“SİZDEN BİRİ BU AYA (RAMAZAN) ULAŞTIĞINDA ORUÇ TUTSUN” (Bakara, 2/185).
Çok şükür ulaştık o aya. Miladi 2012, Hicri 1433 Ramazan’ına. Yedi milyar insanın üzerine doğup, batı ufkunda göründü Ramazan HİLÂLİ. Ne yazık ki insanlığın çoğu ne gökteki Ay’dan, ne de Allah’ın “tut” dediği oruçtan haberleri var. Hakkın ve gerçeğin üzerini örten Batının bazı liderleri de:
“Bu ay sizin, orucunuz, bayramınız kutlu olsun.” temennisinde bulunup, Allah’ın ayını ve orucunu cömertçe bize sunuyorlar. Eyvallah! Fakat biz bu güzelliklerin herkes tarafından yaşanmasını isteriz.
Aslında orucun, insanlıkla yaşıt olduğunu ve herkes için farz olduğunu yine Kur’an’dan öğreniyoruz:
“Oruç, sizden öncekiler gibi size de yazıldı.” 1
Oruç vesilesiyle aklımıza gelen, onların hayatlarında ve kültürlerinde olmayan, bizde daha ne zenginlikler var. Çoğunlukla bizim de görmezden geldiğimiz, değerini bilmediğimiz ne güzelliklerimiz var.
İşte Ramazan, onunla birlikte Muharrem, Recep, Şaban ve toplam 12 ayımız ;
Orucumuz, imsakımız, sahur vaktinde: “Ramazan geldi, hoş geldi!” diyen davulcumuz;
Konuklarla birlikte çoluk çocuk ezanı beklediğimiz iftar sofralarımız var.
Bizim namazımız, kıyamımız, rükûmuz,Yüce Rabb’imize secdemiz var.
Bizim gusulümüz. teyemmümüz, meshimiz, günde beş vakit kılınan namaz için abdestimiz var.
Selatini camilerimiz, küçük şirin mescitlerimiz, minberimiz, mihrabımız; “ALLAHU EKBER” nidalarının yankılandığı, namaza ve kurtuluşa çağıran ezanların okunduğu iki şerefeli, üç şerefeli minarelerimiz var.
Önce Kudüs’ü, sonra Kâbe’yi kıble edinmişiz. Önümüzde imam, arkasında genç yaşlı, yoksul varlıklı ip gibi dizilmiş saf saf cemaatimiz var.
Haccımız var bizim. Kâbe’nin etrafında tavafımız, İbrahim-İsmail-Hacerimiz,Safa ile Merve arasında Say’imiz var. Arafat’ta vakfemiz, Uhut, Hendek, Bedir ve Hayber’de anılarımız var.
Bizim bayramlarımız var. Hörgüçlü develerimiz, boynuzlu koçlarımız; sahibinin elinden kurtulup trafiği alt üst eden, akşam haberlerinin baş konuğu kurbanlık boğalarımız var.
Zekât bizde, infak bizde, sadaka bizde. Yardımlaşma, bağışlama, paylaşma, bölüşme bizim hasletimiz. Bizim kurda kuşa ikramımız var.
Bizim seherimiz, şafak vakti horoz sesiyle uyanışımız, kuşluk ve teheccüt vakitlerimiz var.
Var mı sizde ikindi ve yatsı?
Var mı bunların sizde bir manası?
Bizim rehber edindiğimiz kitabımız, Kur’an’ımız, Furkan’ımız var. Fatiha, İhlas, Kevser toplam 114 suremiz; Elçi Cebrail’in 23 yılda getirdiği yaklaşık 6238 ayetimiz var.
Biz, Allah’ın kitapları Tevrat, Zebur, İncil’e iman etmişiz. Siz kendi yazdıklarınızın bile arkasında durmazsınız.
Adem, İdris, Nuh; Musa, İsa, Zekeriyya ve Muhammed Mustafa ve sayısını bilemediğimiz tüm elçiler, hepsi, hepsi bizim.
Altından ırmaklar akan Cennetler de bizim olacak inşaallah.
Söyle ey Sarkozy veya yerine geçen her kimsen, sizin neyiniz var? Hilali bile görmeye engel olan demir yığını Eyfel’iniz mi tek övüncünüz? Yoksa inkar felsefesi üzerine kurulu kibir abidesi, tek dişi kalmış canavar medeniyetiniz mi?
Düşünüyorum da, Sultan Süleyman gerçekleri dile getirerek yazdığı mektupla devrin kralını cüceleştirmişti. Yukarıda bir kısmını saydığımız zenginliklerimizi de yazsaydı, her halde ayak altındaki böcek gibi kalırdı.
Örnekleri hep Fransa’dan verince sakın sözü içimizdeki Fransızlara getireceğimi sanmayın. Benim muhatabım, Ramazanın gelişini coşkuyla karşılayan sizlersiniz. Biz bu güzelliklerden haberdar olup, kulluğumuzu hakkıyla yaşarsak, belki içimizdeki ve dışımızdaki Fransızların da uyanışına vesile olabiliriz.
Dikkatli olalım. Yüce Yaratıcının bize sunduğu her bir kulluğun bir hikmetinin olduğunu unutmayalım. Namaz, hac ve zekatın haber verildiği:
“Namaz, insanı kötülüklerden korur.” 2
“Hacca gelsinler de bunun kendilerine sağlayacağı yararlara tanık olsunlar.” 3
“O ki, malını vererek temizlenir, yücelir.” 4 ayetlerinde vurgulandığı gibi, Orucun farz kılındığı:
“Oruç sizden öncekiler gibi size de yazıldı, BELKİ BU SAYEDE TAKVAYA ERERSİNİZ.” 5 vahyinde de, aslolan, insanın sorumluluk bilincini yakalaması; yaratılış amacına uygun bir hayat tarzına ulaşması; Yaratanını hakkıyla tanıması, saygısını ve sevgisini eksiksiz göstermeye çalışmasıdır.
Takvaya eren, yani sorumluluğunun bilincinde olan, yani yaratanına saygılı davranan kişinin hem bu dünyası hem ebedi hayatı mamur olacaktır, bunda kuşku yoktur.
Bu müjdeye erişmek kendi elimizde. Gelin bu Ramazan ayını fırsata dönüştürelim. Bir Ramazan gecesi inmeye başlayan, Son Nebi ve arkadaşlarının ömür boyu TERTİL ile yani SİNDİRE SİNDİRE okuyup, anlayıp yaşadıkları KUR’AN’I, biz de sindire sindire okumaya başlayalım.
Günde bir cüz değil, yarım sayfa veya bir satır okuyalım fakat Allah’ın bizden ne istediğini anlamaya çalışalım.
Günde bir ayet mealini ezberleyelim. Hayır iki günde bir, hayır hayır üç günde bir ayet öğrenelim.Bayrama kadar 30, veya 20, veya 10 ayet öğrenmiş oluruz. Soralım kendi kendimize, onlarca fıkra ve ata sözü biliyoruz da, kaç ayet var hatırımızda.
Bu ayı fırsat bilelim. Kur’an’la tanışmamıza vesile olsun.
Hayatımızı artık hikayeler, hurafeler, uyduruk bilgiler değil, ALLAH’IN KİTABI KUR’AN İNŞA ETSİN.
YOLCULUĞUMUZU FURKAN AYDINLATSIN.
RAMAZANIMIZ VE TÜM AYLARIMIZ, KUR’AN’IN KILAVUZLUĞUNDA ŞENLENSİN, BEREKETLENSİN!..
1)-Bakara, 2/185.
2)-Ankebut, 29/45.
3)-Hac, 22/28.
4)-Leyl, 92/18.
5) Bakara, 2/183.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Mustafa'nın Diğer Yazıları
KUR’AN’LA YOLCULUK - MÜMİN KUL
09.04.2026 · 4
'ZULMEDENLERE ASLA MEYLETMEYİN, YOKSA ATEŞ SİZE DE DOKUNUR.' (HUD,...
09.04.2026 · 4
KUR’AN’LA YOLCULUK: 'ZİNA EDEN KADIN VE ERKEK HER BİRİNE YÜZ DEĞNEK...
09.04.2026 · 6
KUR’AN’LA YOLCULUK:'SİZ GEÇİCİ OLAN DÜNYAYI DAHA ÇOK SEVİYORSUNUZ....
09.04.2026 · 6



