HÜSEYİN DEMİR İnsanoğlu dünyaya gelirken bir emanet yüklenmiştir. Her insana verilmiş en azından nefes alıp verme gibi bir emanet vardır. Ancak emaneti insana yaratıcı tarafından yüklenen Misyon çevresinde düşündüğümüzde çok daha sorumluluk söz konusu oluyor. Toplumumuzun yaşam tarzında önemli faktör olan Kamu yönetiminin işlemesiyle alakalı konudan misillendirirsek, tüm toplum adına, insanların yüklendiği emanetin tasarrufuna müdahale niteliğinde bir kudreti elinde bulundurmaktır. Allah size emanetleri ehline vermenizi EMREDİYOR. Kamu yönetimi mesela Başkanlık, işte bu emanetleri yüklenme işidir. Kamu yönetiminde emanetin ihlali yani zulüm olma riski en çoktur. Çünkü her tasarrufun, her icraatın binlerce, milyonlarca çoğalma ihtimali bulunmaktadır. Bir yalanın, bir haramın, bir gaspın, bir suiistimalin, milyonlarca insanın hukukunu rencide etmesi durumudur. Bir insanın bahçesinden bir elma alırsınız, bir insanın hukukunu ihlal etmiş olursunuz. Ama kamuya ait bir ormandan bir ağaç, hatta bir dal keserseniz üzerinizde tüm toplumun hakkı oluşur. Yollarda geçişi ihlal ettiğinizde, milletin parasını boş yere harcandığında, Toplum menfaatine olup ta yapılabilirliği olan her hangi bir hizmeti, her hangi bir icraatı yapmadığında veya yapamadığında da, elektrik ve su çaldığınızda da milyonlara borçlanırsınız. Milyonlarla helalleşmedikçe üzerinizdeki borç kalkmaz. Emaneti yani yetkiyi sorumluluğu bir veren vardır, Birde alan vardır. Yetkiyi veren Halk, Yetkiyi alan şahsa münhasır Başkan, yetkiyi almaya niçin talip? Yetkiyi veren halk yetkiyi verdiği kişiye niçin veriyor? İslam büyükleri kamu yöneticilerine ve kudret sahiplerine öğüt verirken genellikle ölümü hatırlatırlar. Çünkü her şeyi yeneceğini, her vakayı aldatabileceğini düşünen insan bile ölüm karşısında çaresiz kalır. Dikkat ölüm var demek bütün kudretlerin sonu ölümdür. Ölümden sonra da bir hayat kurulacak ona göre bir hayat kur derlerdi. En zoru, belki de en kolay hayat defteri de kamu yöneticilerinin defteridir. En zorudur, çünkü her günah milyonlarla çarpılacaktır. En kolaydır, güzellikler milyonlarla çarpılacaktır. Acaba akıllı insan hangisini seçer dersiniz? Emaneti veren onu ehline verir. Hasanı Basri Hz. leri derki Allah ü teala, idarecilere üç şey yüklemiştir. Boş şeylere ve hevaya uymamak, İnsanlardan değil Allahtan korkmak. Allahın Ayetlerini dünya çıkarları için satmamak. Hem Rabbe, hem nefse ve yaratıklara karşı sorumluluk duymaktır. Emanet, Göklerin yerin ve dağların dayanamayacağı kadar ağır ve yerine getirilmesi zor bir yüktür. Emanetin ihlâsı, yerine getirilmesi bir keramet, terki ise hıyanet ve rüsvalıktır, rezilliktir. Emanetin ehil olmayan kişilere verilmesi demek, bilgi ve liyakatine bakmadan insanlara yetki ve sorumluluk vermek demektir. Bilgisiz, liyakatsiz, ahlaksız, insaniyetsiz, haram kör, la ehil insanlar topluma hizmet zihniyetinden uzak olduklarından üstlendikleri işi gereği gibi yürütemeyeceğinden işler çığırından çıkmış olur. Buda o işin, ülkenin, bölgenin, ilçenin, kasabanın, köyün kıyameti olur. Bu gün ehliyetsiz yöneticilerin sayesinde çok olumsuzluklar yaşayan mahalleri gördüğümüz gibi, ehliyetli yöneticilerinde icraatlarıyla toplumun huzur ve refahının yaşandığı mahalleri görmekteyiz. Her idareci ve rehber hizmet sahası ne olursa olsun, vazifesinin gerektirdiği bedeni, ruhi ve ilmi dirayete sahip olmalı. Gönlünü manevi hasletlere süslemelidir. Gönlü Allah, Resulüllah ve din kardeşlerinin muhabbeti ile dolu olmalıdır. Riyaset makamının en büyük Handikaplarından biri kibir ve gurur ile insanları hor görmek iptilasıdır. Bundan kurtulmanın çaresi ise yapılan hayırlı hizmetlerin ve muafiyetlerin gerçek sahibinin Allah-u Teali olduğuna kesin olarak inanmak, buna mukabil hata ve kusurları nefsine bağlamak yani izafe etmektir. İdareciler, rehberler ve önde gidenler etraflarında menfaat mukabili kendini alkışlayanlar, samimi insanların telkinlerini ayırt etmeli, nefsinin hoşuna giden iltifatların girdaplarında boğulmamalıdırlar Emanet üstlenenlerin onun hakkına layığı ile riayet edebilmeleri için kuranı kerim ve Sünneti Seniyyenin ölçüleri dâhilinde bir takva hayatı yaşamaları icap eder. İmanın en güzel tezahürü olan merhamet en fazla iktidar sahiplerine lazımdır. Merhametin meyvesi de Allahın kuranına hizmettir. Peygamberimizin şu hadisi şerifi de adil ve dirayetli idarecilerin hak katındaki mümtaz mevkiini ne güzel anlatmaktadır. Kıyamet gününde insanların Alla hu Tealaya en sevgili olanı ve ona en yakın yerde bulunanı adaletli idarecilerdir. Gerçekte her şey Allah rızası için yapılmalıdır. Niyet halis olmasa sabun köpüğü üzerine yapılan binaya benzer bir türlü temel tutmaz. Bu gün Allahın rızasını bilen yöneticilerimizin var olduğunu gördüğümüz gibi, Milletini adaletsizlikle, hukuksuzlukla, işkenceyle inim, inim inleten Müslüman görünümlü diktatörlerin de var olduğunu görüyoruz. Ülkemizde ve dünyada özgürlük baharlarının çiçek açacağı günler yakın gözüküyor. Selam ve dua ile.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



