BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Hüseyin Demir

Hüseyin Demir

09.04.2026 13:15 Hüseyin Demir 3
Hüseyin Demir

 

Hüseyin Demir

 

Yıl 1967, Türkiye sağ, sol, komünizm, kapitalizm gibi ideolojilerin kıskacında.

Emperyalizme ve emperyalistlere karşı bir bilinç uyandırmak, milli politikalar geliştirip, Türk insanına yerli çözümler sunarak mutlu, ileri, kalkınmış bir Türkiye oluşturmak idealiyle, Aykut Edibali yirmi öğrencisiyle "Anadolu Hareketi"  adını verdikleri bir mücadele başlatır. Daha sonra buna "Mücadele Biriliği" denilecektir.

İslâmî çevrelerde, tevhidi uyanışın ilk tohumlarını atan ve Kur’an’ı yeniden okumak gerektiğini vurgulayan "Yeniden Milli Mücadele hareketi (YMMH)", aynı zamanda "devlet ile milleti" barıştırmak gibi, çok önemli bir misyonu da üstlenmiştir.

 

Bu hareket (YMMH),Üniversitelerdeki şiddet olaylarının arttığı ve İslamî camiada bir çok kesimin orduyu karşısına aldığı bir dönemde: 4 Nisan 1970 tarihinde, Konya’da düzenlenen "Milli Mücadele Birliği Mitingi"nde, "Yaşasın Milli Ordu", "Yaşasın Milli Devlet" sloganlarıyla, muhafazakar çevrelere ordu konusunda farklı açılımlar kazandırmıştır.

12 Mart 1971’de ilan edilen sıkıyönetim kararıyla, diğer siyasi partilerle birlikte "Mücadele Birliği" de kapatılmış,

 fakat "Mücadeleci" gençler yılmamışlar, mücadeleye devam etme kararı almışlar, "Tabelalar İner, Mücadele Devam Eder" sloganını sıkça kullanarak mücadelelerini sürdürmüşlerdir.

 

"Mücadele Birliği (MB)", İslam’a gönül vermiş vatansever gençler tarafından kurulmuştu. Bu gençler hem amelen, hem fikren, hem siyaseten İslam’ı yaşamaya azmetmiş kişilerdi. İslam’ı anlamak ve anlatmakla kendilerini görevli sayıyorlardı. Zira, Komünistlerin hücre, masonların loca faaliyetleri vardı. İslam’ı yozlaştırma amacını güden birçok kulüpler, gizli ve açık faaliyet gösteriyorlardı. Türkiye’de İslam’a düşman devletlerin ajanları kol geziyordu. Velhasıl,Türkiye’de insanların İslam’dan uzaklaşmaları için birçok gayret gösteriliyordu. Bunların önüne çıkabilecek ve onlardan çok daha güçlü olabilecek bir faaliyetin yapılmasının gerekliliğine inanıyordu "Mücadeleciler". Ve Allah’a dayananların daha güçlü olacağı inancıyla hareket ediyorlardı.

Hz.Muhammed (s.a.v.) küfrün göbeğinde, çok daha azgın olan insanların arasında nasıl çalışmışsa, nasıl başarıya ulaşmışsa bu hareket de başarılı olup, cahiliyyeyi yenebilirdi. İşte bu hareketin başındaki gençler bu ciddiyette bir çalışma yapmaya karar verirler. Uzun müddet Kur’an-ı Kerim’in üzerinde çalışılır, ayetler konularına göre tasnif edilir. Hareket kabiliyeti geliştirecek bütün ayetleri ezberlenir. Önemli hadis-i şerifler derlenir.

Konya’da Afyonda birbirine çok yakın yirmi inanmış genç böyle bir çalışma içinde olurlar. Sonunda o döneme göre yoğun bir bilgi birikimine sahip olurlar. Konya’da Afyonda  bu çalışmalar yapılırken, İstanbul’da ve Türkiye’nin değişik illerinde bu çalışmalar yavaş yavaş duyulmaya başlanır. İrtibatlar artar. Bu irtibatlar ve birikimler bir dernek çatısı altında teşkilatlanma fikrini gündeme getirir.

Türkiye’deki, İslam dünyasındaki ve dünyadaki bu tür teşkilatlanmaların nasıl olduğu araştırılır, başarıya ulaşmış veya ulaşmamış çalışmalar gözden geçirilir. Sonuçta çalışmalarda "bir adım olsun" diye resmi bir kuruluş olarak Türkiye’de Toplumun değişmesine ve gelişmesine öncülük edecek bir kuruluş olarak 1967’de atılan temellerin, milliliğin unutulmaya yüz tuttuğu ülkede adı "Yeniden Milli Mücadele" olarak kayıtlara geçer.

Bir müddet sonra gençler, kültürel birikimlerini yansıtacakları, görüşlerini gündeme sokacakları ve hareketleriyle ilgili aleyhlerinde üretilecek dedikoduları cevaplayacakları bir dergi çıkarma ihtiyacı duyarlar. Aykut Edibali’nin önderliğinde İstanbul merkezli olarak, arşiv ve dosya birikimlerinin geniş ve yüksek kapasitede olduğu bir dergi,  "Yeniden Milli Mücadele Dergisi" adında, 3 şubat 1970 tarihinde çok dar imkanlarla, çep harçlıklarıyla çıkarılır.

   YMM hareketinin ve derginin temel politikasını belirleyen ve derginin ilk sayılarından itibaren tefrika edilen "İlmi Sağ" isimli teorik bir tez yayınlanmaya başlar. Bu teorik yazı , YMM anlayışını fikri ve siyasi planda belirleme hedefindedir. İlmi Sağ’da dünyadaki ideolojiler iki başlık halinde ele alınıyor, komünizm ve kapitalizm gibi insan fıtratına uymayan tüm anlayışlar sol ideoloji, insan fıtratına uygun ve yaratıcımızın bildirimlerine uyan anlayışa da sağ ideoloji deniliyordu.

Yazılı metin böyle. Ancak bu metin şifahi olarak değerlendirildiğinde "sağ ideoloji’nin İslam olduğu bildiriliyordu.  O dönemde İstanbul’da bulunan ve fikri çalışmalarda belirleyici rol üstlenen Aykut Edibali’nin düşünceleri "İlmi Sağ" başlığı altında kamu oyuna sunulmuştur.

İlmi Sağ" tefrikası, uzun haftalar devam etti. Hareket kadroları da sağcılık kavramını içselleştirdi. YMM dergisi yazarları fikri ve siyasi yorumlarında bu kavramları sık sık kullandılar.

Dergi çok satıyor, çok ses getiriyor, toplumun çoğunluğu dergiyi benimsiyor , sahipleniyorlardı. Bu Müslümanların birlikteliğe susamışlığının göstergesiydi. Çünkü dergide Müslümanları birliğe davet vardı. Ve karşılık buluyordu da.

1973 senesinde yine Aykut Edibali önderliğinde bir dergi daha çıkar: GERÇEK. Bu dergide millilik ön planda tutuluyor, milliyetçilik ifadeleri bir ideolojik kalıba dökülüyor ve "Büyük Türk Kültür Sistemi"nden bahsediliyordu. Bu "Büyük Türk Kültür Sistemi"nin alternatif bir ideoloji olduğu ortaya konuluyordu. 

YMM dergisinin 25. sayısında Aykut Edibali, Türk milletinin, ittifaklar kurması gerektiğini, ilk ittifakın da İslam ülkeleriyle oluşturulması lazım geldiğini belirtiyordu.

Diğer taraftan, Topluma İslam kültürünü, İslam akaidini, tevhidi görüşü iyi yerleştirmenin lazım geldiğini, tevhidi fikrin ve siyasetin çerçevesinin olmadığını, Müslümanlara İslam’ın tevhid anlayışının, "la ilahe illallah"ın içeriğinin anlatılması lazım geldiği, Müslümanların İslam kültürü ile donanmalarının  gerekliliği dillendiriliyordu.

  1967’lerde bu milletin önüne çıkmış, imkansızlıklar içinde imkan bularak bu milletin özüne dönmesi gerektiğini haykırmış, bu milletin birliği için, sivil ve siyaset arenalarında hala mücadelesini sürdüren, Müslümanların biriliği için gemilerini yakmış, Türkiye’nin buhranlı dönemlerinde, insanları yeniden milli mücadeleye davet etmiş, milletin bunalımdan çıkması, kendine gelmesi için, "ilmi sağ" tezini ve "milli cephe modeli"ni ortaya koymuş, Türkiye’nin dış politikası hakkındaki görüşlerinin ne kadar haklı olduğu bu gün daha iyi anlaşılan, bu güne kadar yedi adet, milletimizi aydınlatmak için yayın organı kurup hizmet vermiş, devlet kurumlarının içinde ve Ak Parti dahil, bütün partilerde geçmişte aynı saflarda bulunmuş, aynı amaç için mücadele vermiş talebeleri diyebileceğimiz çok sayıda değerler yetiştirmiş, bir fikir, düşünce, aksiyon adamı, dönemin merkez medyasında kutsal ittifak olarak anılmış IDP, MÇP ve RP’nin 1994 ve 1995 seçimlerinde zaferle çıktıkları "ittifakın" mimarı, siyasi deha Aykut Edibali’ye millet olarak yaşarken sahip çıkılması, milletimizin menfaatine değil midir?

 O büyük fikir adamının "Kutsal İttifak"ı gerçekleştirmesinin, bu günkü AK PARTİ’NİN iktidarının temellerinin atılmasına vesile olduğu gerçeğini bilenler, azınlıkta da olsalar, varlar, şükürler olsun.

Aykut Edibali’nin 1967’lerde "Yeniden Milli Mücadele Dergisi’nde, açıkladığı fikirlerinin bir bölümünün bu gün Ak Parti iktidarı tarafından kabul gördüğü ve uygulamaya sokulduğunu görmekteyiz, çünkü doğru ve gerçekler her zaman anlaşılır ve kabul görür. Zira Edibali, devletle milletin barıştırılması, Müslümanların birleşmelerinin gerekliliği fikirlerini savunuyor, devletin, toplumun dünyevi ve uhrevi hedeflere ulaşması için kurulan bir organizma olduğunu dile getiriyordu. Buda bu milletin egemenliği ve özgürlüğü için çalışanlar her zaman fıtrata uygunluğu ön plana alırlar ve bir birlerini anlayıp fikirlerinden faydalanırlar.

Velhasıl: Türkiye’nin yetiştirdiği bu müstesna kişiliklerin, Aykut Edibali gibi, ve büyük mütefekkir Sezai Karakoç gibi  değerlerin, hem toplum nezdinde hem de bu günkü muhafazakar demokrat fikrin icracısı olan hükümet nezdinde layığı veçhile değerlerinin tesliminin ve de kendilerinin değerli fikirlerinden istifade cihetine gidilmesinin, milletimiz için elzem olduğunu düşünüyor, değerlerimizi kaybetmeden değerlerini bilelim diyoruz.

Selam ve dua ile.

Haziran- 2012

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu