BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 3
Şerif Ali Minaz

 

 

       " VAV" Meltemleri

      Dünyadaki akımları takipte zorlanıyoruz;  toplumumuzun ve gençlerimizin ne yöne meylettiklerinin ya da meylettirildiklerinin bazen çok geç farkına varıyoruz.  İnternet deryasına uzaktan bir göz gezdirdim. Gördüm ki bir VAV fırtınası esiyormuş nice zamandan beri; kolyelerde VAV, bilekliklerde VAV, velhasıl ziynet eşyası olarak altın ve gümüş, taşlı ve taşsız çeşitleriyle her yerde VAV.

 Ve bir bilmece çıktı karşıma: VAV bilmecesi. Geliniz birlikte duralım bu bilmece üzerinde.

   Geçmişimizde, VAV harfi çok önemsenmiş; hem rûhen hem de şeklen. Meselâ; hattatlarımız VAV üzerinde önemle durmuşlar. İlk temrinlerini onunla başlatmışlar.             

      Dilimizde ve lügatlerimizde de, V harfiyle başlayan birçok kelime vardır. Bunlar, aslında hayatı anlamlandıran, hayatı izah ve ifade eden çok önemli kelimelerdir: Vahit, Vade, vuslat, visal, veda, vurgun, vefa, vera, vareste gibi.  

    Benim Acabalarım

       Aslında uzmanına sormak gerekir, ama sormadan önce VAV ile ilgili aklıma gelen bazı acabalarım var benim.

  Şöyle ki:

Bu harfin yazılışı, çok kolay olduğu için midir acaba, hatatlar bu harfi temrin /alıştırma/ konusu yapmışlardır?

   Yoksa onun bir çengel gibi, kelimeleri birbirine bağlayarak bütüncül bir anlam ortaya çıkarmasından mıdır bu harfin her daim gündemde olması?

   Vav harfi, “HÛ” kelimesini oluşturan iki harften biridir. “HÛ”, “O” demektir. O ise, ALLAH demektir. Bunun için midir bu harfin önemi ve değeri hattatlarımız nazarında acaba?

İnsanın aklına daha bir çok soru takılıyor bu konuda. Meselâ, işte bir kaçı daha:

İnsan “vav şeklinde doğduğu için midir?

Vav kulluğun, elif ise İlahlığın simgesi olduğu için midir?

Esma’dan olan “VAHİD” kelimesinin baş harfiymiş VAV harfi. Onu kolye ve bileklik olarak kullananlar, görmeyen gözlere “ALLAH BİRDİR” gerçeğini göstermek, duymayanlara bu hakikati haykırmak istedikleri için midir?

Vav’ın boynu büküktür,  mütevazıdır daima,

İbrahim, ateşe atıldığı zaman, Yunus, balığın karnında seyr-ü sefer yaparken,  VAV gibiydi,

Tüm kullar ve abdallar, Rablerine secde ederken de Vav gibidirler.

Bunlardan dolayı mıdır ki, hattatlarımız bu VAV üzerinde hassasiyetle durmuşlar?

 Yoksa yarın Ruzi Mahşer’de insanların “VAYYY” dememelerini hatırlatmak için midir?

   Tüm bu sorularla birlikte bir şey daha geliyor insan aklına: Hattatlarımızın “VAV” üzerinde bu denli yoğunlaşmaları, hayatî önem taşıyan “VEDA VE VUSLAT kelimelerinin, VAV ile başlamasından dolayı mıdır dersiniz?” Bu fani dünyaya gelişimiz bir “VUSLAT”  değil midir? Âdem ve Havva’nın vuslatı da burada gerçekleşmemiş midir? Her Âdem ve Havva’nın ölümü ise hem bir “VEDA” hem de “VUSLAT” değil mi?

      VAV İstifli Levhalar

  Bazı mekânlarda levha halinde asılmış enfes yazılar vardır. Bunlardan birisi de: “İttekul vavât,” yani “vavlar” konusunda dikkatli olunuz” diye başlayan bir levhadır.  Söz konusu bu VAV istifli hat yazısında, sorumluluğu büyük olan ve “V” ile başlayan kelimelere dikkatimiz çekilmektedir. Bunların: Valilik, Vezirlik, Velilik, Vekillik, Varislik ve Vakıf yöneticiliği olduğu ifade edilmektedir.

  Bir de, sıkça rastladığımız ve Âmentümüzü dillendiren levha vardır:

“Amentü BİLLAHİ, diye başlar ve devam eder:

VE Melâiketihi, VE kütübihi,

 VE rusülihi,

VE’L- yevmil Âhiri, VE bi’l- kaderi; hayrihi VE şerrihi minallahi Teâlâ

VE’L- basü badel mevt.

  TEMENNİMİZ

     Her şeyin kalite ve kantitesini yitirdiği bir çağda, iç dünyamızı VEHİM ve VESVESE fırtınalarının kuşattığı bir zamanda yaşıyoruz.

   Gönül istiyor ki, insanlar gün gelsin, "ELİF” gibi dimdik ayakta dursunlar, yerinde ve zamanında "Vav"  gibi boyunları bükük; mütevazı olsunlar. Tıpkı ceddimiz gibi. Onlar, selatin camileri inşa ederlerken, padişahların ibadet yeri olan hünkâr mahfillerinin  giriş kapısını çok kısa yapmışlardı ve kapının üzerine de, çift olarak VAV harfini nakşetmişlerdi. Sultanlar da, SULTANLAR SULTANI’nın huzuruna çıkarken bükülsünler ve vav harfini görüp ibret alsınlar diye. 

    Evet, insanlar, dün VAVın şekline çok önem vermişler Bu gün de Vav’ı önemsiyorlar.. Keşke yarınlara doğru hem şekline hem de ruhuna emek verebilseler; Gün gelip  “VEYL HALİME!” dememek için.

Keşke tüm kullar VAV olmanın değerini anlasalar da “ELİF”i her işlerinde anahtar yapabilseler; Yarın “ VAH VAH BANA!” diye feryad etmemek için.

   Sıkça VAV harfini hatırlayıp aynanın karşısındaki suretimize sormamız gerekiyor: “Ben ne zaman ve ne kadar VAV” olabiliyorum. İnançsızlara, zalimlere, fakir fukaranın hak ve hukukuna riayet etmeyenlerin karşısında “ELİF” gibi durmasını biliyor muyum? Bu duruşun bir sadaka olduğunun bilincinde miyim?

Yine Şairin şu mısralarını kendi kendime sıkça terennüm edebiliyor muyum?

“Elif gibi yalnızım, ne esrem ne ötrem;

 Ne bana “BEN katan bir şeddem var.”

  Bu temenniler ve dua ile kalınız sağlıcakla demeden bir hikâye ile bitirelim yazımızı.

        Dua Et de Cüzdanımı Unutayım

      Hafız Osman, fırtınalı bir günde bindiği bir sandalla Üsküdar’dan Beşiktaş’a geçmektedir. Yolculuğun sonuna doğru kayıkçı ücretleri ister. Ne yazık ki, Hafız Osman ücretini ödemek için elini cebine attığında cüzdanını bulamaz. Çünkü cüzdan, aceleyle çıkıldığı için evde unutulmuştur.

    Kayıkçıya: “Efendi oğlum, kesemi evde unutmuşum. Ben sana bir “VAV” yazayım, bunu sahaflara götürüp karşılığını alırsın,” der. Kayıkçı yüzünü ekşitir ve kerhen, istemeyerek yazıyı alır.
   Bir zaman sonra kayıkçının yolu, sahaflar çarşısına düşer. Tezgâhları gezerken görür ki, yazılar, levhalar oldukça iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve gösterir satıcıya. Satıcı, yazıyı alır almaz:  “Aaa! Bu Hafız Osman “VAV”ı der ve hemencecik açık artırmaya başlar. Ve sonuçta iyi bir fiyata “VAV”ı satar kayıkçı. Neredeyse bir haftalık kazancından daha fazlasını bu “VAV” sayesinde kazanır.
    Gel zaman git zaman bir gün Hafız Osman yine karşıya geçerken, aynı kayıkçıyla tekrar karşılaşır. Yolculuğun sonuna doğru yine ücretler toplanmaya başlar. Sıra Hafız Osman’a gelince, cüzdanından çıkardığı parayı uzatır kayıkçıya.

 Kayıkçı parayı almak istemez ve der ki: “Efendi, para istemez, siz bir “VAV” yazıverin yeter”.

  Koca Hattat gülümseyerek cevap verir: “Efendi o “vav” her zaman yazılmaz. Sen dua et de para kesemi yine evde unutayım.”

 

 

 

  

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör