Hüseyin Demir
Hayat bir yolculuk. Geldik, gidiyoruz. Âşık Veysel ne güzel söylemiş: Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece.
Günler, haftalar, aylar ve yıllar bir bilmece. Kimi zor, kimi kolay geçiyor. Gün dediğimiz zaman dilimi, geçip gidiyor da biz kendimizi kurtarabiliyor muyuz?
Hayatın uzun namlulu silahları var, kurşun nereden geliyor, çoğu zaman anlayamıyoruz. Anladığımızda ise yapacak pek bir şeyiniz kalmıyor.
Hayata Anadolunun küçük bir köyünde muhafazakâr bir ailenin evladı olarak dünyaya geliyorsun, çocukluğunu yaşıyorsun, gün oluyor hayatın şartları seni köyünden, doğduğun mahalden alıyor bir şehirde hatta bir Metropolde buluyorsun kendini. Yaşam şartlarına adım uydurma mücadelesine giriyorsun, fıtrî bir yaşam tarzından uzak, sadece dünyevi meşakkatlerle boğuşan bir toplumun içerisinde yaşam mücadelesine başlıyorsun. Zamanın içinde zamanla iyilerle, iyiliklerle, kötülerle, kötülüklerle yoğruluyorsun, pişiyor, olgunlaşıyorsun ve olumsuzluklar ağır geldiğinde kabuk bağlıyor yaralar, soğukluğu oluşuyor gölgende, bedendeki tebessümler ölüm çığlığı haline dönüşüyor, ama bu çığlığı kendinden başkası duymuyor, duyamıyor. Ve gün oluyor, uzun ince bu yol aniden bitiyor.
Her bitiş yeni bir başlangıcı da beraberinde getiriyor.
Bu dünyadan bize kalmış olan da, gözümüzün gördükleri değil, gönlümüzün duydukları oluyor.
Hayat bir yolculuk demiştik ya. Yolda kalsak bile yolculuk devam ediyor. Biz dursak da, hayat devam ediyor. Yani istemesek de varacağız. Otursak da yürümüş olacağız.
Hayat altın dengeyi tutturanlar için çok güzel bir imtihan yeri. İyi şeylere heves etmek lazım. Zira altın dengeyi tutturmanın sırrı burada. Kötülükten bugüne kadar ne çıkmış ki bundan sonra çıksın?
Önemli olan bir (hoş sada) bırakmak. Arkasından ağlayan, üzülen, hayır dua eden insanların bolluğu insanın en büyük sermayesi.
Üstad Necip Fazıl –mekanı cennet olsun- Çilesinde ne güzel ifade etmiş dünya hayatının ve ölümün hakikatini:
Ölüm dedikleri ölünceye dek;
Dünya, balı zehir, yalancı petek.
Orada bulursun biraz bekle, tek,
Burada yaşamak sandığın düşü....
***
Ticaretin tüm ziyan! diye bir ses rüyada;
Mezarına birlikte girecek şeyi kazan!
Seni gözleyen eşya, bitpazarı dünyada,
Patiska kefen, çürük teneşir, isli kazan.
Minarede ölü var! diye bir acı salâ...
Er kişi niyetine saf saf namaz.. Ne âlâ!
Böyledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ!
Ne tabutu taşıyan, nede toprağı kazan...
Selam ve dua ile.
07-01-2016
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



