Hüseyin Demir
Türkiye nin siyasi tarihinde nadir görülebilecek bir başarıya imza atan ak partinin kimliği ve toplumu nasıl algıladığı merak edilen konulardan.
Ak partinin Türk siyasi arenasında kendini gösterdiği ilk günleri hatırlayalım. Türk siyasi kimliklere alışık olan Türk siyasal hayatında siyaset zemini oldukça sorunlu idi. çünkü siyaset yapmayanlarda siyasi idiler o günlerde.
Eski tarzlar, eski Aktörler bir türlü çekilmiyorlardı bu cazip bu tılsımlı alandan. Siyasi alanı öylesine kuşatmışlardı ki, değişimi ve gelişimi okuyamazlar, okuduklarını da sessizce gizlerlerdi.
Dahası, Türkiye de kavramların içinin boşaltıldığı, Değerlerin eksiltildiği, sözün anlamını yitirdiği dönemler yaşanırken, Türk iyenin bir umudu olarak çıktı ak parti.
Türkiye ye sessiz devrim yaşatan ak partinin iktidarı çok yönlü fırsatlarla ve çok yönlü yıpranma durumlarıyla karşı karşıya yeni bir siyaset ve yeni bir siyasetçi tipi oluşturma provası olarak ak parti tecrübesi önemli, siyaset ya itibar kazanacak, ya da sıradanlaşacaktı
Ne tekim ak parti kimliğini açıkladı. MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT ız denildi. Neden? Türkiye de, kendi tarihini bilmeyen, kendi tarihine küfreden veya ettirilen bir kesim var.
Dünyada hiçbir toplum yoktur ki kendi tarihine, kendi değerlerine küfretsin. İşte ak parti, Kimliğini, siyasetini eski devlet anlayışını yıkma yerine, atalarının bıraktığı temel değerler üzerine inşa etmek niyeti ve politikası, halkı değerleri yönünde sıkıntıdan kurtarmış, halkı rahatlatmıştır.
Halkın ve ak parti nin birleştiği nokta, geleneksel toplumu ayakta tutan kurumların tahrip edilmesi idi. Çünkü Muhafazakâr toplum için aile bir kale görevi görür.
Türkiye de muhafazakârlık, bir kısım zümre tarafından, gericilik, tutuculuk ve yeniliklere karşı bir siyasi duruş olarak görülmektedir. Oysa muhafazakârlık, geçmişin değerlerini muhafaza edecek, içinde yaşanılan zamanın değerlerini gelecek kuşaklara aktarma düşüncesidir.
Dolayısı ile muhafazakârlık anlayışının temelinde, toplumun benliğini koruyarak ve yeniliklerle zenginleştirerek yeni nesillere aktarma düşüncesi yatar.
Değişime ve gelişime açık bir siyasal kültüre sahip olan ülkemizde, muhafazakâr demokrasi düşüncesinin hayatiyete kavuşması, bu anlayışın realist olarak uygulandığında toplum tarafından kabul görüldüğü görülmektedir.
Nitekim ak parti hükümetlerinin yaptığı, bütün icraatlarının temelinde muhafazakâr Demokrat düşüncenin hâkim olduğu da görülmektedir.
Ak partinin Demokrasi kavramını benimsemesi ne gelince, burada da halkın yanında, halkla beraber ve halk için çalıştığını göstermesidir. (Allahın rızasını kazanma amacı var)
Şu bir gerçektir ki, içinde bulunduğumuz yirmi birinci yüzyılda, çeşitli yönetim biçimleri arasında, insan onuruna yakışan ve yaraşan yönetim biçiminin demokrasi olduğu yönünde genel bir ittifak bulunmaktadır.
Demokrasi ile yönetilen devletlerde halk, vekâletini siyasi partiler aracılığı ile vekillerine tevdi eder ve böylece kendi düşüncesine uygun bir yönetimin iktidara gelmesini hedefler.
Ak parti kurumsal kimliğini oturtmuştur. Tayyib Erdoğan ve ekibinin yeni bir hareket kurmasının kişisel yönetim hırsından değil, ciddi bir yönetim tarzı ve dünya görüşü farklılığından ortaya çıktığını görmekteyiz. Devletçi ekonomi politikasından serbest piyasa ekonomisine, içe kapalı ve korumacı devlet anlayışından, AB karşıtlığından AB perspektifine dâhil olmaya, din eksenli ideolojik bir partiden dini değerleri önemseyen hizmet ve insan eksenli, bir partiye geçiş basit ve kişisellikle adlandırılamaz.
Kısaca Ak Parti siyasette muhafazakâr demokrat, ekonomide liberal, paylaşımda sosyal düşüncenin temsilciliğini üstlenmiş ve bu konuda Türk milletinin de büyük desteğini kazanmıştır. Kanaatimce. Bu desteğin arkasındaki en büyük neden, Türkiye nin siyaset yelpazesinde yer alan ve kendisisini, sosyal demokrat, milliyetçi veya liberal olarak ifade eden siyasi partilerin gerçek anlamda bu anlayışların gereklerini yerine getirememesidir.
Ak partiyi zirveye çıkaran Türk milletinin de, ak partiden yapacağına % yüz inandığı beklentileri var.
Cumhuriyetten beri, ülkeyi her konumda geri bırakan yöneticiler gibi,demagoji yapmadan,Makyavelizm e kaçmadan,Türk insanının her bakımdan mutlu olacağı, güçlü, zengin,, müreffeh bir Türkiye hedefine ulaşmak için var gücü ile çalışmayı sürdüreceğine,çok yakın gelecekte güçlü demokrasisi, dev ekonomisi ile birlik ve beraberliğini daha da pekiştirmiş, devlet, millet kaynaşmasını artırmış yapısı ile Türkiye’nin Dünyada hak ettiği yere getirileceğini bekliyor, inanıyor ve destekliyor.
Selam ve dua ile.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



