KUR AN LA YOLCULUK 'ONA ULAŞMAYA GÜÇ YETİREBİLEN HERKESE BEYTİ HACCETMEK, ALLAH IN İNSANLIK ÜZERİNDEKİ HAKKIDIR.' (AL-İ İMRAN: 3/97)
“ONA ULAŞMAYA GÜÇ YETİREBİLEN HERKESE BEYTİ HACCETMEK, ALLAH’IN İNSANLIK ÜZERİNDEKİ HAKKIDIR.” (Al-i İmran: 3/97)
Bayram günlerindeyiz. Sahi bu bayramın adı neydi? Hac mı, kurban mı? Yukarıdaki ayeti okuyunca ve BEYTi (KÂBE) tavaf edenleri görünce aklıma düştü.
Bir de bizde böyle yanlışlıklar vardır da, Ramazan Bayramına “Şeker bayramı” demek gibi. Kurban zaten HACCIN bir parçası. Gelin biz bütünü anlamaya bakalım. Büyük törene katılalım.
Yaratıcının: “Gücü yeten tüm insanlığın gelmesini istediği”, yürüyüş, gidip-gelme, yolculuk anlamındaki HACCI konuşalım. Halk arasındaki tabiriyle KUTSAL TOPRAKLAR yolculuğuna başlayalım.
Çünkü YÜCELER YÜCESİNDEN davet var, çağrı var…
Davetin tarihi belirlenmiş, hac ayı anlamındaki ZİLHİCCEnin belirli günleri.
Bu büyük törene çağrılan yolcu, havalara uçuyor, mutluluğundan yerinde duramıyor. Heyecan hat safhada. Hazırlıklar başlamış. Daha çok da içe doğru yapılan hazırlıklar dikkat çekiyor. Çünkü BEYTULLAH yolcusu farklı olmalı.
Helâllik alınacak;
Küslerle barışılacak;
Borçlar ödenecek;
Kırılan gönüller düzeltilmeye çalışılacak.
Karamsarlık yok, somurtmak yok, umutsuzluk yok.
Tebessüm var. Tevazu var. Geride kalanlara tatlı bir el sallayış var…
Yolculuk başladı, o halde büyük HAC TÖRENİ de İHRAMla başlasın. Bembeyaz iki parça kumaştan ibaret olan elbise, usulüne uygun giyilsin. Yasak anlamına gelen ihramlılık döneminde, bazı helâllerin yasaklanmasına uyulsun. Hiçbir canlıya zarar verilmeyecek, cinsel ilişkide bulunulmayacak, kimseyle tartışılmayacak, tıraş olunmayacak… Namaz başladığında konuşulmadığı, oruç başladığında yeme içmenin kesildiği gibi.
Büyük tören için milyonlar ARAFAT’ta toplanıyor. Günlerden AREFE, Zilhicce’nin dokuzu. Aman Allah’ım! Sanki mahşer. Bembeyaz elbiseler içindeki milyonlar, kıyamdalar. Haccın ihramdan sonraki ikinci farzını edâ ediyorlar. Eller, yerin, göğün tüm yaratılmışların sahibi için semaya açılmış dualar ediliyor. VAKFE anı. Arafat’ta duruş, bekleyiş, tefekkür zamanı.
Güneş batıncaya kadar içini dökme, rahatlama, kendine gelme, belki ilk defa kendinle yüzleşme, kusurlarını anlama, tövbelerin en içtenini yapma zamanı. Şuurlanma, kulluğunu hatırlama, göz yaşı dökme, en içten yakarışlarla YÜCELER YÜCESİNİ, YÜCELTME anı…Davet sahibine teşekkür, hamd, övgü fırsatı.
Akşam oldu. Müzdelifiye’ye doğru hareket . Orada, sembolik olarak taşlanacak Şeytan için taşlar toplanacak. Aman dikkat, Hac güzelliktir, merhamettir, zerafettir. Onun için taşlar küçük, temiz, düzgün olsun, tırtıklı olmasın.
Şafak söktü. Günlerden Zilhiccenin 10 u, bayramın birinci günü. Şeytanı temsil eden taş sütunun karşısındasın. Teker teker fırlat taşları. Daha doğrusu, taşlaşmış çirkinlikleri, kötülükleri, olumsuz, karamsar duygularını kopar benliğinden. Fırlat uzaklara. Kötü niyetle yaklaşmak isteyen insan ve cin şeytanlarına, İSMAİL gibi tavır koy. İBRAHİM gibi karşı çık.
Attığın her taş, artık senin dönüşümüne şahitlik yapsın. Bundan böyle haksızlıkla, zulümle, çirkinlikle yapacağın cihada tanık olsun.
Sonra kurbanını kes. Biraz daha yaklaşmış ol SEVGİSİ SONSUZ RABB’İNE.
Artık TAVAF zamanı geldi.
Ey yolcu! Asırlardır tüm müminlerin KIBLESİ; ilk olarak, ilk insan, ilk nebi Hz. Adem’in inşa ettiği; yıkılınca yıllar sonra aynı temeller üzerinde, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in duvarlarını yükselttiği; zaman içinde müşriklerin puthaneye çevirdiği; en son sevgili önderimizin asıl amacına dönüştürdüğü KÂBE’ desin.
Yolculuğun en leziz anlarından birini yaşayacaksın. Haccın üçüncü ve son farzı TAVAFI edâ edeceksin. Döneceksin. Evrenin koşusuna ayak uyduracaksın. Samanyolu’nun döndüğü gibi..Ayın, Güneşin, yıldızların, üstünde bulunduğun arzın o ahenkli dönüşüne sen de katılacaksın.
Ve milyonların arasındasın.Ne daha önce kulakların böyle tatlı bir uğultu duydu; ne gözlerin böyle muhteşem bir manzara ile karşılaştı; ne de daha önce kalbin böyle bir hazzı yaşadı…Renkleri farklı, dilleri farklı, yaşları, cinsiyetleri, ülkeleri farklı bir insan selinin içinde akıp gidiyorsun. Afrikalı, Asyalı, Avrupalı, Uzak Doğulu, Kanadalı kardeşlerinle birlikte dönüyorsun. Herkesle birlikte, herkese dua ediyorsun. Bir kuş tüyü kadar hafif, âdeta yüzüyorsun. Mutluluktan ayakların yerden kesilse de, her eylemi bilinçle yapıyorsun. TAVAF ın yedi dönüş olduğunu unutmuyor ve o muhteşem halkadan dışarı çıkıyorsun. Bu bulunmaz nimeti sana yaşatan RABB’ine şükrediyor, hamd ediyorsun.
Ey yolcu, RABB’in nimetleri biter mi? Şimdi SAFA tepesine koş, SAY töreni başlıyor.HACER’i hatırla. Bir Peygamber eşinin, bir Peygamber annesinin çaresizliğini, yalnızlığını, telaşını, yavrusu için çırpınışını düşün.
Sen, SAFA ile MERVE arasındaki koşuda yalnız değilsin, mümin kardeşlerin sayısı milyonları aşmış. Aşkla, şevkle, gayretle hepiniz aynı hedefe koşuyorsunuz. Bu SAY, asırlardır yapılıyor. Farkında mısın, ayak bastığın topraklarda EBU BEKİR de, ÖMER de, OSMAN da, ALİ de yedişer defa gidip gelmişti. Ve hepsinin önünde HATEM-ÜL ENBİYA HZ. MUHAMMED (sav) vardı.
Bu gün sen ordasın. Yarın dostların, çocukların, torunların da orda olacak…
Bu duygular seni uçurdu değil mi?
Rabb’in çağırdı, koştun gittin.
Törenin her anını, her dakikasını doya doya yaşadın.
Hicri 10. yılda, ilk ve son olarak bu büyük törene katılan YÜCE ÖNDERİMİZİN: “Haccı, benden gördüğünüz gibi yapın.” tavsiyesine uydun. O’nun sünnetini uyguladın. Aşırıya kaçmadın. Gönlün rahat, için rahat olsun. “Tavafı, Umreyi falanca kadar yapamadım.” diye üzülme. Sen ibadetlerinde nicelik değil nitelik aradın. Eskilerin anlatımıyla kemiyete değil keyfiyete önem verdin.
Ey yolcu, çok kazançlısın. Bu kısa fakat ömre bedel yolculuk ne de çok şey öğretti sana. MAHŞER provasına katıldın. Dününü,bu gününü,sonunu düşündün. Kulluğunu, Yaratanını hatırladın. Şuurlandın.Zenginleştin. Gönlün, merhametle,sevgiyle, umutla, imanla doldu. Tüm hücrelerin enerjiyle dolup taştı. O enerji, o bilinç, bundan böyle diri tutacak seni. Güçlüsün, gayretlisin, cesaretlisin artık.
Ey yolcu, sen artık eskisi gibi olamazsın. Sen istesen de duramazsın. Enerjini, merhametini hayır yolunda boşaltacaksın. Kazanımlarını çevrene saçacaksın. Haccın vakarını, ağırlığını, onurunu ömrünce üzerinde taşıyacaksın.
Güzel yolcum, sen hoş geldin aramıza!
KUTLU YOLCULUĞUN, HER DAİM ÖNÜNÜ AYDINLATAN IŞIK OLA!..
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Mustafa'nın Diğer Yazıları
KUR’AN’LA YOLCULUK - MÜMİN KUL
09.04.2026 · 4
'ZULMEDENLERE ASLA MEYLETMEYİN, YOKSA ATEŞ SİZE DE DOKUNUR.' (HUD,...
09.04.2026 · 4
KUR’AN’LA YOLCULUK: 'ZİNA EDEN KADIN VE ERKEK HER BİRİNE YÜZ DEĞNEK...
09.04.2026 · 6
KUR’AN’LA YOLCULUK:'SİZ GEÇİCİ OLAN DÜNYAYI DAHA ÇOK SEVİYORSUNUZ....
09.04.2026 · 6



