Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 2415 kez okundu.
Yazının Tarihi :   23 Şubat 2018 - 17:05:07

MEKKE ‘NİN FETHİNDEN ÇIKARACAĞIMIZ DERSLER

Büyüt
Küçült
MEKKE ‘NİN FETHİNDEN ÇIKARACAĞIMIZ

Mustafa GÜL




 


 



 Miladi 11 Ocak 630, Hicri 8. yılın20 Ramazanı. Mekkenin fethi. Tarihte eşine az rastlanır bu olaydan alacağımız bazı dersler var:


1- Asıl Hedef Gönüllerin Fethidir.


Fethin başlangıcı, gerçekleşmesi ve sonuçları bakımından dünya tarihinde büyük bir yer tutan olay.


10 000 kişilik ordunun komutanını biz tanıyoruz. Doğduğu, çocukluğu, gençliği, evliliği, 53 yıllık ömrünün geçtiği bu topraklardan ölümüne karar verildiği gece kaçarak kurtulan; gittiği şehirde rahat bırakılmayıp Bedirde  1000, Uhudda 3 000, Hendekte 10 000 kişilik ordularla üzerine saldırılan Rasulullah,  bugün muzaffer bir komutan  olarak şehre kan dökmeden giriyor.


Esir almak var mı? Yok.


Ganimet paylaşımı var mı? Yok.


El etek öptürmek var mı? Yok.


Şehri yağmalamak var mı? Yok.


Cariye ve köle almak var mı? Yok.


 İntikam almak var mı? Yok.


“Gelin buraya! Beni öldürmeye karar vermiştiniz. Elinizden zor kurtuldum. Medineye kadar beni takip ettiniz. Yetmedi üç sefer ordular toplayıp üzerime geldiniz. Hesabını verin.”


Dedi mi? Yok.


Mekkeden gittikten sonra evini satmışlar, parasını yemişler.


Peşine düştü mü? Yok.


Peki ne yaptı?


Affetti, bağışladı. Hiç kimseye dokunmadı.


Allahın son Nebisi böylece gönülleri fethetti.


Gönüller İslamla şereflendi.


Düşman ve katı kalpler yumuşadı. Huzura kavuştu.


İki yıl sonraki Veda Haccında, 150 bin kişi Arafatta Onu dinlerken gözyaşına boğuldu.


 


2-Amaç, Kan Dökmeden Sonuca Ulaşmak


Mekkenin fethinde Hz. Muhammedin komutan olarak da eşsizliğini ve büyüklüğünü görüyoruz.


Seferin yönünü çok gizli tutuyor. Eşi Hz. Ayşe dahil kimse nereye gidildiğini bilmiyor. Ordu toplanırken   hiç kimsenin Medineden dışarı çıkmasına izin verilmiyor. Her kabileden büyük bir katılımın olmasını sağlıyor. Bazıları yolda orduya dahil oluyor. İlerlerken sağa sola yön değiştiriliyor. Küçük seriyyeleri farklı taraflara göndererek son ana kadar asıl hedefin Mekke olduğu saklanıyor.


O barış elçisi, kan dökülmesini istemiyor veya en az kayıpla zafere kavuşmayı planlıyor. Gece vakti ulaşılan şehrin bütün çevresine ordu dağıtılıyor. İnsan sayısınca ateş yakılması emrediliyor. 10.000 ateşi gören Mekkeli, en az 30-40 bin askerin çevresini sardığını düşünüyor.


Telaşla ve korkuyla Nebinin çadırına koşan Mekkenin yöneticisi Ebu Süfyan, şehri  teslim etmekten başka çaresinin kalmadığını anlıyor. (O gece Müslümanlığı kabul ettiği de söylenir.) Sabaha kadar eve dönüşüne de izin verilmiyor.


“Ebu Süfyanın evine sığınanlar güvendedir!


Kabeye sığınanlar güvendedir!


Evlerine giren her Mekkeli güvendedir!” sesleri arasında  dönüp evine kapanıyor Mekke lideri.


Geceyi şaşkın ve korkuyla geçiren şehir halkının yapacak bir şeyi yoktur. Ne şehri koruyacak, toparlanacak bir zaman bulabilmiş, ne de başlarında bir komutan kalmış. O haşmetli, kibirli Ebu Süfyan, bir korkak gibi perdelerini çekmiş pencere kenarından Kabeye yürüyen o muhteşem orduyu seyretmektedir.


Kolu-kanadı kırılmış ve gafil avlanmış Mekke halkı, korkuyla evlerine gizlenip olacakları beklemektedir.


Tam da planladığı, düşündüğü ve de istediği bir sonuca kavuşmuştur büyük komutan. Tarihte eşine az rastlanır büyük bir zaferi  kan dökmeden elde etmiştir.


Başarısını da gönülleri fethederek kutlamıştır.


 


3- Kulluğu Unutmamak, Kusurlarımızı Telafi Edip Af Dilemek


Rasulullah Mekkeye girerken zafer kazanan bir komutanın görünümü, büyüklüğü, tepeden bakışı, “açılın kral geliyor!” tavrı yoktur.


Başını  devesinin boynuna kadar eğmiş gözyaşı akıtıyor. Dudaklarından:


“Estağfurullah, estağfurullah/Allahım beni bağışla/Allahım beni affet!”  cümleleri dökülüyordu.


Allahın elçisi:


“Siz beni doğduğum şehirden kovdunuz, fakat geri almasını bildim. Sekiz yıl gibi kısa bir  zamanda sizi yendim. Benim büyük bir adam olduğumu artık anlayın. Önümde diz çökün.” demeyecekti.


Demedi.  O, uyarıcı ve müjdeciydi. Merhamet sembolüydü. Böyle söylemek Ona yakışmazdı.  Fakat:


“Allahım, bu günleri de bize gösterdin, kan dökmeden bir zafer nasip ettin, şükürler olsun!” diyerek etrafa tebessümlü bir yüzle bakıp, sevinç gösterisinde bulunması gerekmez miydi?


Fakat hayır:


Gözyaşları arasında “Allahım beni bağışla!” diyerek dua ediyordu.


Allahın elçileri vahiyle yürür. Kendilerine ne indirildiyse onunla hareket ederler. “Nasr” Suresini okuduğumuzda bunu daha iyi anlıyoruz:


“1-Allahın yardımıyla Fetih(Mekke) gerçekleşip önün açılır da


2-İnsanların akın akın Allahın dinine girdiğini görürsen,


3-Rabbine yönel, hamdet ve BAĞIŞLANMA DİLE! O, tüm içten tevbeleri kabul eder.”


Nasr Suresinin Medinede, Hicri 7. Yılda yani Mekkenin fethinden az önce indiği kabul edilir.


Mekkenin fethini ve insanların kitleler halinde Allahın dinine girişini müjdeler. Ve bu fetih günü Nebinin nasıl davranacağını bildirir:


“Rabbine hamdet ve Ondan bağışlanma dile/ af dile/ estağfirullah de. O tevbeleri kabul edendir.”


Rasulullah ne yapıyor? Allahın emrini yerine getiriyor. Gözyaşları içinde Allahtan af diliyor.


Nasr  Suresini okurken hiç düşündük mü? Büyük bir zafer kazanılmış, insanların gönülleri fethedilmiş bölük bölük İslama giriliyor. Bu durumda sevinç çığlıkları atıp, davullar çalıp, şenlikler düzenlenir değil mi? Fakat savaşın komutanı  af diliyor, gözyaşı döküyor?


Neydi kusuru?


Diyanetin son çıkan 5 ciltlik tefsirinde bu ayet şöyle yorumlanıyor:


“Hz. Peygamberin günahtan korunduğu bilinmektedir (ismet). Buna rağmen ona Allahtan af dilemesi emredildiğine göre bunun manası ya ümmeti için, onların adına af dilemesi veya-günahtan uzak dursa bile- Allahtan af dilemek kullukta kemalin gereği olduğu için “Allah karşısında alçak gönüllülük sergilemesi, her şeye rağmen ibadetlerini mükemmel görmeyip bu sebeple Ondan af ve özür dilemesidir.”


Görüldüğü gibi ayetteki “Allahtan mağfiret dile” emri Nebiye yakıştırılamıyor. Peygamberler ismet sıfatına sahiptir, yani günahsızdır, yani hiçbir kusur işlemez. O halde niçin af dilesin. Olsa olsa… diyerek başka gerekçeler sıralanıyor.


Nebiler hata yapamaz mı, kusur işleyemez mi?


Hz. Ademin(Araf,7/22);


Hz. Nuhun(Hud,11/46);


Hz. Musanın(Kasas,28/15);


Hz. Davudun(Sad,38/24);


Hz. Yunusun(Enbiya,21/87)


Yukarıdaki ayetlerde belirtildiği üzere işledikleri kusurlardan dolayı Allah tarafından uyarıldıklarını görüyoruz. Bu ikazları alan nebiler de hemen tevbe etmiş ve tevbeleri kabul edimiştir.


Hatem-ül Enbiya Hz. Muhammedin de bir kul olarak bazı hataları olmuştur.


Abese, Tahrim, Tevbe, Bakara gibi surelerde yapılan uyarıları okuyoruz.


Peki Nasr Suresindeki bağışlanma dileği, hangi kusurundan dolayıydı?


İniş sırasına göre ilgili ayetlere baktığımızda bunu anlayabiliriz.


1-      Hicri 1. Yılda, Bedir savaşı öncesi 92.sırada inen Muhammed Suresinin 4. ayeti: 


“Düşmanla savaş alanında karşılaştığınızda, boyunlarını vurun. İyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da alınan esirleri sımsıkı tutun. Daha sonra savaş esirlerini ya karşılıklı (bedel alarak) ya da karşılıksız serbest bırakın.”


2-      Hicri 2. Yıl, Bedir Savaşı sonu, 95. sırada inen Enfal Suresinin 67. ayeti:


“Kıran kırana yapılan bir savaş sırasında, düşmanı iyice etkisiz hale getirmeden, hiçbir Nebinin esir alma hakkı yoktur. Siz dünya malını istiyorsunuz.”


Bedir Savaşı öncesi inen ayette müminlere bir yol haritası çiziliyor. Savaşta kesin bir  zafer  elde etmeden ganimet için hemen esir almayın deniliyor. Bu ayette ayrıca alınan esirlere nasıl davranılacağı açıklanıyor. Onları bedelleri karşılığında, bedel ödeyemiyorlarsa bedelsiz serbest bırakın.(Bu ayet aslında, köle ve cariyeliğin kaldırıldığının kesin delilidir.)


Bedir Savaşı sonunda inen Enfal Suresinde ise Nebi ve arkadaşları yaptıkları yanlıştan dolayı ikaz ediliyor, uyarılıyor,” yanlış yaptınız” deniliyor. Bedir Savaşı sırasında düşman bozguna uğratılmış kaçıyor. Düşman perişan olmuş, ellerinde derman kalmamış, savaşacak cesaretleri gitmiş. Niçin onları Mekkeye kadar kovalamadınız. Mekkeyi  o gün fethedebilirdiniz. Daha sonraki saldırılara da uğramazdınz. Siz ne yaptınız, dünyalık için, ganimet için, mal mülk için acele ettiniz hemen esir almaya başladınız. Halbuki daha önce gönderilen ayette savaş sırasında nasıl davranacağınız açıkça bildirilmişti: “Savaşta düşmanı iyice bozguna uğratıp, sonra esir alın.”


Burada Nebinin kusuru, komutan olarak savaşı yarıda kesip,  ganimet peşine düşen ordusuna müdahale etmemesidir.


3-      Hicri 6. Yıl, Hudeybiye Antlaşması sonu, 110. Sırada inen Fetih Suresinin 1 ,2, ve 3.ayetleri:


“Elbette sana tartışmasız bir fethin önünü açan Biziz. Bu sayede Allah, senin geçmiş ve gelecek tüm hatalarını bağışlayacak; ve sana olan nimetini tamama erdirecek ve seni dosdoğru bir yola yöneltecektir. Nihayet Allah seni, saygın ve müstesna bir zaferle destekleyecektir.”


4-      Hicri 7. Yıl, Mekkenin fethinden az öce, 111. sırada inen Asr Suresi.


Hudeybiye Antlaşmasıyla bir barış ortamı doğmuş. Her tarafa tebliğciler gönderilmiş. İnsanlar İslamla tanışmış. Artık akın akın İslama koşuyor.


Bedir Savaşından sonra 6 yıl geçmiş. Nebi ve arkadaşlarının Bedirde erken davranıp esir alması sonucu geciken Mekkenin fethi ufukta görünmüş. Fetih Suresinde bunun müjdesi veriliyor, Asr Suresinde de o gün yapılacaklar dile getiriliyor.


İşte Mekkeye girerken, bize biraz garip gelse de ayetlerin ışığında yürüyen Rasulullahın farklı davranması düşünülemezdi:


“Allaha hamdedip bağışlanma dileyecek, “beni affet” deyip, gözyaşı   dökecekti.


 


 


 


 


 

E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



SÜPERLİG PUAN DURUMU
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://www.fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018