Hüseyin Demir
Türkiye de ilk defa yapılacak cumhurbaşkanı seçiminin başlangıç tarihi 29 haziran 2014 Pazar günü olup, aynı gün adaylık başvuruları da başlayacak ve bu baş vurular 3 temmuz 2014 perşembe günü saat 17.00 ye kadar devam edecektir. Cumhurbaşkanı geçici aday listeleri 8 temmuz 2014 Salı günü, kesin aday listeleri ise 11 temmuz 2014 Cuma günü resmi gazetede yayımlanacak olup, kesin aday listelerinin resmi gazetede yayımlanmasıyla birlikte propaganda dönemi başlayacaktır. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı 1 inci tur seçimi geçici sonuçları 11 ağustos 2014 pazartesi günü ilan edilecektir.
Önümüzdeki en önemli siyasi aşamanın Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu düşünmek lazım. Bilinen odur ki, Cumhurbaşkanı yürütmenin başıdır. Ve önümüzdeki seçimlerde cumhurbaşkanını halk seçeceği için meclisin seçtiği bir cumhurbaşkanına göre daha aktif olmak durumunda olacağı da düşünülmektedir.
Ki Dolayısıyla cumhurbaşkanı da devletin bütün kurumlarının olumlu ve uyum içinde çalışmasını gözetlemek ve temin etmekteki yükümlülüğünü yerine getirecektir.
Şu da bir gerçektir ki, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilecek olması tarihi bir olaydır. Bizim tarihimizde de bir ilktir. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi ve ikinci defa seçilebilme imkanının bulunması; Cumhurbaşkanı adaylarının adaylık sürecindeki propagandalarını da elbette etkileyecektir. Burada anlaşılan oki, Cumhurbaşkanı adayları; seçim sürecinde anayasadaki görevlerini nasıl iyi yapacaklarından ziyade, halkın neden kendisine oy vermesi gerektiğini anlatacaklardır. Cumhurbaşkanı adayı, daha adaylık sürecinde sembolik bir cumhurbaşkanı olmayacağını kamuoyuna deklare etmiş olacaktır. Seçildikten sonra halkın yüzde ellisinden fazlasının desteğinin verdiği bir güçle daha da aktif rol alacağı kaçınılmazdır.
Türkiyede ilk defa halkın kendi Develet Başkanını seçmesi Hükümetin sözcülerinin otomatikman sistemde değişikliğe gidileceği yönünde beyantları olmaya başladı. İşte AK Parti Grup Başkan Vekili Caniklinin şu sözleri Fiili olarak icraatın başı bundan sonra Başbakanlar olmayacak, Cumhurbaşkanları olacak..
Bu anlayışla bakarsak, Cumhurbaşkanı adayları kesinleşip bu adaylar meydanlara çıktığı andan itibaren, Türkiyedeki parlamenter sistem yarı başkanlık sistemine dönüşecektir. Kim ne derse desin, halkın seçtiği cumhurbaşkanı göreve başladığı andan itibaren Türkiye, fiilen yarı başkanlık sistemine geçmiş olacaktır. Bu işin böyle olacağını, muhalefet de dahil olmak üzere, herkes biliyor. Ama bu gidişe rağmen bunu ifade etmiyor. Türkiyede fiilen bir sistem değişikliğine gidiliyor.
Hükümet daha önce fiilî değişiklik olmadan bir anayasa değişikliği yaparak Başkanlık, yarı başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemlerinden birisini seçmeyi teklif etti. Ama muhalefet partileri bu seçeneklere karşı çıktı. Hükümetin bu teklifi getirmesinin sebebi, cumhurbaşkanını halkın seçecek olmasıyla birlikte gerçekleşecek fiilî sistem değişikliğini resmi hale getirmekti. Halkın bu fiilî değişiklikten memnuniyeti ortaya çıktığında resmi değişiklik daha kolay olacaktır. Halkın cumhurbaşkanını seçecek olması, bir anlamıyla devlet başkanını seçmesi anlamına gelmektedir. Ve seçilen kişi de cumhurun başkanı, devletin başı, herkesin başkanı olacağı için ona göre davranacaktır. Bu seçim, sistem değişikliği için geçiş süreci olacaktır. Bir süre geçtikten sonra bu değişiklik kendi seyri içinde yapılacaktır.
Cumhurbaşkanının ve başbakanının halk tarafından seçilmesinin iki makam arasında kavgaya yol açacağı iddiası da sık dillendiriliyor.
Ki buna katılmak mümkün değil. Rahmetli Özalı, Demireli meclis seçti, halk seçmedi. Ve Özalla Mesut Yılmaz arasında çok büyük çatışmalar oldu. Demirel, Tansu Hanımı başbakan yaptı. Ama daha sonra çok ciddi sıkıntılar yaşandı. Sayın Sezer döneminde de benzer bir durum oldu; Anayasa fırlatma hadisesi çok iyi biliniyor. Cumhurbaşkanını meclis seçerse, hükümetle sıkıntı olmaz tezini savunanlar; Özal-Yılmaz; Demirel-Çiller kavgalarını nasıl izah edeceklerdir? Halkın Cumhurbaşkanını seçmesi, esasında bu kavgaları önleyici bir sigorta görevi görür. Halk, seçtiği cumhurbaşkanının haksız her adımını not eder ve onu bir daha seçmez.. O yüzden halkın seçimi, cumhurbaşkanı hükümet kavgalarını azaltıcı bir rol oynayacağını düşünmek lazım.
Hükümet teki parti hakkında da düşünülmesi gereken odur ki, Yeni dönemde siyasetin mihveri Çankaya olacaktır. Hükümet kanadının adayınında ERDOĞAN olacağı gözükmektedir. Çankayaya çıkması halinde Erdoğanın güçlü liderliği devam edeceği için Hükümetteki Partinin başına kim geçerse geçsin hiçbir sorun yaşanmayacaktır. Tam tersine Hükümetteki Parti liderlik gerçekliğine uygun bir biçimde kendi içini tanzim ederek daha bir güçlenecektir.
Ve şu gerçeğide ifade etmek gerekiyor, Evet Türkiyede yeni bir sistem değişikliğine ihtiyaç vardır. Eski tarz Çankaya-Başbakanlık modeli bitmiştir. AK Parti kendini bu yeni gerçekliğe göre şekillendirme durumunda olmalıdır.
Selam ve dua ile.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



