BİRLİKTE DUA
Şeyh Abdullah Ağabey, bu haftaki sohbetine her zaman olduğu gibi besmele, hamdele ve salvele (Allah’a hamd, Peygamber’e salâvat) ile başladı. Sonra da sûfilerle birlikte el açtılar, topluca dua ettiler. Abdullah Ağabey dua ayetlerinin önce orijinalini, sonra da mealini söylüyor, sûfiler de koro halinde tekrar ediyorlardı.
Buyurun dinleyelim onları:
“Tüm mahlûkatın Rabbi olan Ey Allah’ım!
Yarattığın her şeyin şerrinden
Ve ortalığı kapladığında karanlığın şerrinden
Ve düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden
Ve haset ettiğinde kıskançların şerrinden Sana sığınıyoruz.
Dualarımızı kabul buyur Ya Rab! Âmin
Ey tüm insanların Rabbi, Meliki ve İlah’ı!
Gerek cinlerden olsun, gerek insanlardan olsun tüm vesvesecilerden de Sana sığınıyoruz;
İnsanların iç dünyalarına fitne ve fesat tohumları atanlar var ya.
İşte o vesvesecilerden Sana sığınıyoruz!
Kabul eyle yalvarış ve yakarışlarımızı Ya Rab! Âmin.”
Bu kısa duadan sonra, şeyh ve sufiler ellerini yüzlerine sürdüler ve sohbet şöyle devam etti:
“Kardeşlerim!
Kur’an’ı okuduğumuzda, Yüce Rabbimizin biz kullarına şefkat ve merhamet sıfatıyla seslendiğini ve şöyle dediğini hissederiz:
“Ey kullarım, yöneliniz bana ve benim himayeme sığınınız.
Ben sizin zaaflarınızı, düşünce ve eğilimlerinizi çok iyi bilirim. Çünkü sizi yaratan benim.
Yarattıklarım içinde size düşmanlık besleyenleri ve zarar vermek isteyenleri de bilirim.
Ben dilemedikçe kötüler size hiçbir zarar veremezler.
Beni tüm güç ve kudretimle, tüm sıfatlarımla tanıyın ve bana öyle iman edin. Sakın ha, Benim “Samed” olduğumu unutmayınız!
Bana yöneliniz, ibadet ve dualarınızla bana sığının ki güven içinde kalasınız, mutlu ve huzurlu olasınız.”
KORUYUCU ZIRHLAR
Sevgili Kardeşlerim!
Kitabımızın sıkça okuduğumuz son üç suresi vardır ya hani; İhlâs, Felak ve Nâs sureleri. Bunlara “Muavvizât” /sığındırıcılar/ adı verilir. Malumunuz, biraz önce birlikte dua ederken bu surelerle Rabbimize sığındık.
Görüyorsunuz, Yüce Rabbimiz bu iki sure ile şu beş şeyin şerrinden korunmak için kendisine sığınmamızı emrediyor:
Ortalığı kaplayan karanlığın şerrinden,
Büyücülerin, efsuncuların şerrinden,
Haset edenin ve tüm yaratıkların şerlerinden
Ve özellikle vesvesecilerin şerrinden.
Hz. Peygamber’e (s.a.s) Büyü mü Yapıldı?
Güzel kardeşlerim!
Kur’an tefsirlerinin bazılarında bu sureler açıklanırken Hz. Peygamber Efendimize düşmanlarının büyü yaptığı ve altı ay Cenabı Peygamberin bu büyünün etkisiyle rahatsız olduğu zikredilir. Bu tür yorum ve rivayetler kesinlikle doğru değildir. Bu söylentilere iltifat etmeyelim. Gerek Hamdi Yazır’ın gerek Süleyman Ateş’in ve diğer birçok tefsirlerin mütalaası bu tarz söylentilerin asılsız olduğu şeklindedir.
Düşünün, Allah’ın son Peygamberine birileri büyü yapacak ve bu büyünün tesiriyle altı ay kendine gelemeyecek. Olacak şey midir bu, Allah aşkına!
Onun Yüce Rabbi ona: “Allah seni insanlardan korur,” ( Mâide /67) garantisini vermişken hangi güç onu aylarca rahatsız edebilirdi ki?
Allah Resulü, birçok hastalıklara ve göz değmesine karşı tedavi yöntemlerine başvurmuş, ama bu arada dua etmeyi de ihmal etmemiştir. Onun duaları arasında bu üç surenin önemli bir yeri vardır.
MUSKACILIK VE ÜFÜRÜKÇÜLÜK
Meselâ; Hz. peygamber efendimiz akşamları yatmadan önce bu üç sureyi okuyup avucuna üfler ve vücudunu mesh ederdi. Ama ne Peygamber, ne de ashabı muska taşımaz, üfürükçülük yapmaz ve onların kapılarına da başvurmazlardı. Onların döneminde sürüyle büyücü ve efsuncular vardı, ama bunlar Müslümanlardan değildi.
Bizim Efendimiz (s.a.s) üfürükçülerden nefret ediyor ve onlar için şöyle diyordu: “Bir düğüm bağlayıp ona üfleyen büyü yapmış olur. Büyü yapan şirk koşmuş olur. Vücuduna muska asan o muskaya havale edilir. (Yani Allah ondan elini çeker.) (Nesai, Tahrim,19)
İbn Abbas’ın bir rivayetine göre O’nun bir duası da şöyleydi: “Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem gözlerden bütün kelimeleri yüzü hürmetine Allah’a sığınırım.” (Buhari Bed’ül-halk)
Kardeşlerim!
Bunları söylerken sizlere şunu söylemek istiyorum. Kur’an ve sünnet dışı hurafelere ne inanalım ne de, kapılalım. Peygamber (s.a.s), neyi, nasıl ve niçin okuduysa bizler de aynen öyle okuyalım ve o çizgiyi takip edelim. O, Rabbimize hangi dualarla sığındıysa bizler de öyle sığınalım. Göreceğiz ki, ona sığınmanın verdiği iç huzurunu doyasıya yaşayacağız. Ve yine göreceğiz ki, o bizim üzerimizdeki sıkıntıları atmamız konusunda muhtelif kapılar açacaktır.
KARANLĞIN ŞERRİ
Güzel Kardeşlerim! Sûre meallerini okurken aklımıza takılan ve tefsire muhtaç olan bazı sorular olabilir. Meselâ; karanlığın şerri ne olabilir ki? sorusu bunlardan biridir.
Ben de derim ki, bu sorunun cevabını ararken kendimizi, sokakları ışıl ışıl aydınlatılmış bir kent hayatında düşünmeyelim. Elektriğin olmadığı dönemleri ve mekânları göz önüne alalım, zifiri karanlığın bastığı, gözün gözü görmediği bir ortamı düşünelim. Böylesi ortamlar, insanın içine gerçekten bir ürperti verir, insanı korkutur. Çünkü bu tür ortamlarda vahşi bir hayvan, yırtıcı bir yaratık, zehirli bir sürüngen ya da pusu kurmuş bir düşman bulunabilir.
İçimizdeki kuruntular, vesveseler, kuşkular ve tasalar böylesi bir ortamda daha bir hararetle hortlar ve bize korku verir. Ayrıca bu gibi ortamlarda ayaklı ve ayaksız şeytanlar, oynayacağı oyunlar, hile ve tuzaklar için daha uygun, daha rahat bir zemini ve zamanı yakalamış olurlar.
Velhasıl, zifiri karanlık ortalığı kapladığı zaman doğal olarak korkarız. İçimizdeki bu korkuyu ve ürpertiyi, ancak gerekli maddi tedbirleri alıp Rabbimize sığınarak atabiliriz.
Ben bu suredeki “Ve min şerri ğasikın izâ vekab” ayetini okuduğumda bazen aklıma Ağustos Böceği gelir. “Ve min şerri hasidin iza hased” ayetini okuyunca da nazar konusunu hatırlarım. Şimdi izninizle kısaca bu iki konuya değinmek istiyorum.”
Nazar Veya Göz Değmesi Nedir?
Kıymetli okuyucu, şeyhin bu açıklamalarını da bir sonraki yazımızda okuyalım İnşallah.
Selâm ve dua ile kalın sağlıcakla..
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Şerif Ali Minaz
Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...
Tüm Yazılarını Gör



