BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Emirhan  BAYDUR

Emirhan BAYDUR

09.04.2026 13:15 Emirhan BAYDUR 4
Emirhan BAYDUR

 

Merhaba değerli okurlar,

 

Yazıma başlamadan önce sizlerle buluşmanın ve Fatih Aktüel  ailesinin bir ferdi olmaktan dolayı yaşadığım sevinç ve heyecanı paylaşmak istiyorum.

 Hepimizin de bildiği gibi ülkemiz Ortadoğu gibi çok bilinmeyenli bir denklemin tam ortasında yer almaktadır. Yeryüzündeki ilahi dinlerin ortaya çıktığı ilk bölge olan Ortadoğu, asırlar boyunca karışıklıklara,masa başı oyunlara ve gözyaşına sahne olmuştur. Dünya üzerindeki emperyalist güçler Ortadoğu’da etki alanlarını genişletmek ve en önemlisi zengin petrol yatakları üzerinde söz sahibi olmak için ellerinden gelen her türlü kanlı oyunları bu bölge üzerinde oynamışlardır. İşte bu kanlı oyunların belki de en karmaşığı ve en tehlikelisi bugün Suriye konusunda oynanmaktadır. Ve ülkemiz de işte bu oyunun tam ortasındaki baş aktörlerden biridir. Halkına zulmeden ve komşusu Türkiye’nin uçağını düşürecek kadar küstahlaşmış Suriye’nin aldığı en büyük destek tabi ki İran, Çin ve Rusya üçgenindendir. Saydığımız üç ülkenin de Suriye üzerinde mezhepsel, askeri vb. çıkarları vardır. Bununla birlikte, başta ABD ve batılı ülkeler Suriye rejiminin düşmesini istemektedirler. Fakat bu rejimin düşürülmek istenmesinin batı nezdinde asıl amacı; Esad’ın halkına yaptığı zulüm değil, Esad rejiminin düşmesi halinde yerine getirilecek olan yeni rejimin İsrail devletinin bölgedeki güvenliğinin daha da pekiştirilmesidir. Çünkü bu rejimin düşmesi demek, Hamas ile birlikte İsrail devletine en büyük tehdit olan Lübnan Hizbullahı’nın zayıflatılması ve bir Şii devleti olan İran’ın bölgede yalnız kalması demektir.

 Ancak, Avrupa ve ABD her ne kadar Esad rejiminin düşmesini istese de bunun için herhangi bir fiziki müdahalede bulunmaktan kaçınmaktadır. Bunun başlıca sebepleri  ABD’de bu yıl sonunda yapılacak olan başkanlık seçimleri, Amerikan ordusunun Irak ve Afganistan batağına saplanmış olması, Avrupa’da adeta virüs gibi yayılan ekonomik kriz ve batılı ülkelerin Rusya, Çin ve İran üçlüsünün tepkisinden çekinmeleridir. İşte eli kolu bağlı olan batı, tam burada Suriye’ye fiziki olarak müdahale etmesi için kendisine yeni figüranlar aramaktadır. İşte bu noktada Türkiye onlar için biçilmiş bir kaftandır. Çünkü, ülkemiz son 10 yılda çok yüksek bir ekonomik büyüme ve gelişme sergilemiştir. Artık Türkiye’de dünyada sözü geçen bir devlet olmuştur.

 İşte yukarıda saydığım bu hususlar tarihin her sahnesinde olduğu gibi günümüzde de batılı güçlerin çıkarlarına ters düşmektedir. Asıl amaçları, bir oldu bitti ile Türkiye ve Suriye’yi dolayısıyla da Rusya, İran ve Çin’i bu savaşın içine sokup karşı karşıya getirmektir. Böylelikle, batının çıkarlarına aykırı hareket eden Rusya, İran, Çin ve Türkiye bir savaşa girecek, o ülkeler elli yıl geriye gidecek, batının Ortadoğu’daki şımarık çocuğu saldırgan İsrail devletinin etrafı daha da güvenli hale getirilecek ve batı böylelikle bir taşla dört, beş kuş birden vurmuş olacaktır. Türkiye bütün iyi niyetiyle Suriye’deki katliamların son bulması için çabalarken yukarıda saymış olduğum hususlar konusunda da çok dikkatli olmalıdır. En son uçağımızın Suriye tarafından düşürülmesi olayı da yukarıda saydığım kirli amaçların bir parçası olabilir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti şimdiye dek bu krizi çok iyi yönetmiştir, fakat bundan sonraki yollar engebeli ve serttir. Unutmayalım ki, Suriye’ye tek taraflı bir askeri müdahale Pandorra’nın kutusunu açacak bölgesel bir savaşın ve belki de yeni bir dünya savaşının çıkmasına sebep olacaktır. Çünkü bu kutunun içerisinde sadece Suriye ve Türkiye olmayıp; ABD, Avrupa, İran, Çin, Rusya, Lübnan Hizbullahı, Hamas, PKK, Müslüman Kardeşler gibi aktörler ve diğer bölge ülkeleri de bu kutunun içerisinde bulunmaktadır.

 Değerli okurlarım, yazıma burada son verirken; Suriye, İsrail ve PKK terör örgütü arasındaki ilişkiyi de önümüzdeki yazımda sizlerle paylaşacağım.

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu