Hüseyin Demir
30 mart, Yerel seçimlere şunun şurasında ne kadar vakit kaldı? Yaklaşık 3 hafta, değil mi? 3 haftanın sonunda sandık başına gidip yaşadığımız il ve ilçenin belediye başkanı ile belediye meclisinin üyelerini seçeceğiz.
Önemli bir seçimdir 30 mart yerel seçimi; belki de genel seçimden önemli. Çünkü Ak partinin 2023 ve 2071 gelişmiş dünya devleti olma plan, proje ve hedefleri var. çünkü 30 Mart kader seçimidir. 30 Mart kardeşlik projesinin devamıdır. 30 Mart’ta oylarınızla bu kardeşlik projesinin yanında olup olmadığımıza oy vereceğiz. Bu seçim Türkiye Cumhuriyeti’nin kader seçimidir. Geleceğin Türkiyesi, 30 mart yerel seçimlerin sonucuna bağlı.
Kimi, hangi partinin adayını seçeceksiniz, karar verdiniz mi? Verdiyseniz, adayın yaşadığınız ortamı güzelleştirip kolaylaştırması ihtimalini düşünerek mi, yoksa ‘ benim adamım olsun, benden olsunda, taştan çamurdan olsun’ eksenli tartışmalardan etkilenerek mi oyunuzun hedefini belirlediniz? Halbuki, çöplerimizi toplayıp çevremizi güzelleştirmesini ve hayatımızı kaliteli hale getirip kolaylaştırmasını bekleyeceğimiz belediye yönetimi için yapılacak seçime doğru hızla yol alıyoruz, ancak kararımızı, Liyakat, ehliyet, samimiyet, ve gerçek hizmet ehli olmaya bakarak verirsek, hem kendimiz, hem bölgemiz, hem geleceğimiz, hemde neslimiz karlı çıkmazmı?
Farklı ölçüleri göz önünde tutarak verilecek kararda Sonunda iki yakası bir araya gelmeyen, uçkurunu toplamakta zorluk çeken, siyasetin kirlenmesiyle düşeceğimiz çukurdan çıkamayız.
Türkiye 2000 li yılara kadar hizmet odaklı siyasetten hep uzak kaldı. Kirli siyasetin ağında zamanı boşa harcayan yöneticiler Görevlerini hakkıyla yerine getirmeyip kendi şahsi menfaatlerini ön planda tuttular, taki Ak partinin hizmet odaklı belediyecilik anlayışıyla ülkede il, ilçe kasaba ve köylerin çehresi değişti, gelişen teknolojinin insanımıza faydalı yönde iletildiğini gördük.
Türkiye’nin geleceğine dair karamsar tablolar okumaktan sıkıldık, anlatılanlar gerçek dışı olsa da kendi ellerimizle mahvettiğimiz Türkiye’nin sonunu duymak istemiyor kulaklar. Acıdır ki tablo kötü, siyasetin çirkef yönünü topluma göstermeye başladılar, insanların evlerini, mahrem anlarını, yıllarca haksız, hukuksuz, ve edepsizce dinleyip kasetlere alıp tehdit, şantajlarla istediklerini yaptırmaya zorlamaları, yalan, iftira ve isnatlarda bulunmaları, Devlet başkanlarının kriptolu konuşmalarını Türkiye düşmanı yabancı devlet istihbarat teşkilatlarına vermeleri gündeme oturmuş, çirkin siyaset görüntüleri konuşuluyor seçim meydanlarında.
Bu çalınan tehlike sinyallerine sağ duyulu vatandaşlarımızın kulak vermesi kaçınılmaz bir durumdur. Çünkü, belediyecilikte alınacak doğru kararların Türkiye’nin ve Tür insanının geleceğinin garanti altına alınacağı gerçeğini bilmek lazım.
Tayip Erdoğan’ın İstanbul belediye başkanlığına geldiğinde kentin yıllarca yatırım eksikliğiyle boğuştuğunu, yapılan büyük yatırımlarla kenti nefes alınabilen bir şehir haline getirdiğini, insanların yaşamını kolaylaştıran imkanları meydana çıkardığını biliyoruz.
Ayrıca herkesi ilgilendiren hayati önem arz eden konulardan birisine de dikkat çekmek isterim ki, Bizim ülke olarak karşı karşıya olduğunuz problemlerden biri de iklim değişikliği. yirmi veya otuz yıl sonra iklimin nasıl olacağını şimdiden tahmin edebildiğimiz için bugünden itibaren o günlere yatırım yapılması lazım. Bugünün iklimi değil, gelecek iklimle ilgili çalışmalar yapacak bilgi birikimli, samimi belediye başkanları ve ehliyetli ekiplere ihtiyaç vardır. Yeni yeşil teknolojiler var, bunları, projelendirecek, uygulama safhasına getirecek, insanları bulup bizim yönetime getirmemiz gerekmezmi? İklim değişikliği şu dönemde büyük bir tehdit, bu tehdidi, aslında büyük bir fırsata çevirecek yeteneğe, ehliyete ihtiyaç vardır.
Bu günün iklimi değil gelecek iklimle ilgili çalışmalar yapılmalı.
Diğer taraftan Türkiye nin büyük bir ekonomik güç haline gelmesi ve bununla birlikte büyümeyi dikkate alırsak ve şu anki durum devam ederse 2040 veya 2050 yılına kadar Almanya’ya yetişmiş olabiliriz. Genel olarak tüm illerimizdeki binaların enerji tasarruflu ve kullanışlı hale getirilişi. Karbon monoksit emisyonunu azaltılma çabaları. çocukların oyun alanlarının da arttırılması büyük adımlardır. Türkiye her alanda muhteşem ve heyecan verici bir ülke haline getirildi. İllerimizde insanımızın yaşam alanlarının iyileştirilmesi, ciğerlerinin temizlenme hareketi gün geç tikçe hızlanması hizmette ve geleceğe atılan büyük adımlardır.
Diğer taraftan her şehir kendine ait yirmi beş yıllık planları hazırlamalı, Böylece kentin 25 yıl içerisinde nasıl olacağı planlanmış ve belediye başkanı değişse dahi şehir planlarının bozulmadan istikrarla ilerleyebileceğini görebilmeliyiz. İşletmeleri, sendikaları, sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek her il kendi hedefinin ne olduğuna dair çalışmalar yapmalı. Türkiye’nin de 25 yıllık, 50 yıllık, hatta 100 yıllık planlara ve tabi büyük yatırımlara ihtiyacı var.
Ayrıca bilinmesi gereken odur ki, dünyayı gelecek yüzyılda büyük felaketler bekliyor. Hükümetlerin acil tepki vermemeleri halinde durumun önüne geçilebileceği düşünülebilir. ’Hükümetlerin tepki vermesi lazım. İklim değişikliği yaşanıyor ve tedbir alınması gerekiyor. Konunun uzmanlarının araştırmalarına göre Şu anda iklim değişikliğinde 1 derece artış var ama bu kısa sürede 5 dereceyi bile bulabilir. Görülen oki, dünyada da halen tedbir alan yok. Tedbir alınmazsa bu yüzyılın sonunda dünya gerçekten zor durumda, yaşanmaz bir yer olabilir. İspanya, İtalya ve Akdeniz bölgesinin çoğu Türkiye dahil çöle dönecek yerler olduğu uzmanlarca tespit edilmiş. Bangladeş ve İngiltere gibi ülkeler su altında kalacak yerler. Suyun seviyesi 1 metre artsa bile yüz milyon Bangladeşli nereye gideceğini bilemeyecek. Şu anda bile Kaliforniya, Güney Batı Amerika’da tarihin en büyük kuraklıkları yaşadığı bildiriliyor. Balıklar tüketiliyor, yani biz doğaya biraz daha saygılı olmalıyız, bu bilinci ve saygıyı toplumumuza verecek samimi idareciler bunu bize öğretmeliler.
Türkiye’nin Müslüman ve güçlü bir ülke olarak dünyaya büyük mesajlar verdiğini görüyoruz. Londra’da yaklaşık 1 milyon Müslüman yaşıyor. Son yıllarda islamofobi hızla gelişti ve Müslümanların terörist olduğu kanısı iyice yerleşti.
Erdoğan’ın Başbakan olmasıyla birlikte İslam’ın o kadar da kötü olmadığını gördüler. Erdoğan Muhafazakar bir hükümetin de korkulacak bir şey olmadığını dünyaya gösterdi. ’İslam’dan korkan kişileri görüyoruz. Halbuki, Hz. Muhammed’in hadisi var bu konuda. ’Allah sizi dünyaya kul olarak getirdi. Birbirinizi ezmeniz, korkutmanız için değil.’ İşte bunu da söylesek te kafalarına yerleşen, veya bilerek yerleştirilen şu ki, İslam deyince akıllarına Usame Bin Ladin geliyor. 1960 yılından beri Avrupa Birliği için Türkiye’nin önüne engel çıkıyor. En çok da Fransa karşı, çünkü İslam’dan en fazla korkan onlar. Soğuk savaş dönemi sona erdikten sonra Amerika bir düşman arıyordu, İslam’ı seçti.
Özet olarak, Türkiye Ak parti hükümetleriyle insanımızın cumhuriyet tarihi boyunca iyi idare edilmediği için içine düşmüş olduğu bunalımlardan çıkarılmış, Toplumun bünyesine uymayan sistemde ıslahat hareketi gerçekleştirilmiş, adalet ve kalkınmada başarılar sergilenmiş, değerlerin eksiltildiği, sözün anlamını yitirdiği dönemlerden, insan temel hak ve hürriyetler ilkesi ışığında değerlerimize tam değer verir hale getirilmiş, söze anlam katmış, Toplumumuzu kendi kimlik ve misyonuna kavuşturmuş, çağdaş medeniyet seviyesini hedef edinmiş, Türkiye’nin bu günkü ve gelecekteki problemlerine vakıf ve problemlere çözüm üretebilen ehil ekibe sahip bir parti olarak bu gün için geleceğimizi daha da aydınlatacağına inandığımız AK PARTİ VE LİDERİNİN EKİBİNE inanarak bu ve gelecek seçimlerde destek verilmesinde tüm toplumumuzun menfaatidir. İnancımız odur ki, Başkent olmak yetmiyor, hükümranlık tacı artık Anadolu’ya geçmiştir. Kader Allah’tan, karar milletten, milletin ortak aklı yanılmaz.
Selam ve dua ile.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.



