Dünün ve Bugünün Sosyal tesisleri
Sayın Başbakan’ın İstanbul Belediye Başkanı olduğu yıllardı.
Bir başka ifade ile söylersek; imkânlarından, Belediyelerin kendi personelinin yararlandığı tesislerin KAMUYA açıldığı yıllardı.
Eşi Belediye personeli olan bir dostum dedi ki:
“Artık bu tesislere gidemiyoruz; çünkü avamlaştı.
Fiyatları da cazibesini yitirdi.”
Onun bu tespiti ne kadar doğruydu, bilemiyorum,
Ama bu tesislerin halka açılması biz avamı çok sevindirmişti.
Çünkü güzeldi, güvenli ve fiyatları da çok cazipti avam için.
Gelgelelim bugün aynı şeyleri söylemek mümkün mü?
Ne yazık ki değil.
Meselâ; şu mübarek Ramazan ayında Fatih Belediyesi’nin bir sosyal tesisinde; örneğin, Çatladıkapı’da bir iftar yapmaya niyet etseniz kaç lira ödersiniz biliyor musunuz?
Çorbası, ara ve ana yemeği ve tatlısıyla birlikte bir iftar yapmanız tam 35 TL’dir.
Tek çocuklu bir ailenin iftar yemeği ise toplam 105 T.l tutar.
Asgari ücretin 800 tl civarında olduğu bir ülkenin avam insanı için bu rakamlar gayet cazip değil mi efendim?(!)
Evet, cazip olmalı derim.
Çünkü bu tesisler, SOSYAL tesislerdir (!)
Belediyelerimizin biz avamı düşünerek açtığı tesislerdir.
Üstelik bu ay rahmet ayıdır, bereket ayıdır da.
Diğer aylarda 4 lira olan bir tas çorba, bu ayda bir veya iki lira yapılır (!)
Çünkü bu ay Rahmet ve bereket ayıdır.
Allah’ın dar gelirli kulları bu bereketten olabildiğince yararlanmalıdır.
Yararlanmalıdır; ama nerede yararlanmalıdır?
Bence Sosyal tesislerde değil;
Çünkü maalesef buraları fakir fukaranın, dar gelirlinin kesesine uygun olmaktan çıkmış gibidir.
Ordu Evlerinde Yemek
İmkânlarımız olsa da, Ordu evlerine gitsek İftar yemekleri için.
Gidilebiliyorsa tabi.
Neden mi?
Yine bir dostum anlatıyor:
“Geçen gün bir subay arkadaşım, bizi ordu evine götürdü,” diyor ve devam ediyor:
“Hem sohbet ettik, hem yemek yedik.
Üç kişiydik.
Tıka basa karnımızı doyurduk.
Neler mi yedik?
Pirzola et, barbunya, adana kebap,
İki tabak karpuz, salata, yoğurt,
Ve içecekler…
Üç kişinin toplam hesabı ne biliyor musun aziz dostum?
Tam tamına 40 Tl.”
Bendeniz, Devlet-i âlimizden 1. Derecenin 4. Kademesinden emekli bir memur olarak sıkça dışarıda yemek yiyemiyorum. Subay dostum olmadığı için Orduevine de gidemiyorum.
Mahallemde, kasama keseme uygun bir lokanta var.
Zorda kalırsam, oraya gidiyorum.
Sahibine de güveniyorum; hijyene dikkat ediyor.
Domuz eti de kullanmadığını iyi biliyorum.
Burada:
Bir kap çorba ve sulu yemek,
Salata, ekmek, su ve ayran yerseniz,
toplam BEŞ lira ödüyorsunuz.
Bütün bunlardan sonra tercihinizi siz yapınız lütfen.
Orduevi mi, Soysal tesisler mi, yoksa dışarıda bir gariban lokantası mı?
Yoksa fakirhanenizde kendiniz pişirip, kendiniz kotarıp afiyetle yemek mi?
Burada Çay 175 Kuruştur
Bu bağlamda şunu da hatırlatalım.
İstanbul’un, gerek “Sur İçinde” gerek “Sur Dışında” birçok gecekonduyu temizledi Belediyelerimiz.
Geçmişte odun ve kömür satış depoları olarak kullanılan ve şimdilerde otoparka dönüştürülen hayli kurtulacak yerler olmasına rağmen, birçok cami, medrese ve vakıf arazileri işgalcilerin elinden kurtarıldı.
Yıkım anında, o mekanlarda, önce asılıp sonra kaldırılan birer levha görüldü: “Burası …. Cami veya medrese arsasıdır,” diye.
( Yeşil alana dönüştürülen bu arsaların, cami medrese vs. arsası olduğunu yıllar sonra kime, nasıl anlatacağımızı bilmiyorum. Bu ayrı bir konu.)
Ama bu arsalar yeşil alan yapılıp halka açıldı.
Evinde bunalan sıkılan vatandaş, ailesiyle birlikte oralarda rahat bir nefes alsın, hoşça bir vakit geçirsin diye.
Ne güzel!
Gelgelelim, buralarda bir bardak çay içmeye kalkışırsanız farklı fiyatlardan çay parası ödemek zorunda kalırsınız.
Meselâ, benim köyümde 30 kuruşa içtiğiniz çayı, buralarda yüz kuruş, 175 kuruş ve hatta iki yüz kuruşa içersiniz.
Çünkü buraları Belediyelerin sosyal tesisleridir(!)
Velhasıl
“Bazen dost acı söylermiş” derler ya.
Bendeniz de, İlgililere buradan sesimi duyurmak istiyorum; gerek seçilmiş, gerek atanmış ilgililere.
Yukarıda yazdıklarım benim gözlemlerimdir. Yanıldığım yerler var mıdır, bilmiyorum.
Ama söylediklerimin duyulmasını ve bir an önce buraların ilk açıldığı günlerdeki cazip haline dönüştürülmesini istiyorum bir seçmen olarak.
Aksi takdirde ben, bu tesislerin adını değiştirmeyi düşünüyorum kendimce:
“Belediyelerin SOY-SAL Tesisleri” olarak adlandıracağım..
Duyulması ve anlaşılması dileklerimle.. Hoşça kalınız…
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Şerif Ali Minaz
Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...
Tüm Yazılarını Gör



