Olmaz. Bilenler üstündür, değerlidir, güçlüdür. Bilen ödüllere boğulur, bilmeyen ortalıkta şaşırıp kalır.
Peki Allah’ın üstün tuttuğu bilen /alim/ kişi kimdir?
Kolej mezunu birkaç dil bilenler mi? Birden çok diplomaya sahip olanlar mı? Dr, Doç. ünvanını taşıyanlar mı? Çok satan kitapların yazarları mı?
Hayır. Bilenler sınıfına girmek için bunlar yeterli değil. Böyle olsaydı, siyaset, ticaret, genel kültür alanındaki bilgisiyle, Mekke müşriklerini arkasında sürükleyen, yönlendiren, asıl adı Amr Bin Hişam El-Mugira’ya, Peygamber Efendimiz “Ebu Cehil” lakabını takmazdı. Yani cehaletin babası demezdi.
Bilgisinin sınırını bilemediğimiz İblis’in, Allah katında bir değeri olurdu.
Kur’ani ölçüde bilen/alim/ kişi, kazandığı bilgileri, Allah’ın gösterdiği yönde kullanan kişidir. Bilgisini, tecrübesini hayır yolunda eyleme dönüştürendir.
Hicri ilk çağın hadis, tefsir ve fıkıh bilgini İbn Mesud: “İlim, çok malumat sahibi olmak değil, ilim, Allah’a olan saygıdan tir tir titremektir.” diyerek, alimin asıl özelliğini hatırlatmış oluyor.
“Hiç bilenlerler ile bilmeyenler bir olur mu?” ayetinin baş kısmında, BİLENLERİN vasıfları şöyle belirtiliyor: “Gece saatlerinde secde ve kıyam ederek ibadet eden, ahiret kaygısı taşıyan ve Rabb’inin rahmetini umanlar..”
Bir önceki 8. ayette de BİLMEYENLERİN özellikleri sayılıyor: “İnsana bir darlık dokunduğu zaman, Rabb’ine yönelerek O’ndan yalvar yakar yardım ister. Sonra O’nun sayesinde bir nimete kavuşunca da, O’na önceden yalvardığını unutur ve başka varlıkları O’na eş ve denk saymaya başlar; başkalarını da O’nun yolundan saptırır.”
Bilenler, Allah’la yola devam edenler; bilmezler ise, kendi bilgilerine güvenip Allah’ı terk edenlerdir.
Onun için Hakkın azılı düşmanı Mekke reisi, cehlin babasıdır.
Onun için İblis, kovulmuş ŞEYTANDIR.
Onun için, kendilerine gönderilen Tevrat’a uymayan Yahudileri, Kur’an: “Kitaplar yüklenmiş (fakat sırtındaki değerden habersiz olan) eşeğin durumu gibidir.” (Cuma: 62/5). muhteşem benzetmesiyle aşağılayıp, eleştirmiştir.
Onun için, hayra dönüşmeyen bilgiyi kastederek, Yüce Nebi: “Yararsız bilgiden Allah’a sığırım.” diye dua etmiştir.
Yine Kur’an:
“Allah’a, kulları içinde yalnızca BİLENLER /ALİMLER/ hakkıyla saygı duyarlar.” (Fatır: 35/28). diyerek, Allah’a saygı duyanı, BİLEN olarak kabul etmektedir.
Bu günlerde okullar açılıyor. Üniversitelerde dersler başlıyor. Küçük büyük tüm öğrencilerde, öğretmen ve velilerde bir telaş bir heyecan. Ne güzel. Öğrenmeye ve bilime harcanan emek ve zaman ne kutsal. Eğitime giden paralar helal olsun.
Tamam da, öğrenilenler sahibini “BİLENLER” sınıfına sokuyorsa helal olsun.
Şayet alınan eğitim, sahibini kitap yüklü eşeklikten kurtarmamışsa;
Alınan diplomalar, kişinin en yakınlarına bile büyük zararlar vermesine engel olamıyorsa;
Kazanılan bilgiler, yeme-içme-çiftleşme-çılgınca tüketmeden ibaret, sınırsızlığın simgesi domuzvari bir hayat anlayışı aşılamışsa;
Bilgilerini, başkalarını alt etmede kullanıp, “daha çok, daha çok kazanma” hırsıyla vahşi kapitalizmin tutsağı olmuşsa;
Bu eğitim, “sanat” adı altında tüm edepsizlikleri güzel göstermeye çalışıyorsa;
Dirsek çürütülen okullar, milyonları televizyon başlarına kilitleyen dizilerin yazarları, yönetmenleri ve oyuncularını Allah’tan, ahlâktan, bizi biz yapan tüm değerlerden habersiz kılmışsa ve izleyicilerini koyun sürüsü haline getirmekte başarılı olup, bu yeteneklerini sadece para kazanma yolunda kullanıyorlarsa;
Bu eğitim, diplomalı cahiller, eğitilmiş vahşiler yetiştirmeye devam edecekse;
Yazıklar olsun harcanan emek ve zamana, haram olsun verilen paralara!
Anneler babalar, her biriniz evladını şefkat ve sevgi ile eğiten birer LOKMAN HEKİM olamaz mısınız? Okullar, kitapçılar, mağazalar arasında koşuştururken, bir nebzecik açıp Lokman Suresi’ni okuyamaz mısınız?
Çocuğunu yazdıracağın okulun, bahçesini, kitaplığını, sınıflarını, yüzme havuzunu, spor salonunu,bulunduğu semti araştırdığınız kadar; verilecek eğitimin niteliğine, özüne,Allah’a, ahlâka ve öz değerlerine sahip çıkan bir kuruluş olup olmadığına bakamaz mısınız? Bu okulun çocuğunuza ne verebileceğini soruşturamaz mısınız?
Kur’an talebesi ve en büyük Kur’an öğretmeni Yüce Nebi’nin: “Bir babanın evlatlarına bırakacağı en güzel miras güzel bir terbiyedir/eğitimdir.” sözüne kulak verip, O güzel mirası çocuğuna bırakmak için çaba sarf edemez misiniz?
“Öldükten sonra, amel defteri kapanmayanlardan birinin de hayırlı bir evlat yetiştirenlerdir.” Hadisini dikkate alanlardan olamaz mısınız?
ANNELER BABALAR, SİZ DÜŞÜNEDURUN.
SON SÖZÜMÜZ BİLİME TALİP OLANLARA:
ADAM OLMAYI, “BİLENLER” SINIFINA KATILMAYI, KENDİSİNE HEDEF SEÇEN SEVGİLİ ÖĞRENCİLER, YOLUNUZ AÇIK OLSUN!.. ALLAH YÂR VE YARDIMCINIZ OLSUN!..
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Mustafa'nın Diğer Yazıları
KUR’AN’LA YOLCULUK - MÜMİN KUL
09.04.2026 · 4
'ZULMEDENLERE ASLA MEYLETMEYİN, YOKSA ATEŞ SİZE DE DOKUNUR.' (HUD,...
09.04.2026 · 4
KUR’AN’LA YOLCULUK: 'ZİNA EDEN KADIN VE ERKEK HER BİRİNE YÜZ DEĞNEK...
09.04.2026 · 6
KUR’AN’LA YOLCULUK:'SİZ GEÇİCİ OLAN DÜNYAYI DAHA ÇOK SEVİYORSUNUZ....
09.04.2026 · 6



