Hüseyin Demir
Demokratik devlet yönetiminin sosyal adaleti ve gelişmeyi gözeterek nitelikli hizmet üretmesi, dinamik bir devlet yapısının oluşturulması, kamu yönetiminin kendini sürekli geliştirebilme yeteneğine kavuşturulması kendi insanımız tarafından özlemle beklenilen beklentilerimizdir.
İnsan yaşamının ve hürriyetinin, haklarının ve geleceğinin vazgeçilmez şartı olan devlet nedir? nasıl yönetilmelidir? Sorusu, insanın sorduğu temel soruların başında gelmiştir.
Anarşistlerin dışında hiçbir topluluk Devletin varlığını inkar etmemiş, onu düzenlemeye çalışmıştır. Mükemmel, iyi, faziletli, yönetim nasıl olur sorusunu cevaplamaya çalışmıştır.
Özetle, iyi devlet yönetiminin ne olduğu ve nasıl gerçekleştirilebileceği konusu, insanoğlunun varoluşundan bu yana araştırılmıştır.
Hürriyetlerin ve hakların koruyucusu olan devletin, 2000 yılına kadar olan süreçte kontrolden çıktığı ve insan hürriyetlerini tehdit eder hale geldiği, haklı olarak ifade edile gelmiştir.
Devlet sonuç olarak toplumun bir kuruluşudur. Bir var oluş tarzıdır. Toplumun bir organizasyonu olması gereken devletin yönetimini düzeltmek, eninde sonunda toplum tarafından gerçekleştirilecektir.
Toplumun siyaset cihazını yönetmesi, yönetim ve siyaset üzerinde düşünmesi ve aksiyona geçmesi, toplum hayatının diğer alanlarındaki aksiyonlarından ayrılmaz.
Siyasal düşünce ve davranış, toplumumuzun ahlaki, manevi, fikri, ekonomik ve sosyal hayatının ayrılmaz bir parçasıdır.
Kısaca yüz yılın sonuna kadar olan süreçte toplum hayatı ile devlet yönetimi arasında doğru orantı ile ifade edilebilecek bir ilişki bulunmamaktaydı.
İyi bir toplumun, kötü bir yönetimle karşılaşması olağandışı olduğu gibi, kötü bir toplumunda iyi bir yönetime kavuşması istisnadır.
Kısaca devlet yönetimi de toplum için bir sonuçtur. Eylemlerimizin sonucudur. Çünkü, insanoğlu için karşılaştığı her şey kendi elleriyle hazırladıklarının bir sonucudur. Diye buyuruyor ,(( KUR’AN))
Temiz siyaset özlemleri dile getirilirken, temiz siyaset talebinin bu manevi boyutu, sosyal boyutu asla unutulmamalıdır. Aksi halde işin kolayına kaçar kendimizi aldatırız.
Özetle sağlıklı bir toplumda faziletli bir yönetim oluşturmak normal bir hadise olduğu halde, hasta bir toplumda faziletli bir devlet yönetimi oluşturmak fevkalade güçtür.
Bir toplum hak etmediği bir sonuçla karşılaşmaz. Karşılaştığımız sonuçlar, bizi daha temiz bir hayata, nefislerimizi daha çok arıtmaya davet etmelidir.
Karşılaştığımız sonuçlar ya imtihandır yahut eylemlerimizin karşılığıdır. Beğenmediğimiz sonuçla karşılaşırsak hem onu düzeltmeye çalışmalı, hem de kendimizi düzeltmeliyiz.
Toplumumuz, kendi manevi yüceliği ölçüsünde, daha temiz, daha faziletli bir siyaseti istemeyi kendinde bulabilir.
Hem devletin ıslahı, iyileştirilmesi hem de kendimizin ıslahı, temiz siyasetin manevi şartını, alt yapısını teşkil eder.
Temiz siyaset özlemi, devlet gücünün ve devlet tasarruflarının hukuk ve ahlaka uygunluğunu istemekle özetlenebilir.
Geçmişte darbelerin, devletin kendi estirdiği terörün, haksızlık ve hukuksuzluktan çıkan etnik isyanların, faciaların ortaya koyduğu gibi, devlet gücü insani ve ulvi amaçları gerçekleştirmek için kullanılması gerekirken, şahsi menfaat sağlamak amacıyla başkalarına zarar verecek şekilde kullanılmış, suiistimal edilmiştir.
Eğer durum böyle ise devlet eylemlerinin ve kuruluşlarının hukuka uygun halde bulunmasını temin etmek, murakabe etmek mecburiyettir. Bunu kim yapacaktır bunu elbette toplum yapacaktır. Toplum içinde görevlendirilmiş insanlar yapacaktır. Temiz bir siyasetin uygulanmasını temin etmek üzere görev yapacak üzere hangi insanlar olacaktır? Bunu , zihinleri ve gönülleri temiz insanlar yapacaktır. Buda temiz siyaset özleminin manevi şartını teşkil eder.
Evet işte bu gün,herkes özgür olmadıkça kimse özgür değildir” özdeyişi ini ilke edindiğini söyleyen Ak Parti hükümeti, bireyi, bütün politikaların merkezine alarak demokratikleşmenin sağlanmasını, temel insan hak ve özgürlüklerini temin etmeyi ve korumayı en önemli ödevleri arasında saydığını da söyler. Bunun içindir ki Devletin idaresinde ki Ak Parti hükümetinden beklenilen de odur ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünün, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin, sivilleşmenin, demokratikleşmenin, inanç özgürlüğünün ve fırsat eşitliğinin esas kabul edildiği bir ortamın toplumumuzla birlikte hareket ederek oluşturulmasını gerçekleştirmektir.
Selam ve dua ile.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



