BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 3
Şerif Ali Minaz

Bir önceki yazımızda da“Kurban”dan söz ettik:
Kurbanın psikolojik ve sosyal yararlarından, kurbanla ilgili ayeti nasıl anlamamız gerektiğinden, kurbanla bize verilmek istenen mesajlardan…
 Bu yazımızda da birkaç noktaya temas etmek istiyorum.
 Müslüman bir ülke olan Türkiye’mizde, bu kamusal bayram yaklaşırken bir kısım medya, her nedense bir telaşa kapılır. Geçmiş yıllardan manzaralarla eli bıçaklı adamları, böğüren ve acı çeken hayvanları, hijyenik/sağlıklı/ olmayan ortamları, akan kan ve atık sakatatları sürekli bizlere gösterirler. Onlar bunları yaparken ne demek istediklerini anlamakta gerçekten zorlanırız.
Yıllardan beri adam gibi kurbanlarımızı kesecek tesisler kuramadık, yazıklar olsun bize mi demek istiyorlar acaba?
 Yoksa “21. yüzyılda nedir bu çağdışı ibadet ve gelenekler” mi demek istiyorlar? Ya da, çağımızda, insanın ve toplumun tüm ihtiyaçları düşünülerek şehirler kurulurken, Müslümanların adam gibi kurbanlarını kesebilecekleri tesisleri kurmayı düşünmeyen yetkilileri ayıplıyoruz mu demek isterler?
 Eğer, Müslümanların bu bayramlarını, bir hayvan katliamı gibi göstermeye çalışıyorlarsa, kınıyoruz bu anlayışı biz. Böylesi bir ülkede, böylesi bir çağda böylesi kafalar kınanmaz da ne yapılır?
Siz, ey bu ülkede en çok et yiyenler! Sizler, fakir ve fukaranın, sadece yılda bir kez et yiyebildiği bir bayramdan bahsetmeden önce, lütfen bizi fiili durumdan haberdar eyleyiniz. Bu ülkede her gün milyonlarca hayvan kesiliyor. Bize bu hayvanların nasıl kesildiklerini gösterin lütfen. Hijyenik şartlar altında mı kesilir? Kanları akıtılarak mı, yoksa balyozlanarak mı? Besmeleli mi, yoksa besmelesiz mi kesilir? Her gün et yiyiniz, ama bayramlarımızı hafife almayınız lütfen. Lütfen, varsa noksanlarımız, yardımcı olunuz da giderelim bu noksanlarımızı elbirliği ile.
 Ne Kadar Hayvan Kurban Ediliyor?
 Kurbanlarımız hakkında konuşurken veya yazarken, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı\ nın 2010 yılı verilerine dayanarak verdiği aşağıdaki bilgileri unutmayınız lütfen: Ülkemizde 11 milyondan fazla büyük baş, 27 milyon civarında da, küçükbaş havyan bulunduğunu hatırlayınız!
Ve her yıl 11 milyon civarındaki hayvanın yaklaşık yüzde 30\ unun kesildiğini, bu yüzde otuzun sadece 5\ te 1\ inin kurban için kesilmekte olduğunu ve bunların da zaten ihtiyaç sahiplerine, fakir ve fukaranın sofrasına gittiğini düşünün lütfen! Ayrıca yılda 9 milyon kadar da küçükbaş havyan kesildiğini, bunun 7 milyonunu sizlerin yemekte olduğunuzu, sadece 2 milyonunu da bu Müslüman halkımız tarafından ibadet amacıyla kurban için kesildiğini biliniz!
 Psikolog ve Psikiyatrlara Ne Demeli?
 Bir de, bu bayramlarda psikolog veya psikiyatrist adı altında ortaya çıkan ve konuşan akıl hocalarına ne demeli?
 “Aman, çocuklarınıza hayvanın kurban edilişini göstermeyiniz. Bıçak ve kan, onların ruh dünyalarını zedeler, travmalara yol açar,” gibisinden uyarılar insanı gerçekten dehşete düşürüyor. Şunu bilmek isteriz. Bu sözleri söyleyenler acaba dünyadaki hangi psikoloji ekolünün tilmizidirler ve hangi toplumda yaşamaktadırlar? Yüzyıllardan beri, kurbanlık hayvanı seven, okşayan, ona günlerce yem ve su veren, onunla oynayan, onu kınalayan, süsleyen ve günü gelince o hayvanın gözlerini bağlayıp kurban eden milyonlarca çocuk travma mı geçirmiştir? Sizin bakış açınıza göre, bugünün orta ve yaşlı kuşağının hepsi çocukluklarında bu travmayı yaşayan hastalıklı insanlardır.
 Siz bilir misiniz ki, bizler onu kurban ederken bir yandan kurbanlığımızı okşarız, bir yandan da tekbir getirir, besmele çekeriz. Bunu yaparken o hayvanı tıpkı bir İsmail gibi teslimiyet haline sokarız; ondaki gerilimi ve stresi atarız. Böylece ondaki stresten dolayı hormonlarının salgılayacağı bir takım zararlı toksinlerin oluşmamasına veya atılmasına yol açarız. Bu bakımdan diyebiliriz ki, kurban eti, insan sağlığına en yararlı olan ettir.
 Ayrıca acı çekmemesi için elimizden geleni yaparız. Bıçağımızı iyice bileriz, üç ayağını bağlarken bir ayağını serbest bırakırız ki, kesim işleminden sonra kanı iyice aksın ve eti hijyenik/sağlıklı/ hale gelsin.
 “Kırk söz bir büyü yerine geçer” derler ya. Maalesef biz de bu tür sözlerle bazen büyüleniyoruz adeta. Bırakın Allah aşkına, bu toplum Müslüman bir toplumdur. Bu ülkede yüzyıllardan beri kurbanlar kesilmektedir, kimse bunalım filan geçirmemektedir. Belki bunalım geçirenler, Müslüman bir toplumdan rahatsız olanlardır. Başka sloganlar üretelim lütfen; bu toplumu rahatlatacak ve felaha kavuşturacak sloganlar.
Sizden Bir Ricamız Var
 Kurbanla çocuk travması arasında ilişki kurmaya çalışan çağdaş psikologlarımızdan bir de ricamız var.
 Yapısında kan dökme, vahşet, fitne ve fesat çıkarma özelliği olan biz insan toplumlarını bu kan dökme vahşetinden kurban geleneği kurtarıyor olabilir mi? Siyasi, etnik, mağduriyet ve ideolojik nedenlerle kin ve nefretle dolan kişi ve toplumlar birden canavarlaşıveriyorlar. Kurban geleneği toplumun bu negatif enerjisinin boşalmasına neden olabilir mi? Çünkü bazı araştırmacılara göre biz insanların bilinçaltlarında, atalarımızdan gelen genler vasıtasıyla tevarüs ettiğimiz ve bilinçaltımızda muhafaza ettiğimiz negatif veriler vardır. Bizler, Âdem’in çocukları olarak Habil ve Kabil’in de torunlarıyız. Buna göre Kabil’den gelen ve bilinçaltımıza hapsedilen bu negatif öldürme dürtüsünü, kurban keserek pozitif hale dönüştürmüş olabilir miyiz? Psikologlarımız lütfen bunu araştırma konusu yapsınlar. Çünkü çağımıza ve tarihe baktığımızda, Haçlı ordularının, sokaklarını kan seline dönüştürerek işgal ettikleri Kudüs’ü, Hz. Ömer hiç kan dökmeden fethetmişti. Bunda kurban geleneğinin etkisi olabilir mi?
Bu gün Filistin ve Ortadoğu’da gösterdikleri vahşetle, çoluk-çocuk, asker – sivil, kadın ve erkek demeden katliam yapan İsrail’e karşılık Osmanlı yönetiminin ve adaletinin hasreti çekilmesinde kurban geleneğinin ne denli tesiri vardır? Bu sorunun yanıtını bulmaya çalışınız lütfen. Bir yanda, kurban geleneğinden yoksun Almanların bir zamanlar sergiledikleri Nazi vahşeti ve Sırpların Boşnaklara uyguladığı vahşet ve katliam; öbür yanda da, fethettiği ülke halkının tarlasındaki mahsulüne bile zarar vermek istemeyen kurban gelenekli toplumlar.
 Bir tarafta, dikta rejimi yıkmayı, özgürlük ve demokrasi getirmeyi vaat ederek Irak topraklarına tonlarca patlayıcıyı fırlatıp Bağdat’ı günlerce döven ve milyonlarca masumun kanını akıtan ABD; öbür yanda da, geleneğinde kurban olan ve yıllar önce Mekke şehrini, kimsenin burnunu kanatmadan fetheden İslâm ordusu. Bu ve bunun gibi onlarca sonuçta kurban geleneğinin tesiri var mıdır? Yüzyıllarca arenalarda masum insanların, kölelerin, aç aslan ve kaplanlar tarafından parçalamasını zevkle seyredenlere karşılık, kurban geleneğine sahip toplumların, av amaçlı dahi olsa hayvanların bile katlini caiz görmemelerinin altında hangi sosyolojik ve psikolojik yapı vardır?
Günümüzde hâlâ “sözde soykırım(!)” iddiaları ile ülkemizin başına musallat olanların bir zamanlar sergiledikleri ve aşağıdaki satırlarla dillendirilen şu vahşet dolu tabloyu gözlerinizin önünde canlandırın lütfen. Bu vahşeti kurban kesen bir toplum asla ve asla göstermez. Buyurun bu satırları beraber okuyalım:
 “ Ermeni ordusuna Taşnak komitacıları hâkimdi. Bu komitanın büyük hırsı, sadece bir imha ve intikam savaşından ibaretti. Çılgın hesaplaşmanın bir türlü sonu gelmiyordu. Erzurum yolu üstündeki Cinis köyü karşısında Evreni köyünde, kadın, erkek, çocuk bütün köylüler öldürülmekle kalmamıştı. Öldürülenlerin vücutları parçalanarak, kollar, bacaklar, kafalar, kasap dükkânlarındaki etler gibi, duvarlara, çivilere, çengellere asılmıştı. Fakat bunları yapanların hırsları bununla da sönmemişti. Köyde ne kadar hayvan ele geçmişse; mandalar, sığırlar, davarlar, kümes hayvanları, hatta köpekler öldürülmüş, parçalanmıştı. Yerlere serilmişti. Cinis’te ise bütün köy halkını ayakta ve köyün ağzında bekliyor gördük. Fakat bunlar bir ölü kafilesiydi. Köyden çıkarılanlar, köye gireceğimiz yol üstünde süngülenirken birbirlerine sokulan ve yapışan kadın, erkek, çocuk bu insanlar, dayanılmaz bir soğuk altında kaskatı donmuşlar ve öylece kalmışlardı.. (Suyu Arayan Adam, s.120)
 İşte kurbansız bir toplumun sergilediği vahşetten bir tablo. Lütfen ilminizi ve dikkatinizi bu sorular üzerine yoğunlaştırınız. Yoğunlaştırın da, bizi bilgilendiriniz sevgili sosyologlarımız, sayın psikolog ve psikiyatristlerimiz!

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör