BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 4
Şerif Ali Minaz

 

                          

             Sevgili okuyucu! Şeyh Abdullah Ağabey, Felak suresindeki bir ayeti yorumlarken sözü “Ağustos Böceği”ne getirmişti. Şimdi birlikte dinleyelim onun bu sohbetini.

          KORKULU ANLARIN YOL ARKADAŞI

         Kardeşlerim!

 Felak suresindeki “Ve ortalığı kapladığında karanlığın şerrinden (Allah’a sığınırım)” anlamına gelen

 “Ve min şerri ğasikın izâ vekab” ayetini okuduğumuzda da “Ağustos Böceği”ni hatırlamamak mümkün müdür?

 

     O, gecelerin sessizliğini yırtarak bizlerin imdadına yetişir, içimizdeki ürpertiyi ve korkuyu atar. Senenin belli bir mevsiminin gecelerinde her daim yanımızda olan çevre dostumuzdur o bizim. Aslında gecelerin o korkusunu üzerimizden atmaya çalışan ve bu böceğe eşlik eden başkaları da vardır: Meselâ; Ebabil kuşları, bülbüller, baykuşlar, yusufçuklar, Florya kuşları ve martılar bu kervana katılanlardandır. Bu kervana Ağustos böceği ile birlikte çekirgeler de katılırlar.

       Bu sohbetimde sizlere gece kervanına katılan bu böceğin hikâyesinden özellikle söz etmek istiyorum. Çünkü o, ünlü edebiyatçılara da konu olmuş bir böcektir.

 

     Yüce Rabbimiz, bu böceği sanki biz kullarının ruh dünyasında gece karanlığı ile oluşan korkuyu hafifletmek için yaratmış gibidir. Aslında o, Allah’ın varlığını bizlere anlatmaya çalışan milyonlarca “yazısız ayet”ten bir tanesidir.

        Onu bir çokları sevmezler; tembeldir derler, üretken değildir derler, zamanını hep “cırcır”la, “gırgır”la geçiriyor derler..Meselâ; ünlü hikayeci La Fontaine, bu böceği küçümser, tembelliğinden söz eder.   Ama bakınız Ağustos böceği ona lisanı hal ile nasıl cevap verir.  Dilerseniz birlikte dinleyelim onun serzenişlerini.

     BÖCEĞİN SERZENİŞİ

 --“ Ey masalcı amca!

Benim hakkımda yalan yanlış yargıda bulunarak beni hemcinsleriniz arasında kötü gösterdiniz. Tembellikle itham ettiniz, karıncanın kapısında dilenci gibi gösterdiniz beni. Oysa sizin hemcinsiniz olan Şair ve mütefekkir Sezai Karakoç Bey, bakınız beni nasıl müdafaa ediyor ve size nasıl cevap veriyor:

                 “ Ey masalcı adam, iftira ettin sen

                   Bu harikalar harikası böceğe

                   Onu suçladın tembellikle

                  En çalışkan onu görüyorum ben.

                 Hiçbir karşılık beklemeden

                 Tanıtıyor bize yazı, ağustosu, çamı, çınarı.”

    Doğrusu bu dizeler beni çok mu çok hoşnut eyledi. Teşekkür ediyorum Sezai Amcama.

            Size gelince sevgili masalcı amca! Aslında ben, zatı âlinize fazla kırgın ve küskün değilim; çünkü siz beni yeterince tanıyamadınız. Bilir misiniz ki, ben, sizlerin 50.60.80.90 ve hatta yüz yıl yaşadığınız dünyaya gelebilmek için tam 17 yıl larvada bekleyip durdum. Siz ise dokuz ayda, hop diye geliverdiniz bu dünyaya. Larvada beklediğim 17 yılın birçoğu ağaç diplerinde, toprak altında geçip gitti. Ve bir ağustos sabahı, uzun ve şeffaf kanatlarımla dünyama gözlerimi açtım.

          Beni durmaksızın şarkı söylemekle ayıplıyorsunuz. Oysa hangi şarkı boş yere söylenir ki? Şarkılar duygularımızın tercümanı değil midirler? Onlar, ya bir vuslatı, ya bir firakı, ya bir aşkı veya bir dostluğu dile getirirler. Benim şarkımda ise bunların hepsi mevcuttur; evet, siz bunu biliyor musunuz?

  Ben, sizin dünyanızda çok kısa süre kalan bir misafirim; üç veya dört haftalık bir misafir. Bu kadar uzun bir bekleyişten sonra geldiğim bu dünyada, ben şarkı söylemeyeyim de kim söylesin be masalcı amca! Sizin gevezelik olarak nitelendirdiğiniz bu şarkıyı ben, tam 17 yılda besteledim. Ve üç beş haftada da bitirmem gerekir. Sizin bundan haberiniz var mıdır?

 Sonra sevgili amcam, beni kış gelince karıncanın kapısında bir dilenci olarak tanıtıyorsunuz ve karıncaya: “Yazın çalan, kışın oynar, haydi oyna!” dedirtiyorsunuz bana. Oysa benim kışın hayatta olmadığımı bile bilmiyorsunuz be amca.

  Bizler şarkılarımızı boşuna söylemeyiz. O anda biz, birbirimizle haberleşiriz, hemcinslerimizin bir derdi var mı, yok mu onu öğreniriz. Sizin bundan da haberiniz yok galiba.

 Gül, bülbül ile birlikte nasıl bir güzellik ve bütünlük arz ediyorsa, geceler de bizimle güzelleşiyor ve bütünleşiyor sevgili hikâyeci amca.

  UYARIYOR VE ARKADAŞ OLUYORUZ

 Her şeyden önemlisi biz bu şarkılarımızla gecelerin korkunçluğunu sizin üzerinizden atıyoruz. Hani Yüce Kur’an’daki, Rabbimizin: “ Ortalığı kapladığı zaman karanlığın şerrinden bana sığının” diye sizlerin dikkatini çektiği o korku ve ürperti veren karanlık var ya. İşte bizler, gecelerin o korku ve ürperti veren yüzünü, sessizliğini sizin üzerinizden atmaya çalışıyoruz şarkılarımızla. “ Sizlere: “Korkmayın karanlıklardan, yalnız değilsiniz bu ortamlarda, sığının Rabbimize korkulacak şeylerden, bakınız biz de buradayız şarkılarımızla,” demek istiyoruz.

     Bir hususu daha hatırlatmama izin veriniz masalcı amca. Biliyorsunuz bizim kanatlarımız da var, Bazen yükseklerde uçarken sizin yaşadığınız hayatın çirkefliklerini de, birbirinize karşı hazırladığınız tuzakları, hile ve desiseleri de görüyoruz. Birbiriniz hakkında beslediğiniz kin ve nefretleri hissediyor, yaptığınız dedikodulara şahit oluyoruz. İşte bizler bu şarkılarımızla siz insanları uyarıyoruz; uzak durun bu çirkefliklerden, düşmeyin tuzaklara, hayatın kötülüklerinden ve kötülerden sığının daima Rabbimize diyoruz.

      Bundan böyle şarkılarımızı bu şekilde okuyacağınızı ve anlayacağınızı ümit ediyorum sevgili La Fonten Amca. Siz bizi yeterince tanımadığınız için tembellikle, gevezelikle ve dilencilikle itham ettiniz. Keşke yazmadan önce beni bir dinleseydiniz. Edebiyatçılar da bilim adamı sayılırlar. İnceleyip araştırmadan yazmamalıdırlar değil mi efendim? Ama yine de ben sana hakkımı helal ediyorum; senden yıllar sonra yaşadığım 2011 yılının bir Ağustos gecesinde.”

  VELHASIL

      Sevgili kardeşlerim!

     İşte böyle serzenişte bulunuyor Ağustos Böceği. Hayvancağız yerden göğe haklı. Bu Batılılar hep böyledir zaten. İslâm ve İslâm dünyasını da yanlış tanımadılar mı?. Müslümanlar ve İslâm Peygamberi hakkında da tıpkı bunun gibi yalan yanlış yazıp çizmediler mi ve hala bu yanlışa devam etmiyorlar mı?.  Sığınalım tüm şerlerden ve şerirlerden Rabbimize.

Bizler de, bilmediğimiz konularda yalan yanlış konuşmaktan sakınalım. İyice araştırıp öğrenmeden bir şey hakkında konuşmayalım. Kâinatta var olan her mahlûkun bir amaca yönelik olarak yaratıldığının bilincinde olalım ve onların her birinin “yazısız ayetler” olduğunu unutmayalım. El emeği, göz nuru ile ortaya konulmuş eserlerin kıymetini de bilelim. Onları zamanında ve yerli yerinde değerlendirelim.Sonra bizlerin de tıpkı Ağustos Böceği gibi, özenle oluşturulmuş bestelerimiz olmalı. Hiç zaman kaybetmeksizin bizler de şarkımızı söylemeliyiz. Bu öyle bir beste ve öyle bir icra olmalıdır ki, bizlere hem dünya hem ahret mutluluğumuzu bahşedebilsin. Bizler, bu üç günlük dünyada karıncalar gibi durmaksızın mal ve servet biriktirip de, bestesi ve icrası olmadan çekip gidenlere üzülelim, onlar için “ah” çekelim. 

     Selam ve dua ile kalın sağlıcakla.

 

 

 

NOT: Tüm okuyucularımıza ve ayrıca değerlendirmelerde bulunarak katkıda bulunan “Ben de Bilirim,” “Tulumbacı Ağası” ve “ Bir Dost” rumuzlu okurlara teşekkürlerimi arz ediyorum.

 

 

 

 

 

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör