Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 1608 kez okundu.
Yazının Tarihi :   11 Nisan 2018 - 19:21:21

O, MECLİSİN YİĞİTLERİNDEN BİRİYDİ

Büyüt
Küçült
O, MECLİSİN YİĞİTLERİNDEN

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına önce İznik Lisesinde, daha sonra da İstanbul Eyüp Sultan, Kabataş Erkek, Beşiktaş kız, Pertevniyal Akşam Liselerinde devam etti. 1997 yılında Davutpaşa Akşam Lisesinden emekli oldu. Şişli Terakki Lisesi ve Özel Beyoğlu İtalyan Lisesinde de(1985-2005) ücretli olarak görev yaptı. Bir TV. Kanalında, “Yarınlara Doğru” adlı sohbet programını hazırladı ve sundu. Fatih Aktüel.com’da haftalık yazım hayatına devam etmekte.


 


      


          İLGİNÇ BİR SİMA
       Ankarada toplanan yeni mecliste bir Erzurum milletvekili vardı; o, I. Dünya Savaşında Kafkas cephesinde subay rütbesiyle Ruslara karşı savaşmıştı. 1918de Bitlis ve Karsın kurtuluşunda mücadele vermişti. Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurucuları arasında yer almış, Erzurum ve Sivas kongrelerine de katılmıştı. Ve dahi o, Misakı Millide imzası olanlar arasındaydı.
    O, bir yandan meclis egemenliğinin her şeyin üstünde olması gerektiğini savunuyor, bir yandan da, ülke yönetiminde geçmişteki hataların tekrarlanmaması için, bir grup arkadaşıyla birlikte mücadele veriyordu.
  Ona göre bu Millet, İstiklal Savaşında canı pahasına tüm imkânlarını seferber ederek ülkeyi nasıl kurtarmış ve istiklalini nasıl kazanmışsa, savaş sonrasında da, tek adam sultasına girmeden bağımsızlığını sürdürmeliydi. Millet, kendi egemenliğine dayanan bir yönetim biçimini hak etmeliydi.
 O, totaliter zihniyete ve zümre egemenliğine karşı olumsuz tavır almasına rağmen, ne yazık ki, muhalifleri tarafından saltanatçılık ve gericilikle suçlanmıştı.
 O, hükümetin yaptığı bir takım inkılâplardan yanaydı, ama baskıcı bir değişim istemiyor ve şöyle diyordu: Biz inkılâbı fikirle yapacağız ki, payidar olabilsin. Eğer kabadayı usulünü takip edersek, korkarım ki o zaman inkılâptan mahrum kalırız.”
          Kimdi O
      O, 1887de Elazığın Karakoçan İlçesine bağlı Kümbet köyünde dünyaya gelmiş, adını da Hüseyin Avni koymuşlardı. İlköğrenimden sonra, İstanbul-Vefa Sultanisini, takvimler 1912 yılını gösterirken de, İstanbul Hukuk Fakültesini bitirmişti.
  Hangi Namussuzluğumu Gördünüz?
İşte Meclisin bu muhalif adamı, İzmir suikastı soruşturmasında idamla yargılandı. Ama mahkeme onu suçsuz bulup, beraat kararı verince o, ağlamaya başlamıştı. Yargıcın: “ Niçin ağlıyorsunuz?” sorusuna o şu cevabı vermişti: “Bu güne kadar namusumdan emindim; fakat şimdi şüphe ediyorum.”  Bunun üzerine yargıç Kel Alinin: “Niçin” sualine karşı verdiği cevap daha da çarpıcıydı: “Hepsi de benden günahsız ve namuslu olan arkadaşlarımı astınız; bende ne gibi namussuzluk gördünüz ki, bu şerefli ölümü benden esirgediniz” diye karşılık vermişti.
 Eşinden Ayrılmalısın
  O, siyasi mücadelede saf dışı bırakıldıktan sonra ekmeğini aşını helal yollardan kazanmak için İstanbulda avukatlık yapmaya başladı. Bu arada, yakın tarihimizin önemli düşünürü olan Nurettin Topçu ile de yakın dost, hatta akraba olmuştu; çünkü Topçunun hanımı onun kızkardeşiydi.
  O, Topçunun Türkiyenin fikir dünyası için gelecekte önemli bir kişi olduğunu görüyor, ama bu konuda tıpkı bir fütürolog gibi, kız kardeşinin ona ayak bağı olabileceğini görüyordu. Bir gün Merhum N. Topçu ile başbaşa sohbet ederken ona şöyle diyordu: “ Nurettin, sen bu ülke için lazımsın.. Ama görevini yapabilmen için öncelikle kardeşimi boşamalısın..” Evet, onun vatan ve millet aşkının önünde kardeşi adeta bir engeldi…
  Gören Gözler
  Gün geldi, gören gözleri görmez oldu Hüseyin Avni Beyin.. Ama bu durumdan aile bireylerini haberdar ederek onları da üzmek istemiyordu.. Fakat bir aile reisi, gözlerinin görmemesini çoluk çocuğundan nereye kadar gizleyebilirdi? Belki birkaç gün, belki bir ay… Hüseyin Avni, bu halini bir yıl gizledi ve bir gün açık verdi; normal gören bir insanın devirmemesi gereken sofradaki bir eşyayı devirince dikkatleri üzerine çekti ve sonunda görmediğini söylemek zorunda kaldı. Evet, o, en önemli organının işlevsiz hale gelmesini bile aile efradından uzun süre gizli tuttu. Sırf onları üzmemek için.. 
Velhasıl
 İşte bu dik duruşlu, yiğit, sözünü budaktan esirgemeyen, ülke ve istiklal aşığı adam, takvimler 1948 yılını gösterdiğinde rahmet-i Rahmana kavuşup Dar-ı Bekaya göç eyledi. İstanbulun Beykoz semtindeki Küçüksu kabristanına defnedildi. Ruhu şad olsun..



 


E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Zehra Erzin
 
Yakın tarihimizden bir kesitle bu değerli zât-ı muhteremi bizlere tanıttığınız için size çok teşekkür ederiz sayın Şerif Ali bey . Allah cc kaleminize ve bileğinize kuvvet versin inşallah .
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



SÜPERLİG PUAN DURUMU
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://www.fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018