Hüseyin Demir
Ben içimdeki gizli hazineleri keşfetmek istiyorum..Saptırılmış, anlamsız yaşamdan ve ortamlardan ebedi zenginliğe gelmek, bilinçsizliklerden çıkıp kendi varlığımızın hakikati ile yüzleşmek, içimdeki değişimi, hakka yönelişi ( VARLIK HiÇLiKLE BAşLAR) yüce sözünün yüceliğini, iNSANI KAMİL OLMAK, İnsanın en değerli mahlukat olduğunu anlamak isteyişimin isteği ve arzusu ile şiddetli çarpışma halini seyretmekteyim.
Aslında aradığım nedir diye sorduğumda kendime, karşıma sevgiliden önce Sevgi nin çıktığını görüyorum. Ve sonra Aşk çıkıyor karşıma, Evreni anlamanın anahtarı olduğunu anladığım aşk.
Ve yaradan- ı anlamanın zirvesine beni çıkaracak olanın aşk olduğunu anlıyorum.
Beni yoktan var kılan, varken, yokken var kılanın kim olduğunu anlatmanın yollarının yollarını gösteren, sevmenin sonuç bitimi aşkta duruyorsa, aşk ise yaratanla bütünleşmekse, zerrelerimin tamamı ile aşkla yoğrulup bitimlenmek düşüncesinin sonlanmasıyla zirvelerde olmak. Su misali, Sakarya da, Dicle de, zap suyunda su ile birlikte akıp giden su gibi olmak.
Hedef ebediyet, amaç yaratanın istediği kul olabilmek, zaman oluyor zirvelerde, zaman oluyor belhum adellerde gezenlerle olunmak oluyor,
Yaşamsallığın gerektirdiği zemin gereği, düşünsel, fikirsel akımların aktığı, aktırıldığı sularda buluyorsun kendini.
Zaman, hiçbir selise dahi durmadan su gibi akan ve geri hiçbir şekilde gelmesi mümkün olmayan, durmadan, yorulmadan, ara vermeden, günlerce, aylarca, yıllarca, asırlarca, hep giden ve yaratıcının dur demesine kadar da akacak olan bu zamanı bu nesneyi anlamak,
Saadet için Yaratanı bilmek ve yaratanı tanımak için de anahtarının kendini tanımak olduğunu anlayacak kadar akıllı ve basiretli olduğumu biliyorum. Ve bir şeyin hakikatini bilmek ancak onun varlığının anlaşılmasından sonra mümkün olabileceğini de biliyorum.
O halde düşünüyorum ki, önce kalbin varlığını, sonra hakikatini, ondan sonra da sıfatını bilmek lazımdır, sıfatı bilinince, bunun yaratanı tanımaya nasıl vesile olduğu, saadet ve şekavede ne şekilde sermaye olduğunun anlaşılırlılığını anlıyorum.
Ve kendime, ey kendim diyorum, sen anlıyorsan yaratıldığını, tanıyorsan yaratanını, bedeninin bütün uzuvlarınla yaratanının emrine amade ol.
Tırnağından saçına kadar bütün azalarınla kendini yaratanına vakfet. Bil ki sen her şeyinle gayb âleminden geldin ve tekrar oraya döneceksin. Bu harap dünyaya, Ahiret denilen ebedi yurduna sermaye götürmek için geldin.
Ateşle muhatap olmak istemiyorsan sermayen çok ve sağlam olsun.
Selam ve dua ile
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



