Hüseyin Demir
Başbakanın, imralı’yla devletin görüştüğünü, PKK’nın silah bırakması gerektiğini açıklamasından sonra, yeni bir sürecin başladığını ve toplumumuz unda bu sürecin getireceği sonucu merakla beklediğini görmekteyiz.
Cumhuriyetin ilk yıllarından beri uygulanan politikalarla asırlardır tüm etnik gurupları tek bayrak, tek Devlet altında toplamış olan ve toplumların birliktelik çimentosu haline gelmiş İslam inancı ve imanının terkedilmiş, içinden imanı çıkartılmış Türk milliyetçiliği ideolojisi uygulanmış bunun sonucunda doğudaki Kürtlerde, Kürtçülük akımı başlamıştır.
Türk eğitim sisteminde görev almış bazı ırkçı öğretmenlerin Türk ırkçılığı yapmaları yeni yetişen Kürt neslini de Kürt ırkçılığı yapmaya yöneltmiş ve bu durum bir kavgaya dönüşmüştür.
Maalesef bu durum Türkiye’nin en önemli ve vahim durumu haline gelmiştir, Getirilmiştir.
Bu gün ırkdaşlarından başkasını düşünmeyen ve İslam kardeşliğini tanımayan iki ayrı topluluk canhıraş savaşmaktadır.
Osmanlı imparatorluğunun yıkılmaya yüz tuttuğu yıllarda, özelliklede 1912 den 1918,e kadar süren aralıksız savaşlarda Osmanlıda bulunan diğer etnik guruplar gibi Kürtlerin ekseriyeti de imparatorluk ordusunda yer almış ve bu vatan için şehit de vermişlerdir.
30 küsur sene önce başlayan, Marksist ve Leninist fikriyata sahip PKK terörü örgütü bu güne kadar 30 bin küsur cana kıyılmasına ve ülkenin büyük ekonomik kayba, uğramasına sebep olmuştur.
PKK terör örgütü Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia ederek çıksa da, Bunu hiçbir zaman gerçekleştirmedi, aksine hem kendi içinde hem’de binlerce Kürt vatandaşını acımadan öldüren, ölüm makinesi haline geldi. Ayrıca bölgede uyuşturucu trafiğinin yöneticisi durumuna getirildi. yetmedi Türk düşmanı devletlerin kullandığı bir maşaya dönüştürüldü.
PKK terör örgütü içinde yoğun bir şekilde Aleviliği din olarak gören ve Islama ve Türklüğe karşı bilenmiş dinden uzak yeni yetişen neslin varlığı göze çarpmaktadır.
AK parti hükümetinin daha önce birkaç kez başlattığı barış süreçleri, Terörden nemalanan iç ve dış güçler tarafından sabote edildi ve süreç sürdürülemedi.
Ak parti hükümeti, barışta kararlı olduğunu göstermek için yeniden yeni bir barış süreci başlattı. Bu süreçte Ak Parti hükümeti, ’durdu, kilitlendi, yandı bitti kül oldu’ denilen demokratik açılıma yeniden hız vermiş, bu konuda kararlı ve samimi olduğunu çıkardığı özgürlük yasalarıyla da ortaya koymuş durumdadır.
Ve nitekim bu konuda,
Yerel dillerin, Kürtçe dahil, seçmeli ders haline getirilmesi.
Büyük şehir yasası ile yerel yönetimlerin güçlendirilmesi.
Ana dilde savunma hakkının yasalarla korunma altına alınması.
Üçüncü yargı paketindeki reformların daha adil hale getirilmesi ve tutukluluk sürelerinde düzenlemeye gidilmesini sağlamıştır.
Bu yeni sürecin başlamasından hoşlanmayan içte ve dışta Türk düşmanları müzakere sürecine köstek olmak amacıyla hemen bir eylem gerçekleştirdiler, İmralı yanlısı 3 PKK’LI Fıransada öldürüldü.
Terörden nemalanan bu kişi ve kuruluşların Barış sürecini yeniden sabote etmek için ellerinden geleni yapacakları muhakkaktır. çünkü
Barış sağlandığı an Türkiye’yi kimse tutamaz. Ayrıca barışın sağlanması demek para akışının değişmesi demek. Bundan bazı ülkelerin büyük kayıpları olur. Silah satılmaz, uluslar arası uyuşturucu ticaretinin bazı baronları zarar eder. Barış olduğu takdirde ekonomik anlamda kim bundan etkilenir üzerinde iyi durulması lazım
Sözün özü; çok kritik günler yaşıyoruz. Birileri devleti akıl, izan, basiret ve teenni yönünden uzaklaştırmak istiyor. Oysa zaman aklı, basireti, izanı ve teenniyi kullanmaya en muhtaç olduğumuz bir zamandır. Her zaman olduğu gibi kazananlar, hisleriyle değil akıllarıyla hareket edenler olacaktır.
Yeniden birlik ve beraberlik içinde huzurlu ve mutlu bir yaşam sürecine en kısa zamanda girilmesi dileğiyle.
Selam ve dua ile.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



