YÜZÜMÜ KIRMIZIYA BOYAYAN ADAM..
Ümraniyedeydim, meslektaşım olan avukat bir abimle yemek yiyordum.
Masada üçüncü bir kişi vardı, tanımadığım.
Bürodan çıkarken denk gelmişti, abimizin tanıdığıymış.
Bize yemekte eşlik etmesi için davet etmiştik,
Kendisi de kırmayıp kabul etmişti davetimizi.
Mütevazi görünümlü sessiz bir kişiliği var gibiydi, ama dedim ya tanımıyordum.
Sohbetin bir yerinde bana döndü,
Avukat abimizi tanırım, ama sizi ilk kez görüyorum dedi ve sordu;
”Siz ne işle meşgulsünüz?”
Stajyer avukatım dedim, ve ara vermeden ekledim;
“Biz avukat da değiliz, amele gibi koşuşturuyoruz ama beş kuruş bile almıyoruz!”
Ardından konuşmanın doğası gereği ben de ona beklediğini düşündüğüm soruyu yönelttim ve;
“Siz ne işle meşgulsünüz”? dedim.
“Çok şükür boyacıyız biz abi dedi, ayakkabı boyuyoruz…”
Buz gibi olmuştu içim,
Kurduğum patavatsız cümlelerin her harfini geri almak istiyordum,
Ama mümkün değildi bu, utanmıştım..
Çünkü;
Ben mesleğimi söyledikten hemen sonra şikayet etmiş ve Allahın nimetine rıza göstermemiştim!
O ise,” boyacıyım” demeden önce “ÇOK ŞÜKÜR” demişti.
Benim kendimden utandığımı düşünemeyecek olmalı ki,
Kendi durumuyla ilgili açıklama yapma gereği hissetmişti;
“Allah rızka kefildir, biz de sebebe razıyız abi” dedi.
Bu cümle; saniyeler içinde bana verdiği ikinci büyük dersti!
Öylece kaldım..
Tokat gibi çarpmıştı suratıma;
O yumuşacık ses tonuyla kurduğu incitmeyen cümleler!
Anladım ki kanaat etmek;
Öyle ezberlediğimiz cümleleri okumakla,
Masallar anlatmakla olan bir şey değil!
Dersimi almıştım.
Sustum ve konuşmamaya karar verdim;
Kalbimin kirlerinden arınana kadar…
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.




