Huzur, insanoğlunun hayal bile edemediği şeylere kavuştuğu halde, bir türlü yakalayamadığı kavram.
Huzur,çağımız insanının varını yoğunu vermeye hazır olduğu umudu, arzusu, hedefi, ülküsü…
Çok yakınımızda duran, fakat ulaşılamayan. Hep uzaklarda aranan.
Evet huzur, niçin çıkmaz sokaklarda aranır? Neden olmazların peşinden gidilir? Onu yakalamak o kadar mı zor?
Hayır!.. Ne zor, ne de kavuşulmaz değil.Ona ulaşmanın formülü de belli , çaresi de.
Kalbin tatmin olmasını mı istiyorsun, sükûnete kavuşmak, mutlu, huzurlu olmak mı niyetin? Allahı an. Onu hatırla. Ona yönel. Ona dayan. Ona güven. Ona el aç. Ondan iste. Sev Onu. İşte sana huzur, işte sana mutmain olmuş gönül.
Ayette öyle denmiyor mu: “ Kalpler ancak Allahı anmakla huzur bulur.”
Anmak, hatırlamak sözcüklerinin Kurandaki karşılığı ZİKİR.
Zikir, öğrenilen bilgileri hafızada korumak.
Zikir, bir şeyi tüm bağlantılarıyla düşünme.
Zikir, Kuranın isimlerinden bir diğeri. “Kim Rahmanın ZİKRİNİ /Kuran/ görmezden gelirse, onun başına bir şeytan musallat ederiz, artık o onun yakın arkadaşıdır.” (Zuhruf:43/36)
Zikrin karşıtı, nisyan, unutmak.
Demek ki, bir kavramı anmak, hatırlamak yani zikretmek, onu tüm bağlantılarıyla düşünmeyi gerektiriyor. Daha önce hafızaya yerleştirilen bilgilerin, film şeridi gibi göz önünde canlandırılması gerekiyor.
Mesela, ekmek deyince, neyi veya neleri hatırlıyoruz? Sadece, fırından alınan 300 gr.lık pişmiş hamuru mu; yoksa, sofralarımızın olmazsa olmazı,yere düşürmekten korktuğumuz, kutsal bildiğimiz bir nimeti mi? Düşündükçe başka neler neler gelmiyor ki aklımıza. Açlık, tokluk. Sağlık, hastalık, yoksulluk. Buğday, buğday tarlaları. Sarı başaklar. Tohum, toprak. Harman yeri. Çiftçiler. Kızgın güneş. Alın teri. Başakların dövülmesi, savrulması, ayrılması, yıkanması. Değirmen. Beyazlara bulanmış değirmenci. Un. Beyaz un, kepekli un. Üç beyaz. Düşünmezlerin günah keçisi. Un fabrikaları. Fırınlar, fırıncılar, fırın işçileri.
Asgari ücretle çalışan fırın işçileri. Elleri, yüzleri, Ramazan ayında bağırları yanan işçiler. Ekmek fiyatları. Vitrindeki ekmekler. Siyah ekmek, beyaz ekmek, diyet ekmek. Tuzsuz ekmek, çavdarlı ekmek, kepekli ekmek. Yulaflı ekmek.Tam buğday ekmeği. Organik ekmek. Köy ekmeği, Trabzon ekmeği, Arapgir ekmeği. Ağırlığı tonları aşan çöplükteki ekmek kırıntıları. Açlıktan kaburga kemikleri sayılan, baktıkça utandığımız yoksulların görüntüleri.
Evet, ekmek deyince bu 50 yi aşkın madde aklıma geldi. Düşündükçe ekmekle ilgili başka nesneleri hatırlayabiliriz.
Benim hatırlayamadıklarımı siz düşünün. Düşünün de, ekmeğiniz değer kazansın. Lokmalarınız bal kaymak olsun. Sofralarınız şenlensin. Cennet sofralarına dönüşsün.
Peki Allahı (cc) hatırlamak, Onu anmak, Onu zikretmek, Onu tefekküre dalmak, Onu düşünmek!..
O an, zaten huzura kavuşmuşsunuz, artık rüya alemindesiniz. Karışmasın kimse, sakın uyandırmasın. Beni sevdiğim, dostum, bağışlayanım, Yaratanımla baş başa bırakın!…
Tamam da, bu rüyaya dalmak için Onu tanımak. Bu huzura ermek için Onu gerçek anlamda bilip hatırlamak gerek. Öyle 33 defa, 100 defa, 444 defa anlamadan, manasını kavramadan, ardından atlı geliyormuş gibi tesbih çekmek zikir olmuyor. Seni huzura erdirmiyor. Dertlerine derman olmuyor.
Anma, hatırlama, zikir sözde değil, özde olmalı. Söylem değil, eylem gerekli. Düşünce eylemi, bilgiye ulaşma eylemi, kulluk eylemi…
Onu hatırlamak, Onu hakkıyla bilmekle olacak. Onu tanıtmak bizim ne haddimize.
O, kendini, kendi kitabında tanıtıyor. Buyrun, okuyalım:
“Tarifsiz bağış sahibi, eşsiz merhamet kaynağı.” (Bakara: 2/218)
“İyiliği sonsuz, ikramı bol olan.” (Fatiha: 1/1)
“Eşi benzeri olmayan.” (İhlas: 112/1)
“Gündüzü geceyle örten, güneşi, ayı, yıldızları yöneten.” (Arâf: 7/54)
“Rüzgarı gönderen.” (Arâf : 7/57)
“Gökten su indiren.” (Enâm: 6/99)
“Karanlığı ve ışığı yaratan .” (Enâm: 6/1)
“Yedi kat göğü kat kat kusursuz kılan.” (Mülk: 67/3)
“Tüm işleri kontrol eden.” (Rad: 13/2)
“Her şeyi çiftler halinde yaratan.” (Zâriyât: 51/49)
“Göklerin, yerin ve aralarındaki her şeyin egemeni olan.” (Maide: 5/120)
“Gökten ve yerden rızık veren; görme ve işitme duyularımızı kontrol eden; ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran; tüm işleri yöneten.” (Yunus: 10/31)
“Beni yaratan ve bana yol gösteren.” (Şuarâ: 26/78)
“Beni yediren ve içiren.” (Şuarâ 26/79)
“Hastalandığım zaman bana şifa veren.” (Şuarâ: 26/80)
“Beni öldüren ve sonra dirilten.” (Şuarâ: 26/81)
“Bizi rızıklandıran.” (Fatır: 35/3)
“Gerçeğe ulaştıran.” (Yunus: 10/35)
“İnananların dostu, karanlıktan aydınlığa çıkaran.” (Bakara: 2/257)
“Geçmişi ve geleceği bilen.” (Hac: 22/76)
“Gönüllerde gizlenenleri hakkıyla bilen.” (Zümer: 39/5)
“Nerede olursak olalım bizimle beraber, her yaptığımızı gören.” (Hadîd: 57/4)
“İnsana şah damarından daha yakın olan.” (Kâf: 50/16)
“Tekrar tekrar bağışlayan.” (Zümer: 39/7)…
Bundan sonra siz devam edin ZİKRİ yani KURANı okumaya. Veya çevrenizdeki yaratılmış ayetleri okumaya çalışın.
Yerde sürünen, suda yüzen, havada uçan, otomobil hızıyla koşanlara bakın.
Bin bir renk, bin bir tür bitkiyi; karanlık bir köşe bulabilirseniz gökyüzünü, samanyolunu, hilali, yarımayı, dolunayı; yolunuz düşerse dağları, ovaları, ırmakları; en yakınınızdakini, yaratılmışların en şereflisini, insanı, kendinizi okumaya çalışın…
Yani ister Kuran ayetlerini, ister yaratılmış ayetleri zikredin, fikredin, okuyun. Hepsi Ona götürecek sizi.Hepsi Onu hatırlatacak size.
Ey şaşkın insan! Kendine gel!..
GÖNÜLLERİN HUZURU:
ANCAK ONU HAKKIYLA TANIMAKLA OLACAK!..
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Mustafa'nın Diğer Yazıları
KUR’AN’LA YOLCULUK - MÜMİN KUL
09.04.2026 · 4
'ZULMEDENLERE ASLA MEYLETMEYİN, YOKSA ATEŞ SİZE DE DOKUNUR.' (HUD,...
09.04.2026 · 4
KUR’AN’LA YOLCULUK: 'ZİNA EDEN KADIN VE ERKEK HER BİRİNE YÜZ DEĞNEK...
09.04.2026 · 6
KUR’AN’LA YOLCULUK:'SİZ GEÇİCİ OLAN DÜNYAYI DAHA ÇOK SEVİYORSUNUZ....
09.04.2026 · 6



