BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 3
Şerif Ali Minaz

                                 

 

                    DİN HOLİGANLARINA PİRİM VERMEYİN

 

              Şeyh Abdullah Abi, müritlerini belli konularda aydınlatmaya devam ediyor. Biz ve müritler de onu can kulağı ile dinliyoruz. Bendeniz bir yandan da not tutmaya devam ediyorum. O bu haftaki sohbetine şöyle başladı:

          Sevgili kardeşlerim!

       Şahsi ve sosyal hayatımızda sakın ola ki fanatizme meyletmeyelim. Din holiganlarını alkışlayıp onlara pirim vermeyelim.

     Diyeceksiniz ki bu “holigan” da ne demektir? Sözlükler bu kelimeyi şöyle açıklıyor: Numunelik en kaba bir adama bile taş çıkartabilecek derecede iğrenç, zavallı, üstüne üstlük bir de edepsiz futbol fanatikleri.

    Bu da bir başka tanım: Futbolda fanatizmi besleyen ve diğer takım taraftarlarına zarar vermeye eğilimli taraftar.

    Evet, görülüyor ki, bu kavram, futbola özgü bir kavram, ama bu şablona uygun tipler, dini hayatta da, Muhammed Ümmeti arasında da çıkabiliyor. Oysa bizim güzel dinimiz ılımlı olmamızı, aşırılığa kaçmamayı, söz ve davranışlarımızda, ibadet ve taatlarımızda ifrat ve tefritten kaçınmamızı emretmiştir. Efendilerin Efendisi olan Allah Resûlünden (s.a.s), sıkça naklettiğim bir hadisi bir kez daha tekrar etmek isterim. Hani ona geceleri namazla, gündüzleri oruçla geçirmeyi, aile hayatından kopmayı teklif ederek gelen sahabeler olmuştu da, o da onlara: “Ben nasıl yaşıyorsam siz de aynen öyle uygulayın” mealinde cevap vermişti ya.

   Bizler, samimi ve hüsnü niyete dayanan fikir ayrılıklarına tahammülü olan bir dinin mensuplarıyız.

    Bizler, görüşlerinde hata bile etse iyi niyetli ve gayretli bir âlimin içtihadına “bir günah” değil; “bir sevap” verilen bir dine inanıyoruz.

   Bizler, belli konularda görüş ayrılıklarına rağmen, birbirlerini tekfir etmeyen imamların kurdukları mezhepleri hak mezhep olarak kabul eden; aynı mezhep âlimlerinin dahi, görüş ayrılıklarını hoşgörüyle karşılayan tarihsel bir kültürden geliyoruz.

  Bizler, İmam-ı Azamları, Yusufları, Şafiileri, Malikleri bağrına basan bir ümmetiz.

  Buna rağmen, günümüzde Müslümanlar arasında bir hazımsızlık, bir fanatizm ve bir taassup baş göstermeye başladı. Bir başka deyişle bazı kıyı ve köşelerde “Din Holiganları” türedi. Ne yazıktır ki, bunların hedefleri de, “İmam Hatip ve İlâhiyat Camiası”dır.

           Dünümüz ve Bu Günümüz

      Kurtuluş Savaşı yıllarında çoğunu şehit verdiğimiz, medrese mezunlarımızla ülkemiz din görevlisi noktasında kuraklaşmış ve çöle dönüşmüştü. Aziz vatanımız, birçok yerinde, değil halkımızı irşat etmek, ölenlerimizin cenazelerini bile yıkayacak ve defnedecek insanların bulunmadığı çorak bir ülke haline gelmişti. 1950’li yıllara girerken İmam hatip okulları açıldı. Bu okullar, bir yandan lise kültürü, bir yandan da temel dini bilgileri verecek ve ülkemizin “Din Görevlisi” ihtiyacını karşılayacaktı. Ama bu okullara cephe alan, burada okuyan “Anadolu” çocuklarını hor ve hakir gören bir taife de oluşuverdi hemen. Bu oluşan gurubun “Beyaz Türkler”i, İmam hatiplileri, bu ülkenin zencileri olarak görmeye başladı. Onları hep “öteki” olarak telakki ettiler. Onlara “gassal” (Ölü yıkayıcısı) gerici ve yobaz gözüyle baktı ve fırsatını buldukça hakaret ettiler. Onlara, bir uzaylıymış gibi bakışlarını yönlendirmekle yetinmediler. 28 Şubat sonrasında okullarının orta kısımlarını kapatarak bu güzide eğitim kurumlarını Nasrettin Hoca’nın kuşuna çevirdiler.

   Bir başka gurup daha oluştu. Bunlar da, İmam Hatipliye “İmam Hatap (odun)” dedi. Okullarını, “İmam Hatap Okulu” diye isimlendirdi. Bunlara göre, bu okulları devlet, dini, camilerin mihraplarından yıkmak için açmıştı. Halk arasında yıllar yılı böylesi bir propaganda sürdürdüler.

   İmam Hatip camiası, 60 yıldır böyle bir kavganın içinden, fanatizmin saldırısına muhatap olarak nice sıkıntılı yollar kat edip geldi günümüze.

      Günümüz

  Bu gün, bu İmam Hatip ve İlâhiyat Camiası, on binleri bulan sayısıyla ülkemizin yaygın ve örgün dini eğitiminde hatırı sayılır bir hizmeti ile gözlerimizin önündedir.

 Milli Eğitimde görevli binlerce öğretmeniyle, bu ülkenin çocuklarına “Kelime-i Şahadet”i öğretmekte, Tevhid Dini’ni anlatmaktadır.

 Bu camiadan olan binlerce din görevlisi, Diyanet kadrolarında, imam, vaiz, müezzin ve müftü olarak halkımıza hizmet vermektedir.

  Günümüz yazılı ve görsel medyasında dini konularda bizi aydınlatan insanlar, hata ve sevaplarıyla bu neslin insanlarıdır.

 Sağ ve hatta sol cenahtaki yazılı basında yer alanonlarca köşe yazarı, bu camianın yetiştirdiği insanlardandır.

Sarık ve cübbesine bürünüp, içtiği marlboro sigarasının dumanıyla şer güçleri mağlup edeceğini zanneden hayalperest bireyler değildir bu camianın insanları. Tam aksine, en az bir Batı, iki doğu dili bilen ve ilhamı doğrudan Kur’an’dan alarak, İslâm’ı asrın idrakine sunmaya çalışan bilim adamları daha çok bu camianın arasından çıkmaktadır.

 Gerek seçilmiş gerek atanmış yüzlerce kamu görevlisi, bu eğitim kurumlarında yetişmiş ve önemli hizmetlere imza atmışlardır.

    Hadis, Tefsir, Kelam, Fıkıh… gibi temel İslâmi bilimler konusunda yazılmış makaleler, kitaplar, ansiklopediler bu neslin eseridir. İslâmi bilimler üzerindeki akademik çalışmalar, bu ülkenin İlâhiyat Fakültelerinde yapılmaktadır.

   Elle tutulan, gözle görülen onlarca aşere ve takrip uzmanı kurra hafız, genellikle bu kuşağın mensuplarıdır.

  İmam Hatipler ve İlâhiyat Fakülteleri, birçok İslâm ülkesi tarafından model olarak alınmaktadır.

        Hal böyle olmasına rağmen, maalesef bu camiaya karşı bir saldırı başlatılmıştır. Ne gariptir ki, bu holiganların saldırısına, gazete ve dergilerin bir takım köşe yazılarında, vaaz kürsülerinde, görsel medyanın ekranlarında şahit olmaktayız. “Telfikçiler, mezhepsizler, din tahripçileri, Fazlurrahmancılar, Ehl-i sünnet dışıcılar, vahhabiler” gibi çeşitli yaftalarla bu camianın mensupları hedef alınmakta ve halkın arasına nifak tohumları atılmaktadır.

      Sevdiğim ve zaman zaman okuduğum bir yazarımız bile ne yazık ki, şu satırlarla düşüncelerini dillendiriyor: “Beş yüz imam hatip mektebinde gürül gürül İslam ilimleri okutuluyormuş... Ben böyle dolmaları yutmam!.. İmam Hatip okulundan yeni mezun olmuş yüz genç bulalım. Küçük ve basit bir sınav yapalım. Sorulardan biri şu olsun: \\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\ Allah\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\ ın sıfatlarını sayınız.\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\ Yüz genç içinden acaba kaçı Allah\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\ ın on dört sıfatını sayabilecektir.”

      

    Gerçi bu yazarımız, eleştirisini yaparken “Bazı İlâhiyatçılar” kaydını düşmeyi de ihmal etmiyor. Ama yazının tamamı okunduğunda sanki bu camianın tümünü içeriyormuş gibi bir izlenim yaratıyor.

 Generaller Silivri’dedir Diye

Burada sormamız gereken bir soru var:  Birkaç General Silivri’dedir diyerek Cumhuriyet ordusunu “Tu- ka- ka” mı edelim?

Bazı takımlar “şike” yaptı diye, tüm futbolculara kara mı çalalım, sporu mu kaldıralım?

Birkaç müteşeyyıh, (şeyh bozuntusu) var diye tüm tasavvuf camiasını ve tarihini yabana mı atalım?

Hasbelkader İmam Hatip Okulu ve İlâhiyat Fakültelerinden mezun olup zırvalayan birkaç zavallı yüzünden bu camiaya kara mı çalalım? Zaten bunları “öteki” olarak görenler yeterince bu kurumları örselemişken biz de kapılarına kilit mi vuralım?

  Güzel Kardeşlerim!

   Sohbetimizin başında söylediğim gibi, aşırılığa kaçmama konusunda dikkatli davranalım. Fanatizmden şiddetle sakınalım. Eleştirilerimizi yaparken hakkaniyet ölçüsünün dışına çıkıp istisnai örneklerle genelleme yapmayalım. Bir takım gizli örgütlerin, dış mihrakların, İslâm ümmeti hakkındaki planlarına dikkat edelim. Tuzaklara düşmeyelim. Bu ülkenin değerlerini görelim, takdir edelim, eleştirilerimizi de insaf sınırlarının ötesine taşırmayalım.

   Fıtrat Kitabımızın şu çağrısına kulak verelim: “Hepiniz topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız. Parçalanıp ayrılmayınız.” (3/ 103)

  Ve Cenab-ı Peygamberin Şu hadisini de unutmayalım:

   “Ümmetimin, (herhangi bir konuda) farklı görüşler ileri sürmesi rahmettir.”

            Kalın sağlıcakla…”

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör