KURANLA YOLCULUK
SİNDİRE SİNDİRE OKU KURANI. (Müzzemmil: 73/4)
Ayet, yine açık ve net, değil mi? İlk bakışta kavrayabiliyoruz, ne anlatılmak istendiğini. Okuyacaksın, ama öyle anlamadan geçmeyeceksin. Üzerinde iyice düşüneceksin.
Ayetteki “TERTİL” kelimesine , sindire sindire, ağır ağır, yavaş yavaş, güzel güzel, anlaya anlaya karşılığı verilmiş.
Alak ve Kalem surelerinden hemen sonra, üçüncü olarak indirilen Müzzemmil suresinin bu dördüncü ayeti, Peygamber Efendimiz(sav) tarafından nasıl anlaşılmış ve nasıl uygulanmış, bir göz atalım.
O sırada sayıları çok az olan bir avuç mümin, toplanmış ERKAMIN EVİNDE.Vakit gece. Kapıya bir nöbetçi koyup, perdeleri kapatıp, başlamışlar o güne kadar gönderilmiş olan az sayıdaki ayetleri okumaya. Yani kendilerine söyleneni iyice anlamak, uygulamada bir hata yapmamak, Allahın bu ayetlerdeki asıl muradının ne olduğunu kavramak için SİNDİRE SİNDİRE okuyorlar. Önlerindeki Yüce Örnek İnsana kulak veriyorlar. Yarın ne yapacaklarını kararlaştırıyorlar. Sonra teker teker, fazla dikkat çekmeden, yarın yeniden buluşmak üzere dağılıyorlar.
Bu toplantılar haftanın her gecesi devam ediyor. Yeni vahiyler geldikçe, eskilerle ilişki kurarak, iniş sebebini göz önüne alarak, yapılması gerekenler not edilerek, yarınlar için programlar hazırlayarak, okuyorlar, tartışıyorlar ve iyice anladıkları ayetleri, hemen, ama hemen yaşama geçiriyorlar.
Bu gece okumaları, aylarca, yıllarca sürüyor. Zaten Bakara 151. ayette: “Size sizin içinizden, ayetlerimizi okuyacak, hikmeti ve kitabı öğretecek, bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.” denmiyor mu?
Gönderilen bu elçiye: “Üzerinde dura dura onu insanlara oku.” (İsra, 17/106) diye emir buyurulmuyor mu? O Elçinin, bu görevi en güzel şekilde anlayıp uyguladığından kuşkumuz mu var?
Müzzemmil Suresinin son ayetleri, Bedir Savaşı yıllarında, yani ilk ayetlerden 14-15 yıl sonra iniyor. Yirminci son ayette, geceleri TERTİL ile yapılan bu okuma çalışmalarının, güç yetiremeyenler için, günün diğer vakitlerinde de yapılabileceği izni çıkıyor.
Peygamber Efendimiz, risalet döneminin son sekiz yılında da, Kuranı anlama,anlatma, yaşama, sindire sindire okuma eylemine gece gündüz devam ediyor. Bu eğitimden geçen arkadaşlarının her biri gerçekten birer yıldız oluyor. Belki okuma yazma bilmiyor. Belki çölden gelmiş bir eşkıya veya siyahi bir köle. Fakat, o Kuran sohbetleri, o anlama kavrama faaliyetleri, onların kimini bir orduya komutan, kimini bir eyalete vali yapıyor.
Peki şimdi. Okuyor muyuz? Kuran okumaktan ne anlıyoruz? Nasıl okuyoruz? Sindire sindire okumaktan haberimiz var mı? TERTİLin, yani Onu ağır ağır anlayarak okumanın amacının: “İnsanın iç dünyasını inşa edip, iyice pekiştirmek.” (Furkan: 25/32) olduğunu biliyor muyuz?
Bu sorulara karşılık binlerce kişinin:
-Evet, biliyoruz. Kuranımızı da okuyoruz! diyenleri duyar gibiyim. Cevapla birlikte verilen örnekler de az sayılmaz.
1- Ben bilmiyorum fakat, maşallah bizim hanım üç ayda bir hatim indiriyor.
2- 28 Şubat döneminde, 15 yaşından küçüklere Kuran öğrenme yasaklandı, ama, çok şükür kaçak falan çocuklarımıza Kitabımızı öğrettik, öğretmeye devam ediyoruz.
3- Ülkemizde binlerce hafız yetişmiş ve yetişmeye devam ediyor.
4- Her yıl Ramazan Ayında, evimizde Kuran okutuyoruz. Komşu kadınlar toplanıp takip ediyorlar. Eski yazı bilmeyenler de, yeni harflerle yazılmış kitaptan parmaklarıyla sürüyorlar.
5- Rahmetli annemin vefatının 7., 40. ve 52. gecelerinde, mahallemizin imamına cüz okuttum. Ayıptır söylemesi, ücretini fazlasıyla verdim. Helal hoş olsun.
6- Bizim oralar bayağı dindar, ölülerin arkasından muhakkak Kuran okuturlar. Bazı ünlü kişilerin ardından okunan hatimlerin sayısı milyonları buluyor.
7- Bazı dernek, vakıf ve resmi kuruluşlar, “Güzel okuma yarışmaları” düzenler, katılımcılara ödüller verilir.
8- Hacda ve Umrede okunan hatimler için toplu dualar yapılır.
9- Bizim oğlan, ayetler yazılı muskayı boynundan hiç çıkarmaz.
-Daha sayalım mı?
-Hayır. Benim şahit olduğum bir olayı anlatayım: Bir bayram arifesinde, büyük bir şehrin mezarlık kapısında, ellerinde şişirilmiş balonlar bulunan iki kişi:
-Okunmuş balon, okunmuş balon! diye, fazla yüksek olmayan bir sesle bağırıyorlar. Biraz durunca anladık. Bir Yasin okunarak şişirilmiş balonlar bir lira, beş Yasinli beş lira, on Yasin okunup şişirilenler on liraya müşteri bekliyor.
Daha çok on liralıklar alınıyor. Mezar başına giden ziyaretçi, şişirilmiş balonu dikkatlice açıyor, on Yasinini rahmetlisinin ruhuna, gönül rahatlığıyla gönderiyor(!)…
-Alan razı, veren razı. Bize ne oluyor mu diyelim?
-Bu kadar da olmaz. Dinimizi oyuncak haline getiremezsiniz mi diyelim?
-Yoksa, tam da yeri geldi, şairliğinin yanında İslamı da doğru anlamış M. Akifin beyitlerini söylemeden geçmek olmaz mı diyelim?
“İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de
Yoksa hiç mana aranmaz mı bu ayatler de
Lafzı muhkem yalnız anlaşılan Kuranın
Çünkü kaydında değil hiç birimiz mananın
Ya açar nazm-ı celilin bakarız yaprağına
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına
“İnmemiştir hele Kuran bunu hakkıyle bilin
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.”
Hadi son tuhaf örneği görmezden gelelim. Peki diğerlerini hoş mu görelim? Kuran okumaktan anladığımız bu mu?
Yukarıda sayılanlardan hangisi ayetin anlamına, Resulun uygulamasına benziyor?
Evet bu yanlış ve ters anlayışlar ve uygulamalar yeni başlamadı. Fakat her dönemde de bu yanlış anlayışlara karşı çıkan alimlerimiz uyarı görevinde bulundu.
Kuranın kısa surelerini (Kaf ile Nas arası) bir gecede okuduğunu söyleyen bir zatı, İBN-İ MESUD: “Desene şiir döktürür gibi döktürmüşsün.” diyerek eleştirmiş, bundan böyle tertil ile okumasını hatırlatmıştır.
Bundan yedi yüz yıl önce yaşamış, 1273 te vefat eden, büyük müfessir KURTUBİ, tertil ile /ağır ağır, sindire sindire/ okumanın yerini, güzel sesle okumanın almasına şiddetle karşı çıkmıştır.
Günümüzdeki İBNİ MESUDLAR, KURTUBİLER nerede? Diyanet ne iş yapar? Tek suçlu bu bilmez halk mı? Surelerin faziletlerini saya saya bitiremeyen vaizlerimiz, imamlarımız, niçin o surelerin anlamını geniş geniş anlatıp, esas görevini yapmaz? İmamlarımız, camilerini ERKAMIN EVİNE çeviremez mi? Korkmasınlar, artık kapıya nöbetçi koymaya, perdeleri örtmeye de gerek yok.
Ey Müslüman! Hayat bizim. Din bizim. Kitap bizim. Suçu Diyanete, hocalara atmayalım. Bundan böyle biz kendimiz doğru olanı yapalım. Kurana yönelelim.
Unutmayalım, Sevgili Peygamberimiz(sav), 40 yaşında ilk inen ayetlerle hidayete erdirildi, elçi seçildi. Ve elçiliğini inen ayetlerin rehberliğiyle sürdürdü.
Biz de, evlerimizi ERKAMIN EVİNE çevirelim.
Her gün olmuyorsa, haftada bir, ev halkıyla küçük bir KURANI ANLAMA HALKASI oluşturalım.
Veya Kuran sohbeti yapılan bir topluluğa katılalım.
Veya güvendiğimiz bir tefsiri okumaya başlayalım.
Başka çare yok. Kaçış yok. Başka kurtuluş yok.
Onu anlamadan, kavramadan ve de uygulamadan, başka çıkar yol yok.
O halde:
Lütfen ama lütfen, “Sakınanlar ve arınmak isteyenler için yol gösterici olan KURANI” (Bakara:2), “SİNDİRE SİNDİRE OKUMAYA” (Müzzemmil:73/4) başlayalım.
VAR MISINIZ?..
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Mustafa'nın Diğer Yazıları
KUR’AN’LA YOLCULUK - MÜMİN KUL
09.04.2026 · 4
'ZULMEDENLERE ASLA MEYLETMEYİN, YOKSA ATEŞ SİZE DE DOKUNUR.' (HUD,...
09.04.2026 · 4
KUR’AN’LA YOLCULUK: 'ZİNA EDEN KADIN VE ERKEK HER BİRİNE YÜZ DEĞNEK...
09.04.2026 · 6
KUR’AN’LA YOLCULUK:'SİZ GEÇİCİ OLAN DÜNYAYI DAHA ÇOK SEVİYORSUNUZ....
09.04.2026 · 6



