“ONLAR, SÖZÜN TAMAMINI DİNLEYİP EN GÜZELİNE UYARLAR.” (Zümer:39/18)
Eskilerin adab-ı muaşeret dedikleri, günümüz toplumunun bilip de uygulamadığı bir görgü kuralını ne güzel açıklamış yukarıdaki ayet. Birazcık dikkat edip anlamaya çalışalım:
Muhatabınızı dinlemeyi bilin.
Söylenenler yanlış da olabilir, doğru da. Sabırla dinleyin, sözünü kesmeyin. Ön yargılı davranmayın.
Düşünceler özgürce dile getirilebilmeli, fırsat verin.
İfade özgürlüğünün önüne engel koymayın.
Dinlenilmek istiyorsanız, dinleyin.
Saygı bekliyorsan, saygı gösterin.
Dinlemeden karar vermeyin.
Tartışmaya açık olun.
İstişareden/danışma/ korkmayın.
Tek taraflı dinlemeyin.
Gerçeğin ortaya çıkması için tartışın.
Her konuda görüş alış verişinde bulunun.
Kırıcı ve alaycı olmayın.
Söylenenleri eleştirin, görüşlerinizi söyleyin.
Doğruyu bulmak için çaba sarf edin.
Buldunuz mu doğruyu, uyun ona, uygulayın onu…
Ayet, toplum ve kuruluşlar bazında da çok şeyler anlatıyor:
TBMM’ ye usul öğretiyor. Öğretmelere ders işleme metodu gösteriyor. Aile fertlerinin davranışlarını düzenliyor. Yargıçları uyarıyor. Partilere, meclislere, kurultaylara, tartışmacılara “Biraz insaf !” diye sesleniyor…
Anlamı ayan beyan ortada olan ayetin, bizden ne beklediği de belli, fakat insanoğlu nedense hep tersini yapa gelmiş ve yapmaya devam ediyor. Örnekleri saymakla bitmez:
Ailede karı koca birbirini dinlemez. Hatta haklı söz karşısında beriki daha çok kızar. Kaba kuvvet konuşmaya başlar.
Çocuğun, gencin fikri pek sorulmaz. Bazı cevaplar asap bozar. Veya tersi. Büyüklerin öğütleri hep: “Özgürlükleri engelleyen, modası geçmiş, güne uymayan, gencin halinden anlamayan” görüşler olarak kabul edilip, kulak ardı edilir. Evliliklerde, babanın: “Benim dediğim olur.” anlayışı gitmiş; “Hayat benim, ailem ne karışır.” dönemi başlamıştır.
Televizyon programları evlere şenlik. Güzel konuşmalar, usta yöneticiler tarafından çaktırmadan kesilir, kavgalar, reytink getiren bağrışmalarda süre unutulur. Gaye güzelin bulunup uygulanması değil, karşıdakine üstün gelmektir. Bizzat tanık olduğum bir tartışma programında, baş örtülü bir gazeteci (F. Barbarosoğlu) haklı ve güzel konuşmasıyla karşısındakine üstünlük sağlayınca, ikinci ve sonraki günler: “TRT’ye nasıl türbanlı konuşmacı çıkarılır, bu laikliğe aykırıdır, iktidar uyuyor mu?” cinsinden eleştiriler medyada epeyce gündem oluşturmuştu.
Vahyin inmeye başladığı ilk dönemlerde, Kur’an’ın karanlıkları aydınlatan beyanları karşısında şaşırıp kalan, hırslarından küplere binen Mekke zalimlerinin kendilerince buldukları çare, KUR’AN’IN SESİNİ kesmekti. Kente yeni gelenlere, müminleri dinlememeleri öğütleniyor. Kur’an dinleyen birilerini gördüklerinde def çaldırıyor, gürültü patırtı çıkarıyorlardı. Sözün duyulması ödlerini patlatıyordu.
Kendisi için ölüm kararı alınan, 52 yıl yaşadığı vatanından hicret etmek zorunda kalan Sevgili Efendimizin suçu neydi? O, SÖZLERİN EN GÜZELİNİ / ALLAH KELÂMINI/ onlara duyurmaktan başka ne kusur işlemişti?
Bu gün durum değişti mi? Dünya medyasını elinde bulunduran günümüz Ebu Cehilleri, doğrunun tam zıddını dünya âleme yaymıyorlar mı? Haber ve bilgi kirliliği oluşturarak zihinleri bulandırmıyorlar mı? “Güneş balçıkla sıvanmaz” ama, renkli basınla gözler boyanıp, “ŞOK ŞOK” yalan haberlerle kulaklar sağır edilmiyor mu?
Peki bu durum değişemez mi? İlâhi Vahye kulak versek, sözün en güzeli ile haşir neşir olsak, hangi yalan haberler bizi kandırabilir? Kur’an ışığıyla aydınlanan gönüllere hangi köhne düşünceler girebilir?
On yıl gibi kısa bir sürede kovulduğu kente muzaffer bir komutan olarak dönen Yüce Elçiyi dinleyen 100 binler, silah zoruyla mı toplanmıştı? Yüklü miktarda rüşvet mi dağıtılmıştı? Ev, araba, seyahat, buz dolabı veya cep telefonu mu söz verilmişti?
Israrla, sabırla, yılmadan anlatılan HAK SÖZÜN GÜCÜ karşısında kim durabilir? Nitekim, BİLAL’İN: “ALLAHU EKBER” nidası, tüm kum tepelerini savurdu; dağlar,nehirler, denizleri aştı; tüm gürültüleri kesti, kısa sürede milyonların gönüllerini fethetti..
Önümüzde bu yaşanmış örnekler varken, bize durmak yakışır mı?
Teslim olalım SÖZLERİN EN GÜZELİNE, en büyük yardımcımız ARŞIN, ARZIN VE SÖZLERİN SAHİBİ olacaktır.
SAKIN, KUŞKU DUYULMAYA!..
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Mustafa'nın Diğer Yazıları
KUR’AN’LA YOLCULUK - MÜMİN KUL
09.04.2026 · 4
'ZULMEDENLERE ASLA MEYLETMEYİN, YOKSA ATEŞ SİZE DE DOKUNUR.' (HUD,...
09.04.2026 · 4
KUR’AN’LA YOLCULUK: 'ZİNA EDEN KADIN VE ERKEK HER BİRİNE YÜZ DEĞNEK...
09.04.2026 · 6
KUR’AN’LA YOLCULUK:'SİZ GEÇİCİ OLAN DÜNYAYI DAHA ÇOK SEVİYORSUNUZ....
09.04.2026 · 6



