İNŞİRAH SÛRESİ
Sevgili okuyucu! Önceki yazımızda İnşirah suresinin ilk üç ayetinin yorumunu sizlerle paylaşmıştık. Şimdi de, son beş ayetin yorumunu birlikte okuyalım lütfen!
Şanını Yüceltmedik mi?
Ya Muiz! Sen ki, Peygamberine hitaben, “Senin şanını yükseltmedik mi?” buyuruyorsun.
Bir zamanlar o kulunun çevresini kendisi için canını feda etmekten sakınmayan şanlı ashabıyla donattın.
1400 seneden bu yana milyarlarca Mümin O’nu sevgiyle, saygıyla selamlaya geldi.
Ve şimdi de, onu sevgi ve saygıyla anan, namazlarında senin huzurunda O’na salat ve selam eden iki milyara yakın Müslümana onu sevdiriyorsun.
Ayrıca, dünyanın dört bir yanında günde beş kez okunan ezan ile onun adını söyletiyorsun; hem de Senin yüce adınla birlikte.
Bu, ne yüce ve ne imrenilesi bir makamdır Ya Rab!
Bizi de onu sevenlerden, O’na selam ve salât edenlerden eyle Allah’ım!
Ve onu sevenler tarafından da, sevilenlerden kıl bizleri!
Barış Kaf Dağı’nın Arkasında mı?
Allah’ım! 21. Yüzyıl insanı, dünden daha çok bu gün bir şeye ihtiyaç duyuyor: BARIŞ VE HUZUR.
Sen ki, şanı yüce Peygamberini adı “İSLÂM” yani “BARIŞ” olan bir dinle gönderdin. O’nun getirdiği mesajlar, yüzyıllar ötesine de ışık tutsun diye.
O’na, “Asr-ı saadet” (Mutluluk Çağı) denilen bir dönemi yaşamayı nasip eyledin; kendisinden sonraki ümmetlere de örnek olsun diye.
Bizleri, o Şanlı Peygamber’in mesajlarıyla aydınlanan ve huzur bulan kullarından eyle Ya Rab!
Günümüzde huzur ve barış tıpkı Zümrüd-ü Anka gibi oldu. Kaf dağının ardında mıdır ne. Ortadoğu’da, Uzak Doğu’da, Çin’de Maçin’de..kulların barışa ve huzura hasrettirler Allah’ım!
Dört gözle bekliyorlar; döner mi bir gün yine o Şanlı Peygamber’inin saadetli ve barış dolu günleri diye.
Rabbim! Göster yine bu ümmete o “Asr-ı Saadet”i.
Vasat Ümmet Ve Vasat Lider Nerede?
Ya İlâhî! Dünyamızın beşeri coğrafyası şan ve şeref yönünden gün geçtikçe çoraklaşıyor.
Ahir zaman toplumları, liderlik konusunda eskilerin tabiriyle müthiş bir “kaht-ı rical” /adam kıtlığı/ dönemini yaşıyor. Nasıl ki, çöllerin suya hasrettir; kullarının da, anlı şanlı, kendini halkına adamış liderlere ihtiyacı var.
Şanlı Peygamberinin izinden giden, onun ahlakıyla ahlaklanmış liderler çıkar O’nun ümmetinden Allah’ım!
Bir ayetinde buyuruyorsun ki: " Biz sizi aşırılıklardan uzak dengeli bir toplum kıldık ki, insanlara tanıklık edesiniz. Peygamber de size tanıklık etsin. (…) (Bakara, 2/143).
Ya Rauf! Sen ki kullarına karşı son derece merhametlisin. Mademki bizleri o şanlı Peygamberin ümmeti kıldın. O şanlı Peygamberin sağ iken yüzbinlerle ifade edilen bir ümmeti vardı. Şimdi ise bu rakam iki milyarı buldu. Ama maalesef eski haşmetli günlerini, dünyaya düzen veren hallerini yitirdi bu ümmet.
Bu ümmetin, vasat, yani hayırlı ve dengeli bir ümmet olma yollarını aydınlat! Aşırılıklardan, ifrat ve tefritten, fanatizmden uzak tut bizleri Ya Rab!
O şanlı Peygamberinin ümmetini, dünya yuvarlağının tam ortasında tutuyorsun; hem de, yer altı ve yer üstü zenginliklerini bolca ihsan ettiğin bir coğrafyada.
Ama bu ümmet ve coğrafya on yıllardır yağma ve talancılar tarafından emperyal amaçlarla işgal edilmek istenmekte, çeşitli entrika ve tuzaklara maruz kalmaktadır.
Verdiğin bunca nimetleri, adil bir şekilde paylaşmayı nasib eyle bu ümmete Allah’ım!
Hani o şanlı peygamberin vasat ümmeti, bir zamanlar tüm dünyaya hikmette, felsefe ve bilimde öncülük ediyordu ya. Yine o günleri yaşat bu ümmete Ya rab!
Hayatın Temel Yasası: Zorluktan Sonra Kolaylık
Ya Muallim! Peygamberine hayatın gerçeklerini bir bir öğrettin. Onu, aklıyla ve nefsiyle baş başa bırakmadın. Ona, birtakım zorlukları yaşatarak hayatın bir mücadele sahnesi olduğunu öğrettin ve: “ Zorlukla beraber bir kolaylık vardır,” buyurdun.
Bu gerçeği iyice anlayabilmemiz için bir kez daha tekrar ederek teyit ettin yasanı:
“ Zorlukla beraber kesinlikle bir kolaylık vardır,” diye deklare ettin.
Hayat yolunda inançla, azim ve gayretle yürümesini öğütledin ona.
Bu dünyanın bir sınav dünyası olduğunu, bu sınavda inananların Sen’in yardımına mutlaka kavuşacakları müjdesini verdin.
Allah’ım! Bizler ki, senin boyanla boyanmak istiyoruz. Senin Sevgili Resulünün ahlâkıyla ahlaklanmayı arzu ediyoruz.
Bize de, Peygamberine gösterdiğin kolaylıkları ihsan eyle!
Akılları ve zihinleri, kolaycılığa değil; “KOLAY”a programlananlardan kıl bizi.
Hedefe ulaşma konusunda gereksiz işlerle uğraştırarak yorma bizi!
Bu sınav dünyasında, altından kalkamayacağımız dertlerle, ağır yüklerle karşılaştırma bizleri!
Karşılaştığımız güçlüklerin hemen ardından kolaylıklar gönder bize!
Kolaylaştır işlerimizi; zorlaştırma!
Güzelliklerle sonuçlandır amellerimizi! Hem burada hem ahirette.
Bizi, ardından hemen kolaylıklar gelmeyen güçlüklerle bocalatma Rabbim!
Sen Bâsıtsın; yani en güzel, en hayırlı yolları açansın. Aç kolaylık yollarını bize!
Bir İşi Bitirince
Ya Allame’l- Ğuyûb! Sen ki gaybı bilirsin. Bizim için meçhul olan her şey malumdur Sana.
Peygamberini uyarıyorsun. Tembellikten, ataletten ve durgunluktan sakınmasını öğütlüyorsun. Hayatın hareket ve eylemden ibaret olduğu gerçeğini hatırlatıyor, hiç mi hiç boş durmamasını tavsiye ediyorsun: “Bir işi bitirince bir başka işe koyul,” buyuruyorsun.
Ve hayatın olmazsa olmaz gerçeğini hatırlatarak mesajını tamamlıyorsun:
“Yalnız Rabbinin rızasını iste,” buyuruyorsun.
Ya Fe’âl! Sen ki, her an faalsin. Bizi de daima faaliyette olan kullarından eyle! Tembellik ve ataleti at üzerimizden!
İbadetsiz, taatsiz, zikirsiz ve şükürsüz geçen bir hayattan uzak tut bizleri!
Senin hoşnutluğunu kazandırmayan bir yaşamın manası nedir ki?
Bunca nimetlerine karşılık Seni bize göstermeyen, bizi Sensiz yaşatan bir hayatın ne anlamı olabilir ki?
Yâ Hâdî!
Omurgamızı çatırdatan bu hayatın yükünü, ibadetinle, aşkınla hafiflet bizden!
Bizleri doğru yola hidayet eyle! Nimet verdiklerinin; peygamberlerinin yoluna ilet Allah’ım! Gazabına uğramışların yollarından uzak tut bizi ve zürriyetlerimizi!
Allah’ım! Musa kulun sana: “ Rabbim! Göğsümü ferahlat. İşimi kolaylaştır. (20/25) diye dua etmişti. Bizler de onun diliyle sana yalvarıyoruz. Kabul buyur dualarımızı!
Ya Gaffar! Sen ki, inanmış kullarına karşı çok merhametli ve çok bağışlayıcısın. Bağışla bizi. Ört ayıplarımızı. Hem kendi katında hem kullarının yanında ayıplarımızla utandırma bizi!
Ya mücibe’d-deavat! Sen ki, dualara mutlaka cevap verirsin. Kabul eyle dualarımızı.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Şerif Ali Minaz
Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...
Tüm Yazılarını Gör



