Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 412 kez okundu.
Yazının Tarihi :   01 Ocak 2018 - 20:04:36

BİR DENSİZ VE ŞANLI PAŞAMIZ

Büyüt
Küçült
BİR DENSİZ VE ŞANLI

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına önce İznik Lisesinde, daha sonra da İstanbul Eyüp Sultan, Kabataş Erkek, Beşiktaş kız, Pertevniyal Akşam Liselerinde devam etti. 1997 yılında Davutpaşa Akşam Lisesinden emekli oldu. Şişli Terakki Lisesi ve Özel Beyoğlu İtalyan Lisesinde de(1985-2005) ücretli olarak görev yaptı. Bir TV. Kanalında, “Yarınlara Doğru” adlı sohbet programını hazırladı ve sundu. Fatih Aktüel.com’da haftalık yazım hayatına devam etmekte.

          


           Bir kukla ve Bir Tweet  
       Adını anmaktan imtina ettiğim, densiz ve şuursuz bir B.A.E. Dışişleri Bakanının tweeti, ne yazık ki, geçtiğimiz günlerde gündem oluşturmuştu.
     Bu adam bir tweet atmış ve bu tweet ile Medine Müdaafası kahramanı olan Fahreddin Türkkan Paşamızı hırsızlıkla suçlamış.1916da Medine-i Münevvere halkının haklarına tecavüz ettiğini, onların mallarını çaldığını, Şamdan İstanbula Seferberlik ilan ederek, Medinedeki el yazması eserleri çaldığını iddia etmişti.
 
      Oysa Kimdi O Paşamız
     Oysa o merhum Paşamız, Şerif Hüseyinin ihanetiyle tüm İngiliz
güçlerine karşı direnen paşaydı.
 Medinenin çekirgeler tarafından istila edilişini fırsata dönüştüren ve kıtlığa çözüm getiren paşaydı o.
     Askerlerine; Peygamber Efendimiz döneminde de, Hicazda çekirge istilasının yaşandığını ve sahabenin çekirge yediğini söyleyerek    Mehmetçiğimize, kavurma değil; severek çekirge yediren, onları kurutup unundan pişirilen ekmeklerle de askeri besleyen paşamızdı o.
     Hurma çekirdeklerini de öğütüp erata (erlerine) çorba yaptırarak kıtlıkla başa çıkan paşaydı o.
 
     Seni, Asla Bırakmayız Ya resulallah!
 
   Yorgun, bitkin yiğitleriyle ilây-ı kelimetullah uğruna, bir yanda kıtlık, bir yanda salgın hastalık ve bir yanda da düşmanla savaşan paşaydı o.
Askerlerinin en ümitsiz olduğu anlarda bile onlara şu sözlerle moral veren paşaydı o:
“……Askerlerim!
Medinenin enkazı ve nihayet Ravza-i Mutahharanın yeşil türbesi altında,
kan ve ateşten dokunmuş bir kefenle gömülmedikçe; Medine-i Münevvere kalesinin burçlarından ve nihayet Mescid-i Saadet minareleriyle yeşil kubbesinden al sancağı alınmayacaktır! Allahu Tealâ bizimle beraberdir!
Şefaatçimiz Onun Resulü, Peygamber Efendimizdir.
Ey bütün tarihi eşsiz kahramanlarla; şan ve şerefle dolu
Osmanlı ordusunun yiğit zâbitleri! (…..)
    Yiğit Mehmetçiklerim, kardeşlerim, evlâtlarım!
Gelin hep beraber Allahın ve işte huzurunda huşû ve aşk içinde gözyaşları döktüğümüz Peygamberin (s.a.s) karşısında, aynı yemini tekrar edelim ve diyelim ki: “Ya Resulallah, biz Seni bırakmayız!
 
     Affet Beni Ya Rab!!
    Cemal Paşa vermişti ona, Medineyi müdafaa görevini. O da, Medineye vasıl olur olmaz, işgalcilerin elinden kurtarıp şehri kontrol altına almıştı.          Medineyi tam 2 yıl 7 ay asilere ve İngiliz işgalcilere teslim etmedi. Zor şartlara rağmen, askerinin gözünde hep dimdik duran Fahrettin Paşa,
Geceleri de Mescid-i Nebîye gidiyor ve orada sabahlara kadar gözyaşı döküyordu. Peygamberinin (s.a.s) manevi huzurunda Ona:
Ya Resulallah, Seni nasıl bırakırım... diyordu.
    Diyordu, ama içerideki işbirlikçi ve hainlerin, emperyalist ve zalim İngiliz askerlerinin karşısında fazla dayanamamıştı.
   Ve tarih 27 Ocak 1919u gösterirken O, Ravza-i Mutahharaya doğru döndü, secdeye kapanırken, kabzasından çıkardığı kılıcını yere bıraktı.
   O kılıcı düşmana teslim etmeyen o yiğit adam, bir yandan hıçkırıklarla ağlıyor, bir yandan da:
Allahım, ben sözümü tutamadım. Ne olur, Sen beni affet! diye yakarıyordu. Gözyaşları akarken:
Sen de affet beni, ya Resulallah! diyordu.
   Rauf Orbayın imzaladığı, Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince “Ordumuzun dağıtılması” kuralına karşı çıkan ve ordusunu dağıtmayan iki paşamızdan biri Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa idi.
    İşte bu yiğit komutan ve güzel insan, takvimler 22 Kasım 1948 tarihini gösterirken rahmet-i Rahmana kavuştu.
Allah rahmet eylesin, ruhu şad olsun.
 
   Yüreklerimiz Yanıyor
   Birileri; tarihten habersiz bazı gafiller, Vandallar, işte bu yiğit adama, fildişi kulelerinden taş atıyor.. Kınıyoruz ve lanetliyoruz onları..
     Evet, böylesi pis kokular bizi rahatsız ediyor. Zulme seyirci olanları ve de destek olanları hep lanetliyoruz.
  Birkaç sene önce de sitem etmiştik birilerine…..
Hani şu vaktiyle Afrikanın Cibutisinden getirilip de, Suud yönetimini ellerine geçirenleri de kınamıştık.
   Mısırdaki darbeye, Suud yöneticilerinin maddi ve manevi destek vermesi bizleri hadsiz üzmüştü de sitem etmiştik.
  O zamanlar Mekke ve Medineyi, kendilerini “Hadimül- Haremeyn”; yani iki şehrin hizmetçisi olarak gören atalarımızın göz bebeği olan Mekke ve Medineyi hatırlamıştık.
  O zamanlar, Beytullahın (Kabenin) hemen yanıbaşında dev gökdelenler; Zemzem towerler, Hiltonlar, Sheretonlar yükselmesi içimizi sızlatmıştı.
  20.yüzyıla gelinceye dek, 400 yılda Hadimüı- Haremeyn olan atalarımın yaptığı tarihi eserlerin yerlerinde, yeller estiği için yüreğimiz yanmıştı ve hala yanıyor.
   Meselâ; 2011 yılında 15 milyar dolara inşa edilen bir yapı, Kabeye tepeden bakarken; 1781 yılında dedelerim Osmanlılar tarafından Mekkeyi korumak için inşa edilen Ecyad Kalesinin yerine bağdaş kurmuş olması bizi kahretmişti.
 Müminlerin annesi Hz. Haticenin evinin,  umumi tuvaletlere yer açmak için feda edilmiş olması bizleri kahretmişti.
  Hz. Peygamberin büyük dostu, mağara arkadaşı Hz. Ebu Bekirin evi, yer ile yeksan edilip, Onun yerine Hilton Otelinin taht kurması; pek yakında da, Kanuni ve 4. Murat dönemlerinde yapılan revakların, kemerlerin yerlerinde yeller esecek olması bizleri hadsiz derecede üzmektedir.
   Tarihe, sanata, maziye değer vermeyen bir anlayışın icraatlarıyla dozer ve kepçelerle, dev matkaplarla her şeyin yakılıp yıkılması, o mübarek mekanların toz duman edilmesi, bizi çok mu çook üzüyor..
   Üzüntülerimizin dillendirilmesine, vandalist eylemlerin eleştirilmesine de:
Devlet otoritemizin kararına kimse karışamaz, diye cevap verilmesi bizleri kahrediyor..
       Kınıyoruz Ve Sitem Ediyoruz
   Evet, sitemimiz var; tüm bühtancılara, tüm kuklalara..
Kınıyoruz, Mekke ile Kâbenin ilişkisini kesenleri.
Sitemimiz var; Mekkeyi Kâbeye, Kâbeyi Mekkeye hasret bırakanlara.
   Sitemimiz var; Kâbemizi, yabancı sermayenin otellerine kuşattıranlara.
    Sitemimiz var; metrekaresi 43 bin dolarlarla dünyanın en yüksek emlak piyasası olan Monacoyu 200 bin dolarlarla geride bırakan ve Mekkeyi bir rant merkezi haline getirenlere
Sitemimiz var; tarihin, ecdadımızın eserlerinin katillerine.
Sitemimiz var; bu tarih cinayetine seyirci ve sessiz kalanlara….
    Suudun devairi resmiyesinde boy boy isim ve resimlerini teşhir edenlerin, revaklarla birlikte Hz. Peygamberin ve hulefa-i- raşidinin adlarını yok edecek olanlara sitemimiz var.
    Kırgınlık ve hüzünle bakasımız var; bir zamanlar adı “Darüsselâm” olan kapının adını “Melik Abdülaziz” diye değiştirip karşısına kralın “Tower”ını(!) dikenlere.
  Sitemimiz ve kınamalarımız devam edecek birilerinin icra ettiği bu “KÜLTÜREL VANDALİZMe…
 
   Maduro da Bize Katılıyor
    Evet, böylesi gafil ve densizlere, Aralık 2017de İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısına katılan Venezuella Devlet Başkanı Maduro da, sitem etmiş ve o da bizlere katılarak bu gafilleri kınamıştı.
 Hatırlayalımİ Kudüs ve Filistindeki katliam ve vahşet vesilesiyle bu Cibutililere, bu vandallara, bu kuklalara Maduro şöyle seslenmişti:
‘Ne zaman uyanıp Filistin halkının sesine kulak vereceksiniz?
  “Yerin dibine batsın resmi açıklamalarınız.
Yerin dibine batsın uluslararası protokolünüz. Artık harekete geçmelisiniz.
Filistin halkının katillerine cevap vermelisiniz. Katilleri durdurmalısınız” demişti. 
 Velhasıl
Evet, biz bu vandalları, kuklaları iyi tanıyoruz artık. Ve onları kınıyoruz.
 Coğrafyamızın bu Vandallardan, bu kriptolardan tez zamanda temizlenmesi, el etek çekmesi için dualar ediyoruz Rabbimize.
 Rabbimizin şu fermanına da gönülden iman ediyoruz:
“ İnanmayanlar İsaya tuzak kurdular; ama Allah onların tuzaklarını boşa çıkardı: çünkü Allah, tuzak kuranların tümünün üstündedir.” ( Âl-i İmran, 3/54)

 


 


 


 


 


 


 


 

E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://www.fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018