Hüseyin Demir
Türkiye’de Ak parti öncesi, tam bir çıkar politikası icra eden politikacılar yüzünden, kavramların içinin boşaltıldığı, değerlerin eksiltildiği, sözün anlamını yitirdiği dönemleri hep birlikte yaşadık.
3 kasım 2002’de yapılan seçimde, halk, Ak partiyi iktidar yapmış, bu devrimle değer odaklı siyasete geçilmiş, bu sayede Türkiye, özüne dönüş harekatını başlatıp, ilimde, teknikte, sanayide, eğitimde, sosyal, siyasal , ekonomik kalkınmayı gerçekleştirme yolunda, büyük mesafeler almıştır.
Ak partinin hizmete yönelik değer odaklı yeni Türkiye siyasetine karşı, siyasi hayatımızda maalesef, eski kurallara göre siyaset yapma şansını bulamayan, karşı argüman üretmekte zorlanan, ülkenin kalkınmasına ve öze dönüş hareketine tahammül edemeyen, yalana, iftiraya, çıkara bel bağlamış, çırpınan, çıkar odaklı siyaset yapan bir muhalefet var. Bu muhalefetin artık tek hedefi, Erdoğan’ı ve Ak Partiyi köşeye sıkıştırmak olmuş sanki. Bunun için her türlü yolu mubah görüyor, İktidara gelmek için sandık dışı yöntemleri dahi denemekten imtina etmeyen tahripkar bir politika izliyor.
Türkiye’nin gözle görünen önlenemeyen bu yükselişi karşısında, dış güçler ve içerdeki yandaşları, bu yükselişi durdurmak için her türlü entrikayı çevirmek için fırsat kolladıkları muhakkak.
Bugün malum zihniyetin, hedeflerine ulaşmak için, terörü hızlandırma , barış sürecini sabote etme, mezhepçiliği kışkırtma, Ak Parti’den elli, yüz kadar milletvekilini satın alıp, Ak parti’de umutsuzluk doğurma, marksist illegal gurupları sahaya sürme gibi emeller taşıdığı ve bu emellerini uygulamaya geçirmek için fırsat kolladığı bilinmektedir.
Kısacası, çıkar odaklı politika zihniyetindeki muhalefetin amacı, Türkiye’de kaosun, iç çatışmanın çıkması, ekonominin iflas etmesi, ve başında Erdoğan’ın olduğu Türkiye’nin nasıl batırılacaksa bir an önce batırılması gerektiğidir.
Artık şu gerçek biliniyor: Bugün bu kirli oyunu oynayanların Türk toplumuna vereceği vesayetçilikten, kölelikten başka bir şeyleri yok.
Ama on yıldır bu ülkede iktidar olan ve onlarca değişime imza atan Ak Partinin var. Hem de on katı. O zaman adı ne olursa olsun: kaos veya provokasyon. Siyaset aklı hemen harekete geçmeli ve gereğini yapmalı, aşmalı tüm bu olumsuzlukları. Başbakan yardımcısı Beşir Atalay’ın dediği gibi, hayal bile edemeyeceğimiz DEMOKRATİKLEŞMEYLE aşılmalı bu olumsuzluklar.
Bunun için, hükümetin, "Gezi Parkı" meselesini gerekli ciddiyetle ele alması lazım. Olayın üzerine kemali ciddiyetle gidilmeli, oluşacak komplolarda rol alması beklenen kimi unsurlar daha işin başından tasfiye edilmeli. Bu işin medya ayağı, Finans ayağı çok sıkı bir şekilde takip edilmeli.
Ak parti gelecek mahalli seçimler için, yenilenecek adaylar konusunda da titiz bir çalışma başlatmalı, bir yandan da seçim sathı mailini beklemeden kabinesini revize etmeli. Birileri nasıl çevresindeki insanlarla konuşuyorsa, tehdit ve şantaja açık adamlar çağrılıp oyuna gelmemeleri konusunda uyarılmalı.
Keşke Erdoğan parti teşkilatındaki isimleri de bir kez daha gözden geçirse, ne iyi eder. İyi insanlar getirmek yetmiyor, sürekli takip etmek de gerekiyor. Çünkü koltuğa oturunca, mührü ele alınca işler değişiyor. O insanlara bir haller oluyor.
Ak parti’de görev alması gereken kişilerin galiplerden yana değil, Haktan ve halktan yana olmayı ilke edinmeleri gerekir.
Selam ve dua ile.
Temmuz-2013
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.




