Hüseyin Demir
Baştan beri kesintili eğitime karşı çıkanların maksadı belli; İmam Hatip Okullarını baltalamak.
Zorunlu ve isteğe bağlı din dersine karşı çıkanların da sebepleri açıkça ortada; "çocuklarının veya daha doğrusu bu ülke çocuklarının dindar olarak yetişmeleri" onların korkusu.
Müslüman ve bir manada İslamcı oldukları halde –kendilerince makul sebeplerle- milli eğitimin yaptığı son değişiklikleri eleştirenler, üsluplarına dikkat etmezlerse yapıcı olana değil, yıkıcı ve bozucu olana yardım ederler.
Diğer taraftan Eğitim, Türkiye’nin en önemli meselesi. Milli eğitim sistemi diyoruz adına, fakat bu günkü eğitim sisteminin sistem demeyi hak edecek ne bir güçlü felsefi temeli, ne köklü bir kültürel dayanağı, nede sağlam bir sosyal dinamiğinin olmamasıdır.
Bu sistemle Türkiye, başka hiçbir ülkenin yaşamadığı kendi içinde bilincini kaybetme gibi, köleleştirme cinayetine maruz kılındı.
Modern Türkiye, varlık nedenini, bu topraklarda yaşayan insanların yüzyıllardır varoluş iddialarını, ruhunu, dinamizmini oluşturan varlık nedenine karşı tanımladı.
Bu ülke insanının tarihte varlık göstermesini mümkün kılan İslâm’ın sunduğu medeniyet ruhunu, dinamiklerini ve temellerini yerle bir edecek bir cinayete, öncelikli olarak eğitim sisteminde soyundu.
Sömürgecilerin hayal bile edemeyecekleri cinayetleri biz kendi ellerimizle işledik bu ülkede: Onun bedelini ödüyoruz şimdi.
Niteliksizliği, Çapsızlığı, Ufuksuzluğu, Kimliksizliği, Türk eğitim sisteminin yegane kimliği haline getirildi.
Eğitime fiziken baktık şimdiye kadar. Giyim kuşam şekil ön planda idi. Başörtüsü dedik kızlarımızı okullara almadık, cahil bırakma gayretine girdik, 8 sene kesintisiz eğitim dedik, imam hatip okullarını kapattık yeni yetişen neslin dinini öğrenmesini engelledik, sanat okullarının orta kısmını kapattık ekonomide kalite üretimin üretilememesine sebep olduk. Kat sayı dedik meslek okullarının canına ot tıkadık.
Şimdiye kadar eğitime yeterli yatırımlar yapılmadı, belli illerde üniversite vardı. Anadolu’da yaşayan gençler ikinci sınıf vatandaş konumunda idi sistemin uygulama şekliyle.
Bir çok bölgenin köyünde, kasabasında, ilinde okul da öğretmen yoktu, olsa da yeterli değildi. Okullar fiziki yapılarıyla ve içerikleriyle eğitim araç ve gereçlerinden yoksundu.
Öğretmenler atıl, köhne müfredat anlayışıyla üretken olamıyorlardı. Alt yapı, müfredat, öğretmene bakış çağa uygun durumda değildi
Bu gün insan temel hak ve hürriyetleri baz alınarak, eğitimde fiziki yapıdan başlayıp, eğitimin kimyasına kadar ciddi, gelişimci, ufuk açıcı öze dönüşü sağlayacak plan ve projelerin uygulamaya sokulmak istendiğini bu hükümet tarafından görüyoruz.
Eğitime yatırım, cumhuriyet tarihinde ilk defa savunmanın, silahlanmanın önüne geçti. Alt yapı, müfredat ve öğretmene bakış değişti. Öğretmenlerin yeniden yeni sisteme, gelişmelere, modernisazyona, adapte olmalarını sağlayacak eğitimden geçmeleri sağlanacak.
İlk 4 senenin ilk senesi çocuğun pedagojik eğitimden geçirilip okul hayatına geç işi sağlanacak. Diğer senelerde de ilk öğretimin temeli öğretilecek. İkinci 4 sene çocuğun kendi isteğiyle seçeceği derslerle eğitime devam, üçüncü 4 sene seçtiği meslek dalında devam etme , kesintili 12 senelik eğitimde kaliteli, bilgi birikimli eğitilmiş eğiticilerle geçmişten de ders alınarak, dinine, tarihine, özüne, kimliğine vakıf dünyevi ve uhrevi bilgilerle donatılmış bir neslin yetişmesinin temellerinin atılması sağlanmış olacak.
Bu milletin yeniden şahlanışında, birliğinin ve bütünlüğünün sağlanmasında, ilimde, teknikte, sanayide çağın üstüne çıkmasında ki en büyük faktörün eğitim sisteminin çağa uygun hale getirilmesinin büyük öneminin olduğu bilinirken, buna karşı çıkanlar, eskisi gibi ne idüğü belirsiz eğitim sisteminin devamını isteyenler, dindar bir neslin yetişmesine tahammül edemeyenler de ayrı mücadelelerini sürdürmekteler.
Hakkın, doğrunun, yanında olmak da var. Aksi yönde olmak da var. Hür irade birisini seçiyor galip şeytan mı olacak, hak mı olacak görücez.
Selam ve dua ile.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



