Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 691 kez okundu.
Yazının Tarihi :   06 Eylül 2017 - 16:35:22

HÜZNÜ DE YAŞAMALI İNSAN, YALNIZLIĞI DA

Büyüt
Küçült
HÜZNÜ DE YAŞAMALI İNSAN, YALNIZLIĞI

Hüseyin Demir

Hüseyin Demir


Yalnızlık insan için bazen istenen, bazen de istenmeyen bir durumdur. Bu farklılık insanların yalnızlığı yaşayış biçimleri ile alakalıdır.


Bazen insanlar huzur bulmak için yalnız kalmak isterler. Bazen de yalnızlık çok üzücü bir durum olabilir.


Yalnızlık güzeldir. Zira insan, yalnızlıklarında kendine eğilir, kendini dinler, bilmediği birçok şeyi öğrenir. Arkadaşlarına ya da başka insanlara ihtiyacı olduğunun farkına varır. Sosyal bir canlı olduğunu, toplumdan ayrı bir yaşam süremeyeceğini anlar.


Bütün bunlara rağmen insanlar genelde yalnızlıktan kaçınır, yalnız kalmak istemez. Çünkü yalnızlık her zaman hoş bir durum değildir: insan kendini kötü hisseder, yarım hisseder. Mutluluğunu paylaşacak kimse yoktur, üzüntüsünü de.


Bazen de insanın kendisi yalnız kalmak ister. Çünkü kendini bulmak, huzur bulmak ister. Belki de tek çareyi yalnızlıkta bulur. Başkalarına kızdığı için ya da başkalarından bıktığı için, korktuğu için yalnız kalmak ister insan. Yalnız kalmak istemek için birçok sebep bulunabilir ancak ne olursa olsun insan burada yalnızlığı kendisi seçer.


İnsanların yalnızlığı seçmesinin nedeni bazen kendini bulmak istemesi ve kendine yönelmesidir. Bu durumda insan kendi kendine arkadaş olur. Ancak zamanla insan yalnızlıktan sıkılır ve yine insan içine karışma ihtiyacı hisseder.


En zor yalnızlık ise insanın sevdiğinden ayrı kaldığı yalnızlıktır. Artık insan, o insanın olmayacağını bile, bile yaşamanın verdiği büyük acıyla doldurur yalnızlığını.


Yalnız kalmanın nasıl bir his olduğunu çok iyi bilirim. Dünyadaki en kötü yalnızlık, yanlış anlaşılmaktan ötürü yalnız bırakılmaktır. Bu durum insanın gerçekle bağlarını koparabilir. Bir insan düşünün, tek başına kalmıştır, dünya onu korkunç bir şekilde kendi haline bırakmıştır; insanlar onu ilgilendirmemeye başlamış, hatta kendisi bile kendisini ilgilendirmez olmuştur.


Dış dünyayla ilintisizliğin ve yalnızlaşmanın giderek büyüyen havasızlığında yavaş, yavaş boğulmaya başlamıştır. Çünkü artık ortada öyle bir durum vardır ki, yalnızlık ve bağımsızlık, istek ve amaç olma özelliğini yitirmiş, bir yazgıya ve bir mahkûmiyete dönüşmüştür. Ve artık tek başına bırakılmıştır insan. Davetler, armağanlar, sevimli mektuplar alıyorsa da kimse onun yanına fazla yaklaşayım demiyor, kimseyle bağlantı kuramıyor, yaşamını paylaşmaya istekli ve yetenekli biri çıkmıyor. Yalnızlık atmosferiyle, sessiz bir atmosferle sarılıp kuşatılmıştır; Çevre elinden kayıp gitmiş, başkalarıyla ilişki kurmasını önleyen ve hiç bir istem, hiç bir özlemle giderilemeyen bir güçsüzlük, üzerine çullanmıştır.


Ve kalbi şu sıralar bir sonbahardır. Sanki zorlu bir kışa hazırlanıyor. Hiçbir mevsimin yaşayamadığı bir hüzün mevsimini yaşıyor kendi içinde. Hüznün getirdiği yalnızlığı, yalnızlığın getirdiği hüznü yaşarken, hüzünle yaşamayı bilmeli insan, kalbi hüzne alışmalı insanın ama asla yalnızlığa değil.


Her sonbaharda yapraklar dökülürken durup izleyebilmeli insan. Düşünmeli aslında hayatın da, gerçeklerin de böyle olduğunu.


Herkes mutlu Olmak ister; sevgiyi, güzelliği güzel bir şekilde tatmak ister ama hep


Mutluluğu mu tatmalı insan, hüznü de tatması gerekmez mi?


Her mutluluğun arkasında hüznü de aramayı bilmeli insan, alışmalı buna. Kalbi her kırıldığında dayanmayı bilmeli. Yalnız kaldıkça hüzünlenmeli, yalnızlığa alışmadan belki de dost olmalı hüzünle insan. En yakın arkadaşı olmalı hüzün, sevmeli onu, mutluluğu nasıl seviyorsa. Her insan hüznü yaşar küçük ya da büyük. Her insan hüznün içindedir. Çünkü sevdikçe gider sevdiklerimiz, kursağımızda kalır mutluluğumuz.


Ve bilmeli insan her sonbaharda yapraklar kuruyup terk eder ağacı, hatırlamalı insan, yazları yeniden ağaçlar da açacak yaprakları.


Düşünmeli, hayatta tek düşen sen değilsin, demeli kendine. Yalnızlığa alışmamalı insan ama hüznü yaşamalı.


Sen de şimdi sonbaharda bir yapraksın ama yazları hatırla, mutlaka bir gün geri geleceksin.


Ve bilmeli insan, sevinciyle, mutluluğuyla, derdiyle, kederiyle hayatın, hayat olduğunu. Hüzünsüz, kedersiz, dertsiz bir hayatın yerinin bu dünya değil öte dünya olduğunu.


Onun için hüznü yaşasa da insan, hüzne teslim olmamalı, yalnızlığı yaşasa da insan yalnızlığa teslim olmamalı.


Selam ve dua ile…


03-09-2017

E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://www.fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017