştı yanlarına ve bunları hemen tanıdı. Çünkü onlar Muğire’nin Taif’li hemşehrileriydi. Bu hemşeriler, münbit topraklara; bağlar ve baçelere, bol kuyulara ve sulara sahip kaleler ve putlar diyarından gelmişlerdi. Oturup sohbet ettiler, onların hangi amaçla buralara kadar geldiklerini öğrendi ve durumdan haberdar etmek için doğru Rasülüllah’ın evine doğru süratle yürümeye başladı. Yolda Ebubekir ile karşılaştı, durumu ona anlattı. Ebubekir:
- Ey Muğire! Müsaade edersen eğer, bu önemli haberi ben Rasülullah’a haber vereyim. Çünkü bu önemli ve sevindirici bir haber, dedi.
Muğıre de:
- Hay hay, buyurun öyle ise siz bildirin, dedi ve izin verdi.
 Hz. Peygamber, Tebük seferinden daha yeni dönmüştü. Taif’ten herhangi bir heyet beklentisi de yoktu. Muğire’nin önemli haberi Ebubekir vasıtasıyle Peygamber (a.s.)’e ulaşınca çok sevindi. Onları Mescid’i Nebi’ye yerleştirdi, her zaman olduğu gibi cömertlik ve misafirperverlik konusunda da son derece ihtimamlı davrandı. Muğıre de, onların misafirlikleri süresince pervane gibi hemşerilerine hizmet etti.
Vicdan Azabı Ve sonu
Bu heyet niçin gelmişti Medine’ye? Bu ziyaretin temelinde aklı selim sahibi insanların kendi vicdanlarını rahatlatmak yatıyordu. Zira, İslâm’ı kendi şehrinde yaymak amacıyla canla başla çalışan bir sahabe vardı Taif’de: Urve b. Mes’ut. Urve, Önce Yemen’e gitti. Orada çeşitli savaş araç ve gereçlerin (mancınık, deri ile kaplanmış zırhlı arabalar gibi) imalatını öğrendi. Sonra da, Taif’li hemşerilerine inandığı dini tebliğ etmek istedi. Peygamberden kendisine böyle bir görev verilmesini ısrarla talep etti ve maalesef bu tebliğ görevini yaparken Taif’in putperest fanatikleri, Urve’yi şehit ettiler. Onun haksız yere katledilmesi, vicdan sahibi herkesin gönlünde derin bir yara açtı. Onlar, bir yandan da İslâm’ın hızla yayıldığını görüyorlardı. Bu durum, şehrin aklı başında adamlarını bir araya getirdi. Uzun uzadıya konuştular. Sonunda, aralarından delegeler seçmeye ve onlar vasıtasıyla Müslüman olacaklarını Peygamber’e bildirmeye karar verdiler. İşte bu heyet, bunun için gelmişti Medine’ye.

Böyle Müslüman Olunur mu?


Evet, Taifliler Müslüman olacaktı olmasına da, onların istediği gibi Müslüman olunur muydu? Dilerseniz bu sorunun cevabını, onların yazılı olarak Hz. Peygambere sundukları şartnameyi okuduktan sonra görelim. Onlar, “Biz, şu şartlarla Müslüman oluruz,” demişlerdi:
1- Günlük namazlardan ve zekât vermekten muaf tutulalım.
 2- Şehrimiz Taif mukaddes bir şehir olarak tanınsın. (Sanki bu şartla da, hac vazifesinden muaf tutulmak istiyorlardı.)
 3- Askeri hizmetlerden, savaşa katılmaktan da muaf olalım.
4- Şehirlerimizdeki mabetlerde bulunan putlar kırılmasın, buraları olduğu gibi kalsın.
5- Fuhuş bizim bölge halkımıza yasaklanmasın.
6- Faiz ve alkollü içkilerin içilmesi de yasaklanmasın..
Bu şartları ileri sürenler, yazılı belgenin altına Hz. Peygamberin mühür vurması için uygun bir boşluk bile bırakmışlardı. Onlara göre, Peygamber lider olma peşindeydi; eh, bunun onlar için bir zararı yoktu. En büyük lider o olabilirdi. Yine onlara göre peygamber, Medine’nin merkez olmasını istiyordu. Eh, o da olsundu…
Hz. Peygamber onların taleplerini soğukkanlılıkla dinledi, onları terslemedi ve sonra da, büyük bir olgunlukla buyurdu ki:
- İbedet, Rabbimiz olan Allah’ı hâl ve hareketlerimizle tanımak ve O’na şükranda bulunmak demektir. Bir dinde namaz ile Allah’a kulluk edilmezse, o din, tek Allah inancına dayanan bir din olmaz.
- Fuhuş ve zinaya gelince; sosyal hayatta bundan daha iğrenç bir şey olamaz. Aranızdan hiçbiriniz karısının, kızkardeşinin veya kızının namusu bir başkası tarafından kirletilmesini istemez. Şunu iyi bilmelisiniz ki, başkaları da kendi yakınlarının sizin tarafınızdan ırzlarına tecavüz edilmesini istemez…

Putunuza Gelince

Hz Peygamber, put konusunu da biraz ironi ile şöyle yanıtlıyordu:
- Evet, Şayet put, gerçekten bir kudret ve kuvvet sahibi ise, o kendisine zarar vereni hemen cezalandırmalıdır(!) Şunu biliniz ki, sizden onu tahrip etmenizi istemeyeceğim. Onu tahrip edecek olanları ben buradan(Medine’den) göndereceğim. Put, kendisine kötülük yapanı cezalandırma gücüne sahipse, gazaba onlar uğrayacaktır. Siz hiç merak etmeyiniz(!)

Peygamber(a.s.), onlara bir mesajı çok açık ve net olarak belirtmişti; o da.Allah’ın varlığı ve birliği, O’na hiçbir şeyin ortak koşulamayacağı, ibadetsiz ve taatsiz bir dinin olamayacağı idi. Diğer bazı konularda onların tekliflerini geçici bir süre kabul etmişti; vergi vermemek, askerlikten muaf tutulmak gibi.. Ashabına da, Taif halkının zamanla İslam’ı özümseyeceğini ve kendiliğinden bu görevleri yapmak isteyeceklerini izah etti. Nitekim sonuç Hz. Peygamberin söylediği gibi oldu. İdari ve eğitim merkezi Medine idi. Hz. Peygamber (s.a.s.), ashabının seçkinlerinden çok iyi öğretmenler gönderdi onlara. Zamanla Taifliler şehirlerinin ve putlarının her birinin kutsallığını unutup gittiler. Onlarca hanımla evli olanlar bile hanımlarının sayılarını asgariye indirdiler. Meselâ; Taif’in zenginlerinden ve önde gelenlerinden olan Ğeylân İbn Seleme adlı şahıs, Peygamberin buyruğu ile var olan on iki eşinin sayısını, bir kısmını boşayarak dörde indirmiştir.

Muğire Putu Kırıyor
Hz. Peygamber, aralarında Muğire’nin bulunduğu bir ekibi Taif’e put kırmak için gönderdi. Hubel, Lât, Menat ve Uzza olmak üzere Arapların dört büyük putu vardı. Lât putu da Taif’teydi. Halk, büyük bir heyecan ve korku içinde mabedin etrafına toplanmıştı. Muğire, eline büyük bir balta almış, var gücüyle Lât’ın başına vurmuştu. Daha birinci darbeyi vurur vurmaz kalabalıklar bir de ne görsün; Muğire müthiş bir çığlık attı ve çarpılmış gibi sere serpe baygın bir vaziyette yere düştü. Bir uğultudur başladı kadın kız kızan arasında. İslâm’ı henüz daha tam anlamıyla özümseyememiş bu insanlar, eski inançlarının da etkisiyle aralarında, kısa süreli bir dedi kodu da başlattılar. Putların gazaba geldiğinden söz ettiler. Onlar bu haldeyken bir de baktılar ki, Muğire ayağa kalkmış, sanki oyun oynuyordu, putla alay ediyordu. Darbe üstüne darbe vuruyor ve putu paramparça ediyordu. Sonunda, putun enkazı dışarı atıldı, mabette bulunan çok büyük miktardaki maddi meblağ ve sunaklar hazineye kaydedildi. Buradaki paranın bir kısmı da, İslâm’ı bu bölgede tebliğ ederken şehit edilen Urve’nin oğluna bırakıldı.

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör